Merhaben, merhaben, merhaba yâ şehre Ramazan. Açılsın kapılar, şenlensin yurdum obam. İnfak ile bereketlensin sofram. Kardeşlik çoğalsın bölündükçe ekmeğim, lokmam. Dirilsin yeniden ölüm uykusundaki yurdum, yuvam. Sen geleceksin diye, açıldı cennet kapıları kanat kanat, süslendi bağ-ı Cinan. Göz kırpar ‘Şol Cennet’in ırmakları’ maveradan! Yollarımızı gözler ümmeti, ümmeti diye, münacat eden gül-i handan. Dua eder şüphesiz bugün gül kokan ravzasından! Agah ol, ey can! Kaldır perdeleri aradan. Aydınlat, gönülleri seherleri uyumadan. Uyan ey can! An be an, O’nu an!
Ya Rahim ü ya Rahman! Dağ gibi birikti cürmüm, günahım. Daha fazla taşıyamam. Nerede minarelerden taşıp semaları dolduran ezan? Hani yıldızlarla söyleşen mahyan! Yetiş mah-ı gufran! Hata kula yaraşır, affıyla belli olur sultan. Adalet edersen, yanarız bi güman. Bak nicedir bekleşiriz gözümüz yollarda. Gökyüzü karanlık, asuman duman. Kapında ağlaşırken kalbimiz lerzan. Beklerken aşıkların uzun zaman, işte kapımıza geldi beklenen derman.
Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgililer sevgilisi buyurur ki: “Ramazan ayı gelince, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.” Yine O server, şaban ayını son günü hutbede: “ Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece, bin aydan daha hayırlıdır. Allahü teala, bu ayda, her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri teravih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda farz yapmış gibidir. Bu ayda bir farz yapmak, başka ayda yetmiş farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennet’tir. Bu ay, iyi geçinme ayıdır. Bu ayda mü’minlerin rızkı artar. Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar verirse, günahları af olur. Hak teala onu, Cehennem ateşinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir.” buyurunca, dediler ki, - Ya Resulallah! Hepimiz bir oruçluya iftar verecek kadar zengin değiliz. Efendiler efendisi buyurdular ki: “Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevap verilecektir. Bu ay, öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennemden azat olmaktır.
Af olur bilirim her daim aşkla yanan. Umduğuna kavuşur şüphesiz eteğine tutunan. Biz kapıya çıkamazken nicedir, kapımıza kadar geldi şah-ı sultan. Bu ne büyük bir lütuf, nasıl bir ihsan. Epeydir duymaz olmuştuk mazlumun feryadını. Arşa dayanmıştı halbuki, feryat figan. Karnını cennette doyurur oldu sabi sübyan! En gururlu çağında, karaya vurdu insan! Kara bir leke olarak kaldı vicdanlarda, minicik bedeniyle şehit Aylan! Bilen bilir, bu zulüm ile titredi arş-ı Rahman! Ağlarken gece gündüz bütün gariban, pek nadirdi hallerinden anlayan. Arşa çıksa da feryatlar, bulunmazdı bir duyan! Sanki lal kesilmişti bütün cihan. Her akşam ateş dolardı, her saat gözyaşı, kan, ayine-i cihan! Dilerim ders olur bu günlerde yaşanan hüsran. Bütün ümitler sende, sensin derdimize derman. Ayağına düştük, el aman! Üzerimize kalkan oldu hilalin ey ramazan! İnsanı yakan günahı, bir sensin yakan.
Biz bir avuçtuk bir zaman. Bir avuçken, karşımızda diz çökerdi cihan. Bir tek şey bilirdik, her şey malum olurdu o zaman. Bir sultan, bir ferman ve aman dileyene, eman! Ne oldu bize ki, nara müstehak olduk cümlemiz, cem’an.
Devasız dertlere düşmüşken, bir haber geldi na-gehan! Derdest oldu, damarlarımızda dolaşan mel’un şeytan. Cehennemle aramıza siper oldu şehr-i ramazan. Rahmet bulutları kapladı semayı, üstümüze felaket yağarken an be an. Üstümüze gölge verdi ebr-i nisanla mah-ramazan.
Ey açların halinden anlayan tek sultan! Bize biraz merhamet indir semadan. Yumuşat taşlaşan yürekleri. Kurtar insanlığı, insandan. Yeter çektiği masumların dünyayı Niran’a çeviren tiranlardan! Madem ki adın yanmak, yan ramazan, yan! Yan ki, dönsün yine devran!
Merhaben, merhaben merhaba yâ şehrel-bereketi vel gufrân. Merhaben, merhaben, merhaba yâ şehret-tesbîhi vet-tehlîli vez-zikri ve tilâvet-il Kur'ân. Açtık kollarımızı, tut ellerimizden. Merhaba mah-ı sultan!
(İdris İsprioğlu)
MERHABA MAH-I SULTAN
Eğitimci Yazar İdris İSPİROĞLU
Yorumlar