Bazı şeyler çocuklukta kalır. Çocukluk ise bir rüyanın görülen en güzel yeridir.
Kuş lastiği, işte öyle bir şeydi. Küçük ellerimle ağaç dallarını yoklarken, en uygun çatalı seçmek gerekirdi. Eğri büğrü, çelimsiz dallar değil; sağlam, diri, ama esnek olanları gerekiyordu. Öyle her ağaçtan olmazdı. En güzeli dut ağacının dallarıydı. Dut, sadece tatlı meyveleriyle değil, sunduğu her şeyle çocukların ağacıydı. Gölgesinde oturur, dalına konan kuşları izlerdim.
Kuş lastiğinin yapmanın asıl zorluğu, malzemeleri bir araya getirmekteydi. Ağaçtan dalı kestik, peki ya meşin? Eski ayakkabılardan dil koparmak, annemize yakalanmadan delikler açmak başlı başına bir sınavdı. En zor kısım ise lastikti. Çünkü lastik, sapanın ruhuydu. Uçkur ipi bulursak idare ederdik, kauçuk olursa biraz daha iyiydi, ama en kıymetlisi serum lastiğiydi. Onun için kavga çıkardı, dostluklar kurulurdu, dostluklar bozulurdu. Lastiğin içi boştu ama çocukluğun içinde dolup taşan hevesleri vardı.
Sonra sıra atış yapmaya gelirdi. Kuş vurmaya kıyamazdım. Onların tüyleri rüzgârda savrulurken, içimde bir merhamet dalgası yayılırdı. Bir kez istemeden vurduğum kuş, boynu kopmuş hâlde toprağa düştüğünde, içimde bir şey de onunla birlikte düşmüştü. O gün ağladım. Bir daha hedefim hiçbir zaman bir canlı olmadı. Ama köydeki evlerin camları öyle mi? Onlar benim en sevdiklerimdi! Kırılan her camın ardından, kahkahalar, azarlar ve kaçışmalar eksik olmazdı. Akşam eve gelir kırılan camın parasını alırlardı.
Kuş lastiği, sadece bir sapan değildi. O, çocukluğun en gerçek hâliydi. Çekilir, esnetilir, aniden bırakılır ve taşı fırlatırdı. Kimimiz onu hedef vurmak için kullandı, kimimiz dut düşürmek için. Bazılarımız kuş avladı, bazılarımız cam kırdı. Ama en çok da birlikte gezindik, oyun oynadık, lastiklerimizi kıyasladık, kimin menzili daha uzun diye tartıştık. Bugün, artık o eski heyecan yok. Y şeklinde bir dal görsem, hâlâ bir sapan yapabilirim diye düşünüyorum. Ama artık istemiyorum. Çünkü kuş lastiğini yapmak değil, onun peşine düşmek güzeldi. Şimdi hayatın içinde eksik olan sadece bir lastik ya da bir çatal değil, eksik olan çocukluğum. Çocukken hep bir şeyimiz tam olmazdı. Ya çatal olmazdı, ya lastik, ya da meşin…Şimdi her şey bulunuyor ama o eski hevesin yerine konacak şey yok.
Çünkü kuş lastiği sadece bir sapan değildi. O, çocukluğumun ta kendisiydi.
Mehmet Baş
Kuş Lastiği
Mehmet BAŞ
Yorumlar