TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, 30 Ekim 2020'de meydana gelen İzmir depreminin 6. yılında yayımladığı açıklamada, deprem risklerinin azaltılması için bilimsel planlama ve güvenli kentleşme politikalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Ege Denizi'nde Sisam Adası açıklarında 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen ve başta İzmir'in Bayraklı ile Bornova ilçeleri olmak üzere geniş bir bölgede etkili olan depremde 117 kişi hayatını kaybetmiş, binlerce vatandaş yaralanmış ve çok sayıda yapı ağır hasar görmüştü.
Depremin 6. yılı dolayısıyla açıklama yapan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, yaşamını yitiren vatandaşları saygı ve özlemle andıklarını belirterek, yakınlarının ve İzmir halkının acısını paylaştıklarını ifade etti.
Açıklamada, İzmir depreminin Türkiye'nin deprem gerçeğini ve yapı güvenliği konusundaki eksiklikleri bir kez daha ortaya koyduğu vurgulandı. Aynı bölgede bulunan yapıların farklı düzeylerde hasar görmesinin; yerel zemin koşulları, yapıların mühendislik hizmeti alıp almaması, tasarım ve uygulama süreçleri, yapı denetimi ile mevcut yapı stokunun güvenliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini açıkça gösterdiği kaydedildi.
“DEPREMLERİN AFETE DÖNÜŞMESİ KAÇINILMAZ DEĞİLDİR”
Jeoloji Mühendisleri Odası, depremlerin doğal olaylar olduğunu ancak afete dönüşmelerinin kaçınılmaz olmadığını belirterek, bilimsel bilgiye dayanmayan kentleşme politikaları, yetersiz zemin araştırmaları, mühendislik hizmetlerindeki eksiklikler ve etkin denetim mekanizmalarının işletilmemesinin can kayıpları ile büyük yıkımlarda belirleyici rol oynadığına dikkat çekti.
Açıklamada, İzmir ve çevresinin aktif fay sistemleri ve jeolojik yapısı nedeniyle önemli deprem tehlikeleri barındırdığına işaret edilerek, kent genelinde diri fayların ve deprem tehlikesinin ayrıntılı şekilde araştırılması, mikrobölgeleme çalışmalarının tamamlanması, zemin davranışlarının belirlenmesi ve elde edilen bilimsel verilerin imar planları ile kentsel dönüşüm süreçlerine doğrudan yansıtılması gerektiği vurgulandı.
“DEPREM GÜVENLİĞİ SADECE BİNALARIN YENİLENMESİYLE SAĞLANAMAZ”
Deprem güvenliğinin yalnızca binaların güçlendirilmesi veya yenilenmesiyle sağlanamayacağı belirtilen açıklamada, yer seçiminden planlamaya, jeolojik ve jeoteknik araştırmalardan yapı tasarımına, uygulamadan denetime kadar tüm süreçlerin bilimsel ve mühendislik ilkeleri doğrultusunda yürütülmesinin zorunlu olduğu ifade edildi. Kentsel dönüşümün ise sadece yapıların yenilenmesi olarak değil, zemin ve yapı güvenliğini esas alan bütüncül bir risk azaltma politikası olarak ele alınması gerektiği kaydedildi.
30 Ekim İzmir depreminin 6. yılında yapılan çağrıda, deprem risklerinin azaltılması amacıyla bilimsel çalışmaların hızlandırılması, yerel yönetimlerin teknik ve kurumsal kapasitelerinin güçlendirilmesi ve ilgili mühendislik disiplinlerinin karar alma süreçlerine etkin katılımının sağlanması istendi. Açıklamada, afetler yaşandıktan sonra değil, yaşanmadan önce harekete geçen, insan yaşamını ve kamu yararını önceleyen politikaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, açıklamasını, "Kaybettiğimiz canlara karşı sorumluluğumuz, aynı acıların yeniden yaşanmasını önlemektir" ifadeleriyle tamamladı.
(TMMOB Bülten)
GÜNCEL
EKONOMİ
EĞİTİM
SİYASET
BOR
SPOR
SAĞLIK
TARIM
YAŞAM
“Güvenli kentler talebimizden vazgeçmiyoruz”
Muhabir: Niğde Haber
Yorumlar


