Benim hayatımın ilk sekiz yılı Torosların eteğinde geçti. İlkokul ikiye kadar oradaydım; birleştirilmiş sınıflarda okur, okula her sabah bir parça odun bir parça tezek ile giderdim.
Kafamı sıfır numara traş ettirir, sabahları bit muayenesinden geçerdim. Ayaklarımda kara lastik, üstümde siyah önlük vardı. Öğlenleri yuka ekmekle pekmez yerdim, tandırlarda şepe yağlatırdım. Kızlar "Güvercinim süt beyaz, yine geldi bahar yaz..." diye türkü söylerlerdi. Düğünler üç gün olur, cuma günü dama bayrak dikilirdi.
Annelerimiz halı dokur, inek sağar, bahçede ot yolar, elma ağaçlarını sularlardı. Soframızda tarhana çorbası, bulgur pilavı, çalkama olurdu. Kadınlar yazlık ve kışlık yufka ekmek yapar, sulayıp sofraya koyarlardı. Evlerimiz kerpiçtendi; kar yağdığında kürür, yağmur yağdığında yuvardık.
Akşamları çocuklarla kovalamaç, patır çıtır, lık, çelik değnek oynardık. Çelik değnek oynarken "Elif be te, indim köye, köyde bir katır, zırlar yatırın" derdik. "El el elepe, indim gitti Halep'e, Halep'te bir ayı var, ayı beni korkuttu, sağ kulağını sarkıttı" diye tekerleme söylerdik. Kadınların ürkünde gavurga kavururlardı. Köyde bir ölmüş olsa haftalarca televizyon açılmazdı. Yazının özünde inek güder, ceviz oynardık. Öğlene doğru özde çimerdik. Baharları dağın eteğine nevruz, çiğdem toplamaya giderdik.
Köyde kahvede büyükler domino oynarlar, bize oralet ısmarlarlardı. Ramazan’da er ekmeği kalkar, Kadir ile arife orucunu tüm çocuklar tutardık. İftara Yeğnioluk'tan su getirirdik. Yaşlı kadınlar masal anlatır, dizlerinin dibine oturur dinlerdik. Cuma günü motorların römorkuna doluşur ilçeye pazara giderdik. Akşam oldu mu köyün içinden dağılan sürülerin çan sesleri gelirdi. Yaz gelince köylüler Torosların yukarısına doğru yaylaya göçerler, kara çadırlar kurarlardı.
Şimdi o günler bir daha dönmemek üzere gitti. Biz de şehirlerin betondan kafeslerinde yaşamaya çalışıyoruz; çoğu zaman geldiğimiz yeri ve gideceğimiz yeri unutarak...
Mehmet Baş
TARIM
EKONOMİ
GÜNCEL
ÇAMARDI
SAĞLIK
ASAYİŞ
ULUKIŞLA
SİYASET
SPOR
BOR
YAŞAM
EĞİTİM
Eski Zamanlar
Mehmet BAŞ
Yorumlar