Bilim, gerçeği arayıp bulma çabasıdır. Deha, çok çalışmaktır. Dahi, en çok çalışandır. Bunlar idealist insanların işi olabilir. Sevdası olmayanın, yüreği yanmayanın harcı değildir. Her şeyde olduğu gibi bilimin temeli de aşktır. Şair ne güzel söylemiş, ‘Aşk imiş her ne var alemde’ diye.
Var olanla yetinmeyen, sürekli bir arayış içinde olan tek canlı insanoğludur. İnsanın içinde doymayan bir ben vardır. Bu ben terbiye edilirse insan yüce şeylerin peşine düşer, istekleri ülkü olur. Ülkü, gittikçe uzaklaşan mukaddes hedef demektir. Nefis terbiye edilmezse, ihtiraslarının peşinde helak olur. Elde olanla yetinmek, yolun sonuna gelindiğini gösterir. Durgun su kokar. Maziden hız alarak, bir ok gibi geleceğe koşmalı. İnsanı müspet yolda sevk ve idare edecek yegane şey, imanı, milli ve manevi değerleridir. Medeniyet, insanlığın değerler üzerinde yükselmesidir. Değerlerin olmadığı yerde vahşet vardır.
Her şeyin kökü var. Köksüz gelecek tasavvur edilemez. İnsanın kökleri ise başında bulunur. Kültür, biyo-genetik olarak tevarüs eder, yeter ki reddetme. Arka belleğin binlerce yıllık mazinin deposudur. Farkında olmadan taşıdığın güzel kalbin, dedelerinden sana kalan en değerli mirastır.
Bilimsel gelişmelerin ve buluşların nerelere varacağını kestirmek mümkün gözükmüyor. Şahsen bilimsel ve maddi kalkınmamızı kaçınılmaz olarak görüyorum. Bu açıdan gelecek endişesi taşımıyorum, fakat değerlerimizi kaybedersek felaket kaçınılmazdır. Değerler eğitimi bugün teknolojiden daha önemli. Bizler her şeyi yaptık, başardık; fakat geçmişimizle hatta birbirimizle gönül köprüleri kurmayı başaramadık.
Başarı, çalışma ile doğru orantılıdır. Ne kadar emek, o kadar başarı. Allahü Teala va’dinden dönmez. Şuara suresi 20.ayetinde mealen: ‘‘Bir kimse dünya nimetlerine kavuşmak isterse istediğini veririm; ahiret için çalışana da karşılığını bol bol veririm.’’ buyurulmaktadır. İstemek lafla olmaz. Türk Aynştayn’ı Oktay Sinanoğlu, Amerika’da insanların günde on sekiz saat ders çalıştıklarını, laboratuvarlarda, kütüphanelerde sabahladıklarını yazmaktadır.
İyimser ol ve pozitif düşün. Olumsuz insanlar karadelik gibidir. Geleceğini yutarlar. Böylelerinden uzak dur. Kimse her şeyi bilmez. Hocalarımız bize sadece bilgi hazinelerinin anahtarlarını verirler. Hazineyi araştırıp bulmak bizim görevimizdir. Öğrenme sürekli olursa, başarı da sürekli olur. ‘’Beşikten mezara kadar ilim tahsil et.’’ Hadis-i şerifi ne mükemmel rehberdir.
Bir dünyamız var ve mutlu olabilmek için sürekli onu tüketiyoruz. Çalışmak ve üretmek değerdir ve mutluluk kaynağıdır. Üreterek mutlu olanın güzelliğini keşfetmeliyiz. Değerlerimize ve dünyamıza sahip çıkmalıyız. Maalesef bugün dünyanın en güzel yerleri, insan elinin değmediği yerlerdir. Dünyada açlıktan ölen insanlar, çocuklar var. Bilimi, bir araç olarak görmeliyiz. Aslolan insanlığın saadetidir.
Medeniyet buluş yapmak, bilimde ilerlemek değildir. Bilimi ve yeni buluşları insanlığın faydasına kullanmaktır. Medeniyet, insanları mutlu etmektir. Gazze’de, Filistin’de yaşananlara bakınca, dünya savaşlarını, Çanakkale’yi, Hiroşima’yı düşününce konu daha iyi anlaşılacaktır. Savaşlar, zulümler, yoksulluk ve gelir adaletsizliği oldukça değil medeniyetten, insanlıktan dahi söz edilemez. Halbuki esas gaye, insanı mutlu etmek, rahat ve huzurlu yaşatmaktır. Bütün endişeler ve çalışmalar dünya ve ahiret saadeti içindir. Bu da ancak değerlerimizle mümkündür. Sevgi-saygı, şefkat-merhamet, birlik, kardeşlik, yardımlaşma gibi insani duyguları yaşatmalı, böylece el birliği ile güzel yarınları inşa etmeliyiz.
(İdris İSPİROĞLU)