Bir beldeyi vücuda getiren yalnız insanlar değildir. Bazı diyarlar vardır ki onların hakikî kurucusu dağlardır. İnsan, onların eteğine sonradan gelir; evini yapar, tarlasını sürer, sürüsünü otlatır ve nihayet ömrünü tamamlayıp yine onların bağrına emanet edilir. Dağ ise yerinde kalır; nesiller değişir, devletler yıkılır, medeniyetler birbirini takip eder, fakat o aynı vakar ve sükûnet içinde semaya yükselmeye devam eder.
Çamardı'nın mukadderatını tayin eden en büyük kudret şüphesiz Aladağlar'dır. Toros silsilesinin en muhteşem kollarından biri olan bu azametli dağlar, yalnız coğrafî bir kütle değil; Anadolu'nun tabiî hafızası, taşlaşmış destanı ve zaman karşısındaki sarsılmaz iradesidir.
Sabahın ilk ışıkları Demirkazık'ın heybetli zirvesine düştüğünde, insan tabiatın sessiz ihtişamı karşısında hayret ve huşû arasında kalır. Zirveler, güneşin ilk ziyasıyla evvela gümüşe, ardından altına çalan bir renge bürünür. Vadiler henüz geceyi bağrında saklarken, yüksek kayalıklar yeni bir günün müjdesini semaya ilân eder. Bu manzara yalnız gözle görülmez; ruhla idrak edilir.
Asırlar boyunca çobanların, avcıların ve konargöçer Türkmen obalarının uzaktan selâmladığı bu heybetli zirve, bugün de dağcıların erişmeyi arzuladığı en müşkül menzillerden biri olmayı sürdürmektedir. Ne var ki Demirkazık'ın büyüklüğü yalnız yüksekliğinde değildir. Onun asıl azameti, insana kendi küçüklüğünü idrak ettiren vakur duruşundadır.
Dağlar insana konuşmaz; fakat çok şey öğretir. Sabrı, metaneti, tevekkülü ve ölçüyü… Belki de bu sebeple Toroslar'ın eteklerinde yaşayan insanlar, asırlar boyunca tabiatla mücadeleyi hayatın ayrılmaz bir cüzü olarak kabul etmişlerdir. Sert geçen kışlar, kısa süren yazlar, dik yamaçlar ve uzun yayla yolları, Çamardı insanının karakterini yoğurmuş; ona kanaati, dayanışmayı ve çalışmayı öğretmiştir.
Aladağlar'ın bağrında uzanan vadiler, ilkbaharın gelişiyle bambaşka bir âleme inkılâp eder. Karların çekildiği yamaçlarda türlü renklerde çiçekler boy gösterir; pınarlar gürül gürül akmaya başlar; yükseklerden süzülen buz gibi sular, vadilere hayat taşır. Yaz mevsiminde ise yaylalar, sürülerin çan sesleriyle şenlenir. Çobanların uzaklardan yankılanan nidâları, rüzgârın uğultusuna karışarak Toroslar'ın ezelî musikisini meydana getirir.
Bu dağların en dikkate şayan tabiî teşekküllerinden biri de Cımbar Boğazı'dır. Bu dar geçit, tabiatın sabırla işlediği büyük bir sanat eseridir. Yüksek kaya duvarları arasında uzanan bu boğaz, yalnız bir kanyon değil; milyonlarca senelik jeolojik hadiselerin taşta billûrlaşmış hâlidir. Her kaya katmanı, yeryüzünün uzun hikâyesinden kopup gelmiş sessiz bir sahifeyi andırır.
Çukurbağ ve Demirkazık köyleri ise Aladağlar'ın eteğinde kurulmuş tabiat ile insanın ahengini muhafaza eden müstesna yerleşimlerdir. Bu köylerde hayatın ritmini hâlâ mevsimler tayin eder. Baharın gelişi, yaylaya hazırlığın; güzün serinliği ise dönüş yolculuğunun habercisidir. Modern dünyanın sürati buralara uğramış olsa da tabiatın kadim nizamı hâlâ hükmünü icra etmektedir.
Aladağlar yalnız dağcıların yahut seyyahların uğrak mahalli değildir. Burası aynı zamanda Anadolu'nun en zengin tabiî hazinelerinden biridir. Nice endemik nebat, yalnız bu yüksek mıntıkalarda neşv ü nema bulur. Kartalların göklerde süzüldüğü, yaban keçilerinin sarp kayalıklarda dolaştığı bu muhit, yaratılışın ihtişamını bütün berraklığıyla sergileyen büyük bir açık hava mektebidir.
İnsanoğlu bazen şehirlerin gürültüsü içinde kendi sesini işitemez. Fakat Aladağlar'ın sükûtu insana yeniden kendisini dinlemeyi öğretir. Zirvelerde esen rüzgâr, yalnız çamların dallarını değil, insanın zihnindeki fazlalıkları da savurur. Bu sebeple Aladağlar'a çıkanlar yalnız yüksek bir dağa değil, aynı zamanda kendi iç âlemlerine doğru da bir seyahate çıkmış olurlar.
Çamardı'nın ruhunu anlamak isteyen kimse evvela Aladağlar'ı anlamalıdır. Çünkü bu beldeyi şekillendiren tarih kadar coğrafya, insan kadar tabiat, emek kadar sabırdır. Toroslar'ın bu vakur tacı, binlerce yıldır Çamardı'nın üzerinde bir muhafız gibi durmakta; geçmişi muhafaza ederken geleceğe de sessizce istikamet göstermektedir.
İşte bundan dolayı Aladağlar, yalnız taş ve kayadan ibaret bir silsile değil; Çamardı'nın ruhunu yoğuran en büyük mektep ve en kadim mürşittir.
Mehmet Baş
GÜNCEL
SPOR
SAĞLIK
YAŞAM
ALTUNHİSAR
SİYASET
ASAYİŞ
BOR
Çamardı'nın Ruhu
Mehmet BAŞ
Yorumlar