İnsan, tarih boyunca kendisini görünmeyen tehlikelere karşı koruma ihtiyacı hissetmiştir. Bu korunma biçimlerinden biri de halk arasında "nazar" olarak adlandırılan inançtır. Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Niğde'de de nazarın insanlara, hayvanlara, ürünlere ve hatta eşyalara zarar verebileceğine inanılır. Bu nedenle nazardan korunmaya yönelik pek çok gelenek ve uygulama günümüze kadar ulaşmıştır.
Whatsapp Image 2026 06 27 At 08.05.49
Halk arasında güzel, sağlıklı veya dikkat çekici bir varlık görüldüğünde "Maşallah, nazar değmesin." denilmesi bu inancın en yaygın yansımalarından biridir. Nazar, genel anlamıyla kıskançlık, hayranlık veya haset duygusunun bakış yoluyla olumsuz bir etkiye dönüşmesi şeklinde değerlendirilmektedir. Atalarımızın, "Nazar deveyi kazana, insanı mezara sokar." sözü de bu inancın toplum hafızasındaki güçlü yerini göstermektedir.
Yıllar önce Çamardı'nın bir köyünde katıldığım bir düğünde bu inancın canlı bir örneğine şahit olmuştum. Kucağındaki bebeğiyle düğüne gelen genç bir anne, kayınvalidesi tarafından telaşla uyarıldı. "Bu çocuğu neden getirdin? Burada nazarı kuvvetli bir kadın var." diyerek bebeğin yüzüne biraz kül ve çamur sürdü. Böylece çocuğun dikkat çekmeyeceğine ve nazardan korunacağına inanılıyordu.
Niğde'de nazara karşı uygulanan yöntemlerden biri de kurşun dökme geleneğidir. Üzerlik tütsüsü, nazar boncuğu, hayvan kafatası, at nalı, şap taşı ve muska gibi uygulamalar da halk kültürünün önemli parçalarıdır.
İslam inancına göre ise nazardan korunmanın en önemli yolu Felâk ve Nâs sûreleri ile Âyetü'l-Kürsî'yi okumak, Allah'a sığınmak ve O'na tevekkül etmektir. Halk kültüründeki uygulamalar ise kültürel mirasın önemli örnekleri olarak değerlendirilmektedir.
Nazar inancı, Niğde'nin zengin halk kültürünün önemli unsurlarından biridir. Geçmişten günümüze ulaşan bu gelenekler, kültürel hafızanın yaşatılması bakımından büyük önem taşımaktadır.
Allah işlerimizi nazardan, yollarımızı düşmandan, gönlümüzü kötülükten muhafaza eylesin.
Mehmet Baş