Kırda dolaşan bir adamın ayağını köpek ısırdı. Adamcağız acısından bütün gece uyuyamadı. Adamın küçük kızı babasının haline acıyarak: "Babacığım, senin dişin yok muydu? Sen de onun ayağını ısırsaydın!" dedi. Adamcağız, ayağının acısını unutarak, ağlarken gülümsedi: "A benim güzel kızım, elbet benim de dişlerim var. Köpeğin ayağını ısırmaya da gücüm yeterdi. Fakat ağzımın köpeğe dokunmasına gönlüm razı olmadı.” dedi. Herkese karşılık vermek, birtakım kendini bilmezlere cevap yetiştirmek elbette mümkündür, fakat insan olanın elinden köpeklik gelmez ki.
Cemiyetimizde herkesten güçlü olmak, insanlara saldırmak, hakaret etmek, onları korkutmak veya dövmek yiğitlik olarak algılanır. Gerçekten de yiğitlik böyle bir şey midir? Güçlü olup insanlara zarar vermek yiğitlikse; af edersiniz ama ayıdan büyük kahraman olmaması gerekir. Halbuki saldırganlık, zorbalıktır. Saldırgan insan, kuduz köpeğe benzer. Herkes ondan kaçar. Böylelerinin kavgalara, küskünlüklere, düşmanlıklara, yol açtıkları herkesin malumudur. Halbuki yiğitlik, mertlik demektir. Zalimlere yardım etmek alçaklık iken, mazluma el uzatmak yiğitliktir. Düşene el verip onu kaldırmak, asalettir. Bir insanı kırarak, üzerek sevinmek, mutlu olmak ruh hastalığı değil de nedir.
Sert davranmanın lüzumlu miktarına şecaat-yiğitlik denir. Lüzumundan fazla olmasına saldırganlık, lüzumundan az olmasına ise korkaklık denmektedir. Saldırganlık ve korkaklık birer insanlık zaafıdır. Dinimizin kesinlikle yasak ettiği davranışlardır. İmam-ı Şafii hazretleri: “Şecaat göstermek lazım olan yerde korkaklık gösteren kimse, eşeğe benzer buyurmaktadır. Korkak kimse eşini, çocuklarını bile koruyamaz. Zulme ve aşağılanmaya boyun eğer. Savaşta düşmandan firar eder, vatanına namusuna bile sahip çıkamaz. Allahü Teâlâ Tevbe suresinde yiğitliği, kahramanlığı övmektedir. Saldırganlığı yiğitlik sanan zavallılar ise başkalarına da, kendine de zarar verir. Yiğit hem kendini, ailesini, hem de mazlumları korur. Adil olur, kimseyi incitmez. Kimsenin canına, malına, namusuna ilişmez. Böyle alçaklıklara da seyirci kalmaz.
Yiğit zalime karşı Yavuz, mazluma karşı ise Yunus olan kişidir. Güçlüye yaltaklanıp, zavallıların canını yakan karaktersizlere yiğit adını takmak, olacak şey değildir. Böylelerinin sonu zaten hüsrandır. Allahü Teâlâ zalime mühlet verirse de, asla ihmal etmeyeceğini buyurmuştur. Kızgınlık, öfke insanın aklını giderir. Cinayete kadar türlü felaketlere yol açabilir. Bu tür kendini bilmezleri muhatap alıp, onlara karşılık vermeye değmez. Büyüklerimiz kötülüğü, sabır ya da iyilikle savuşturmayı tavsiye etmişlerdir. Bir kimse Abdullah bin Abbas’a kötü sözler söyleyince, bir ihtiyacın varsa yardım edeyim buyurdu. Adam mahcup olarak başını eğip özür dileyerek oradan ayrıldı. Şimdi bu ikisinden hangisinin yiğit, hangisinin zavallı olduğunu iyi düşünmelidir.
Bazı cahiller, kızıp sağı solu kırmaya, saldırganlığa yiğitlik, erkeklik dese de işin hakikati hiç de böyle değildir. Bu tür davranışlar çoğu zaman yıkımlarla neticelenmektedir. Kızan kimse yanında, yakınındakileri incitir. Herkesi rahatsız ve mutsuz eder. Kendi ruh sağlığını da kaybeder. Evde şiddete, hatta yuvanın dağılmasına bile sebebiyet verebilir. Böyleleriyle muhatap olmamalı, münakaşa etmemeli, hatta kendilerine cevap bile vermemelidir. İt ile dalaşma, çalıyı dolaş atasözü bunlar için söylenmiştir. Alimlerin ve evliyanın en büyüklerinden olan İmam-ı Rabbani hazretleri: “Münakaşa, dostların dostluğunu giderir, düşmanların düşmanlığını artırır.” buyurmaktadır. Buna göre dostlarla da münakaşa etmemeli, dostlukları düşmanlığa çevirmemelidir.
Yiğitlik, Çanakkale’de olduğu gibi, harpte düşmana karşı yapılır. Kardeşine zarar vermeyi yiğitlik sanmak ne büyük ahmaklıktır. Kur’an-ı Kerimde mealen:“Mü’minler ancak kardeştir.” buyrulmaktadır. Bir hadis-i şerifte kainatın Efendisi: “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz.” buyurmaktadır. Sağlıklı bireyler, mutlu-huzurlu aile ve cemiyetler ancak şiddetten uzak, kardeşliğin, birlik ve beraberliğin, sevgi ve saygının hakim olduğu yerlerde hayat bulabilir.
İdris İspiroğlu
YİĞİTLİK Mİ ZORBALIK MI?
Eğitimci Yazar İdris İSPİROĞLU
Yorumlar