Devlet, yüksek makam, baht, saadet ve mutluluk anlamlarına gelir. Siyasi olarak da devlet, bir vatan toprağı üzerinde yaşayan insanların güven ve adalet içinde mutlu olarak yaşamalarını sağlayan siyasi teşkilattır. Türk töresinde devlet, baba, toprak ise ana olarak kabul edilir. Anne, evlatlarını beslerken baba, güven içinde yaşamalarını sağlar. Aile için anne, baba ne ise; millet için de vatan ve devlet odur. Devletin temeli de, devamı, adalete bağlıdır. Timur Han: “Ülkeler kılıçla alınır, adaletle elde tutulur.” buyurur.
Oğuz Kağan töresinde devlet, halkın babasıdır. Devlet baba tabiri, moda bir deyiş değildir. Bu ifade halkın devlete bakışının yanında, devletin de halkına yaklaşım tarzını gösterir. Baba evladını koruyup kolladığı, çocuklarına karşı adil ve müşfik olduğu gibi, evlat da babaya saygılı ve itaatli olur. Aksi halde saadet yerine felaket olur. Oğuz Kağan, devleti evi olarak görür. Destanda geçen ifadelere göre bu evin tavanı gökyüzüdür. Dünya Türk’ün devleti, insanlık da milletidir. Dolayısıyla Türk tarihinin hiçbir döneminde ırkçılık görülmediği gibi, devletlerimiz de her daim çok uluslu imparatorluklardan olmuştur.
Devletin güçlü, milletin de zengin ve müreffeh olabilmesi için yöneticilere ve halka düşen görevler vardır. Bilge Kağan’a göre ülkenin ayakta durması, hükümdarın bilgili, cesur ve iyi insan olmasına, beylerin ve milletin de doğruluktan şaşmamasına bağlıdır. Devlet ve milletin el ele vermesi, birlik içinde olması gerekir. Aksi halde düzen bozulur, devlet yıkılır. Devletin yıkılması demek, kanın su gibi akması, cesetlerin dağ gibi yığılması, özgür insanların köle olması, kısaca saadetin yerini felaket alması demektir.
İslamiyet’le beraber hakanlar, aynı zamanda halife unvanı da aldılar. Halifeler, son peygamber Muhammed aleyhisselamın vekili sayılmışlardır. Hatta Allahü Teala'nın yeryüzündeki gölgesi, O'nun celle celalühü hükmünü hâkim kılan ulu ve kutlu şahsiyetler kabul edilmiştir. Mübarek dinimizde bütün insanlar, Allahü Teala'nın iyali, aile fertleri gibi, aynı zamanda son peygamberin de ümmeti sayıldığından, hem Oğuz töresince, hem de İslam inancına göre bütün insanlık devletin, devlet başkanının ailesi, çocukları yerindedir. Bunun içindir ki Türk-İslam geleneğinde devlet, bütün insanlara bir baba gibi adaletle ve şefkatle muamele etmeli, onları her türlü saldırıdan ve tehlikeden koruyup kollamalıdır. Ahali de devletine karşı olan görevlerini yerine getirmeli, her an devletine sahip çıkmalıdır. Halkıyla kavgalı devletin ayakta kalması, devletiyle kavgalı halkın huzur bulması, mutlu olması mümkün değildir.
Türk İslam tarihinde zalim devlet adamları nadir olmakla birlikte, devlet adamlarının yönetim ve hareket tarzını da halkın belirlediği genel bir kabuldür. Bağdat'ı yakıp yıkan Hülagu hanın'ın ben buraya neden geldim sorusuna, Kadıhan’ın, seni buraya getiren bizim kötü işlerimizdir Zira kötü işler belayı çeker, diye cevap vermesi bu gerçeği ifade etmektedir. Geleneksel inancımıza göre en kötü devlet bile devletsizlikten iyidir. Bu nedenle idareciler halka zulmetse bile, devlete isyan asla caiz değildir. Zira beterin beteri vardır. Korkut Atanın ifadesiyle: Devletsiz şerrinden Allah saklasın sizi hanım hey! Zulüm karşısında nasıl hareket edileceğine örnek yine peygamber efendimizin meşru yollardan hak arama yollarına başvurma, o da olmazsa insan haklarına riayet eden başka ülkelere hicret etme şeklindeki canlı uygulamasıdır. Başı siyah Habeşli bir köle olsa da, emirinize itaat edin, sözü hadisi şerif mealidir.
Cihat, devlete isyan etmek, bölücülük yapmak, masum insanlara zarar vermek değildir. Adil veya zalim olsun, devlete isyana, vatandaş kanı dökmeye, birbirine saldırmaya cihat değil, terör estirmek, fitne çıkarmak denir. Peygamber efendimiz: “Fitne çıkarana, Allah lanet etsin.” buyurmuştur. Son zamanlarda sık sık duyduğumuz tağut devlet, kafir devlet sloganları ve bölücü örgütlerin faaliyetleri geleneksel inancımızda yer almayan, kökü bu topraklara ait olmayan ve genellikle çeşitli istihbarat örgütlerinin organize ettiği yıkıcı ve bölücü faaliyetler olup, nihai hedefleri güzel ülkemizi Suriye ve Irak gibi düşman ayakları altında çiğnetmekten başka bir şey değildir. Özellikle gençlerimiz bu konularda çok uyanık olmalı ve din ve özgürlük kisvesine bürünen bölücü ajanların propagandalarına aldanmamalıdır.
“Devletli oğul olsa ocağının korudur
Oğul da neylesin baba ölüp mal kalmasa
Baba malından ne fayda başta devlet olmasa
Devletsizlik şerrinden Hak saklasın hanım hey!”
(İdris İspiroğlu)
DEVLET BABA
Eğitimci Yazar İdris İSPİROĞLU
Yorumlar