Bütün şehirlerin bir araya geldiği bir büyük buluşmada, sıra Niğde’ye geldiğinde gözlerini ufka dikip derin bir nefes aldı. Bir an durdu, sanki binlerce yıllık mazisinin yükü omuzlarına çökmüş gibi, ama sonra o yükü bir gururla taşıyan bir annenin edasıyla söze başladı: “Ey dost şehirler, kadim yoldaşlar! Ben Niğde’yim… İçimde sakladığım hikâyelerle, Anadolu’nun kalbinde atan bir yürek gibiyim. Topraklarımda geçmişin nefesi hâlâ hissedilir, her taşımda, her ağacımda birer tarih fısıldar. Dağlarım, ovalarım, vadilerim; her biri beni tamamlayan çocuklarım gibidir. Gelin, beni ve evlatlarımı tanıyın.
Bor... Ah Bor, benim bilge çocuğum. Tarih onun kan damarlarında akar. Eski Roma’nın görkeminden miras su kanalları, sanki hâlâ onun damarlarında hayat taşır. Sokaklarında yürürken geçmişe dokunur gibi olursunuz. Bor, kadim bir şair gibidir; sessizdir ama konuştu mu derin izler bırakır. Pazarında bolluk bereket, toprağında umutlar büyütür.
Ulukışla... Benim cesur ve dirayetli oğlum. Gülek Boğazı’nın nöbetçisi, Torosların eteğinde bir kartal gibi süzülür. Tarihi kervansaraylarında, zamanın nasıl durduğunu hissedersiniz. Oğlum Ulukışla, yoldan geçenlere sığınak olur, yorulanlara mola sunar. Misafirperverdir, sıcak ve samimi. Bolkar dağları ile gelip geçene selam verir, ters laleleri ile büker boynunu Mevla'ya..
Çamardı... Ah benim nazlı kızım! Aladağlar’ın eteğinde süzülen, doğanın en saf güzelliğini temsil eden. Onun gözleri, Aladağlar’ın zirvesinden dünyaya bakar. Güzelliği dillere destandır, ama bir o kadar da alçakgönüllüdür. Doğanın kalbini dinlemek isteyen herkes ona gelir; huzuru, yeşili ve berraklığı ondan öğrenir.
Altunhisar... Mütevazı oğlum. Sessiz, derinden akan bir nehir gibidir. Onun bağrından çıkan verimli topraklar, herkesi doyurur. Alçak gönüllülüğünde büyük bir asalet saklıdır. İnsanları, toprakları gibi cömerttir. Sırtını Hasandağı'na yaslar ve bir kartalın kanadıyla süzülür ovaların üstünde.
Çiftlik... Benim neşeli çocuğum! Gençliğin enerjisini taşır. Ovasında esen rüzgârlar, insanın ruhuna canlılık katar. İnsanları sıcakkanlı, samimi; toprakları ise bereket doludur.
Ve elbette benim merkezim, kalbim… Niğde Merkez. Benim tüm çocuklarımı bir arada tutan bağdır. Kalelerim, taş binalarım, Vadilerimdeki huzur, Göllüdağ’daki sırlarla geçmiş ve geleceğin arasında köprü kurar. İnsanlarımın yüzündeki sıcak gülümseme, kalbimin ritmidir. Üstümde Selçuklu rüzgarları eser, her taşım bir şiir gibidir.
Ben, Niğde… Tarihi, doğayı, insanı ve kültürü bir potada eriten bir ana gibiyim. Her gelen misafiri sevgiyle karşılar, giderken yanına bir parça huzur koyarım. Her taşım bir sırdır, her ağacım bir şairin dizeleri. Eğer bir gün yolunuz düşerse, Aladağlar’ın zirvesinden bakan gözlerimle sizi bekliyor olacağım. Çünkü benim hikâyem sadece benim değil, Anadolu’nun derinliklerinden gelen bir masalın parçasıdır.”
Niğde’nin bu sıcak ve içten anlatımı karşısında diğer şehirler bir an sessizleşti. Ardından gelen alkışlar, bu naif annenin yüreğini ısıttı. Niğde, mütevazı bir gülümsemeyle sessizce yerine oturdu; çünkü o zaten her zaman olduğu gibi sessiz ve vakurdu.
Mehmet Baş
Niğde Kendini Anlatıyor
Mehmet BAŞ
Yorumlar