Bağımsızlığı, hiçbir güç ve zümreye ihtiyaç duymadan her türlü gereksinimlerini kendi öz kaynakları ile karşılayabilme kabiliyeti olarak tanımlayabiliriz.
Ayakta kalabilmen ve yaşamını idame ettirebilmen için eğer birilerinin kaynaklarına muhtaçsan, o zaman bağımlı yaşıyorsun demektir ve bu durumda tam bir bağımsızlıktan bahsetmek mümkün değildir. Sahip olunan kaynaklar hayatta kalmayı devam ettirebilmek için ihtiyaç duyduğumuz gereksinimlerden her zaman fazla olmalıdır. Her türlü kaynak stoku bizleri uluslararası arenada bağımsız hareket edebilme gücü ve yetkinliği verecektir.
Osmanlı İmparatorluğunu analiz edersek Sanayi Devrimi’ne kadar Osmanlı, dünyada egemen bir güç olarak varlığını devam ettirmekteydi. Sanayi Devrimi ile birlikte üretimde ve ticarette gerçekleşen değişimlere ve gelişimlere ayak uyduramaması değişen dünyanın geride kalmasına neden olmuştur. Gelişen dünyanın gerisinde kalması ve değişimleri takip edememesi, Osmanlı İmparatorluğunun elinde bulundurduğu hâkimiyeti yavaş yavaş kaybetmesine neden olmuştur. Tıpkı eriyen bir buz kütlesi gibi zamanla küçülmüş ve sonunda yok olmuştur.
Bağımsız kalmak demek sadece uluslararası arenada bağımsız bir devlet olarak tanınmak demek değildir. Bağımsız olarak dünyada varlığınızı devam ettirmek istiyorsanız, askeri, savunma sanayi, enerji, diplomasi, ekonomik, gıda, su, bilim, teknoloji ve üretim olarak kendi kendinize yetebilmeniz gerekmektedir. Kendi kendinize yetmek de yetmez. Bütün bu saydıklarımızı dünyaya ne kadar ihraç ediyorsunuz o da önemlidir. Çünkü ihraç ettiğiniz ürünler kadar sözünüz geçer ve oyun kurucu olursunuz.
Bağımsızlığınızı idame ettirebilmeniz için bunlara sahip olabilmeniz de yeterli olmayacaktır. Çünkü askeri gücünüzü ve savunma sanayisindeki gücünüzü çağın gelişmelerine ve gereksinimlerine göre güncelleyemezseniz, elinizde bulundurduğunuz güç etkisini kaybedecektir. Yakın tarihe kadar sayı olarak büyük bir ordu bizleri diğer devletler nazarında ayrıcalıklı yapabiliyordu veya ordumuzun sahip olduğu tüfek, tank, top, tabanca, savaş uçağı, askeri helikopter bizleri diğer devletler karşısında avantajlı hale getirebiliyordu. Ama artık günümüzde ve yakın gelecekte bu saydıklarımızın hiçbir önemi olmayacak. Çünkü bilim ve teknolojideki gelişmeler bütün bunların önemini yerle yeksan etti. Günümüzde ve yakın gelecekte artık siber saldırılar ve siber savaşlar olacak. Bilgisayar yazılımları ile birlikte evimizde ya da ofisimizde oturduğumuz masada çayımızı veya kahvemizi yudumlarken, yazılımlar sayesinde birçok güvenlik duvarını delebiliriz. Savaş halinde olunan karşı devlet, kuruluş ya da her ne olursa olsun stratejik bilgileri ele geçirilebilir. Hatta bütün sistemleri siber saldırılar ile çökertilebilir. Aynı şekilde artık pilotsuz savaş uçakları, kaptansız savaş gemileri ve denizaltılar, bilgisayar başın-dan programlanmış insansız tanklar eski teçhizat ve cephanelerin yerini alacaktır. Artık bir tane dahi asker zayiatı vermeden karşı cephedeki askeri birliklere ağır zayiatlar verilebilir.
Ülkenizin ekonomisinde ihracatınızın ithalatınızı karşılaması gerekmektedir. İthalatınızın ihracatınızdan fazla olması durumunda, cari açıkla karşı karşıya kalacaksınız. Ayrıca finans sisteminizin gereksinimi olan sıcak para ve dövize ya da merkez bankanızın altın rezervine ye-teri kadar sahip olmamanız durumunda, ekonomik bağımsızlığınız tehlikeye girecektir. Ülkeniz için gerekli olan dövizi ya da parayı borçlanarak almaya kalktığınızda, her zaman borç verene karşı dezavantajlı bir duruma gireceksiniz ve bağımsızlığınızdan ödün vermeye başlayacaksınız.
Son zamanlarda bütün dünyayı sarıp sarmalayan Covid-19 pandemisi bizlere gösterdi ki bilimde her zaman kendimizi yenilememiz gerekmektedir. Virüs çağında ve yakın gelecekte bir saldırı silahı olarak kullanılabilir. Virüsleri bertaraf edebilecek antivürüs ilaçlarını ve aşılarını en kısa zamanda üretebilecek kabiliyetimiz olması gerekmektedir.
Hâlâ devam eden Rusya–Ukrayna savaşı bizlere gösterdi ki dünyada gıda ve su, insanoğlu için varlığını sürdürmek adına en gerekli ihtiyaçlardandır. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu gıda ve suyu üretemediğimiz zaman bağımsızlığımız yine tehlikeye girecektir. İhtiyacımız olan gıda ve suyu tedarik eden gücün bağımlılığına girebilme tehdidi her zaman baş gösterebilir.
Yine enerji bağımsızlığını sürdürebilir bir şekilde yönetmemiz bizleri bağımlı kalmaktan kurtaracaktır. Bugün fosil yakıtları olan petrol, kömür gibi yakıtlara sahip devletler sahip ola-mayan devletlere karşı avantajlı bir durumdayken yakın gelecekte yenilenebilir enerjiye ve nükleer enerjiye sahip olan devletler daha avantajlı duruma gelecektir.
Bütün bu anlatımlardan sonra yapmamız gereken çıkarım şu olmalıdır. Bugün sahip olduğumuz güç, yarın etkisini kaybedebilir. Bağımsızlığımızı sürdürebilmek için her zaman değişim ve gelişim içerisinde olmalıyız.
Son söz: “Yaratanın iadesine teslimiyet, insanların iradelerine karşı bağımsızlık demektir.” Aliya İzzetbegoviç
Sedat Çağlar
ALTUNHİSAR
GÜNCEL
YAŞAM
SİYASET
SPOR
ASAYİŞ
SAĞLIK
EKONOMİ
ÇAĞIMIZDA TAM BAĞIMSIZLIK VE EGEMENLİK MÜMKÜN MÜ?
Şair ve Yazar Sedat ÇAĞLAR
Yorumlar