Peygamber efendimiz Aleyhisselam Medinei Münevvereye hicret ettiklerinde, kendi evleri yokken ve Eyüp Sultan hazretlerinin misafiri iken ilk iş olarak Mescidi Nebevi’nin temellerini atmış, bu mübarek mabedin temeline ilk taşı mübarek elleriyle bizzat kendi koymuştur. O sevgililer sevgilisi Aleyhisselam bir hadisi şerifte mealen: “Kim kuş yuvası kadar da olsa bir mescit yaparsa, Allahü Teala da ona cennette bir ev yapar.” Buyurmuştur.
Hazreti Ömer efendimizin bir adeti şerifleri vardı. Camiye herkesten önce giderdi. Bir gün erkenden sabah namazına giderken önünde hızlı hızlı camiye giden bir çocuk görür. Arkasından seslenir. Ey çocuk! Sen daha küçük bir çocuksun, akil baliğ bile olmadın. Namaz sana farz olmamışken neden böyle hızlı hızlı camiye koşarsın? Çocuk bir yandan yürürken, bir yandan da cevap verir Hazreti Ömer’e: “Ben neden koşmayım ki, daha dün benden küçük bir çocuğun cenazesi vardı. Ölüm, büyük küçük ayırmıyor ki…
Camiler, huzurun ve güvenin kaynağıdır. İki cihan saadetine giden yol, camilerden geçmektedir. Büyükler, suyun aktığı yönden döküleceği yer bellidir. Camiye giden, Cennet’e gider.’’ buyurmuşlardır. Camiler, Allahü Teâlâ’nın evleridir. Camiler, Cennet’in yeryüzündeki izdüşümleridir. Camiye gelenler, Allahü Teâlâ’nın misafirleridir. Her şeyin sahibinin cömertliğini düşünün, acaba misafirlerine nasıl ikramlar, ihsanlar yapar… Allahü Teâlâ bütün kullarını davet etmiş, hiçbirini ayırmamıştır. O’nun elçileri, bütün insanları cennete çağırmıştır. Cennetin sahibi orayı kendi şanına layık bir surette döşemiş, davetine icabet edenlere ikram etmiştir. Bununla da yetinmemiş, aşıklarını da cemaliyle müşerref etme müjdesiyle teselli edip, yanan ciğerlerine su serpmiştir. Bu güzel davete icabet etmek ne büyük şeref; bu daveti ret etmek ne büyük nasipsizlik, ne büyük felakettir.
Her menzilin yolları olduğu gibi, Cennetin de yolu vardır. Camiler cennetin yolunun talim edildiği mübarek mekanlardır. Yoldan çıkan hiç kimse doğru adrese varamaz. Bize doğru yolu öğreten sevgililer sevgilisine ve onu varislerine selam olsun. O bize doğru yolu göstermeseydi, ona giden yolu hangi akıl bulabilirdi. Allahü Teâlâ bize gönderdiği davetiyeye imza olarak besmeleyi yazmıştır. Kim ki besmeleyi okur, yerde ve gökte emin olduğu gibi Cennet-i alanın da yolunu tutmuş olur.
Ekim ayının ilk haftası Camile ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanmaktadır. Her gün beş vakit bizi kurtuluşa çağıran, Allahü Teala’nın kelamının öğretildiği camilerimize, ezanlarımıza ve din görevlilerimize sahip çıkmalıyız. Bu günlere nerelerden geldiğimizi düşünüp şükretmeli ve bu hürriyet ortamının hakkını vermeliyiz. Zaten şükür demek nimeti yerinde kullanmak demektir. Yani Allahü Teâlâ’nın verdiği imkanları O’nun rızası istikametinde kullanmak demektir. Camiler, Hakk’ın ve hakikatin merkezidir. Camiye giden, Allahü Teala’ya koşmaktadır. Unutulmamalı ki biz Allahü Teala’ya bir adım koşarsak Merhametlilerin en merhametlisi olan Yüce Rabbimiz, bize ne vermez ki.
Camilerimiz bizim için süslenmiş, kollarını açmış bizi beklemektedir. O halde bize yakışan da bu huzur membalarına koşmak, mabediyle, görevlisiyle, cemaatiyle tek vücut, tek kalp ve tek ruh olmaktır.
İdris İspiroğlu
SİYASET
ASAYİŞ
SAĞLIK
SPOR
GÜNCEL
BOR
YAŞAM
KÜLTÜR
“CAMİYE GİDEN, CENNETE GİDER”
Eğitimci Yazar İdris İSPİROĞLU
Yorumlar