İŞKUR Gençlik Programı protokolü imzalandı
İŞKUR Gençlik Programı protokolü imzalandı
İçeriği Görüntüle

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde İl Gençlik Kolları Başkanı Hasan Yılmaz, yaptığı yazılı basın açıklamasında son iki yılda kırmızı et üretiminde yaşanan yüzde 20,9'luk gerilemeye dikkat çekerek vatandaşın sağlıklı gıdaya erişiminin güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Açıklamasında ekonomik refahın gerçek ölçüsüne değinen CHP'li Yılmaz, "Bir ülkede ekonomik refahın gerçek ölçüsü, yalnızca açıklanan ekonomik göstergeler değil, yurttaşların günlük yaşamlarında hissettiği refah ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilme gücüdür. Bir ailenin sofrasına sağlıklı ve yeterli gıda koyabilmesi, bir üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve gençlerin geleceğe güvenle bakabilmesi, ekonomik politikaların başarısını değerlendirmede temel ölçütler arasında yer almalıdır. Türkiye’de kırmızı et üretimi ve vatandaşın ete erişimi, bu açıdan üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Çünkü hayvancılıkta üretimin sürdürülebilirliği, üreticinin maliyetleri ve tüketicinin alım gücü birbirinden bağımsız değildir. Üreticinin zorlandığı, tüketicinin temel gıdaya erişimde güçlük yaşadığı bir ekonomik tabloda kalıcı çözümler üretmek zorundayız" dedi.
“RAKAMLAR HAYVANCILIK POLİTİKALARININ DEĞERLENDİRİLMESİNİ GEREKTİRİYOR”
TÜİK verilerini paylaşarak eleştirilerini sürdüren Yılmaz, "Türkiye İstatistik Kurumunun 5 Mayıs 2026 tarihinde yayımladığı Kırmızı Et Üretim İstatistikleri'ne göre, Türkiye’nin yıllık kırmızı et üretimi 2023 yılında 2 milyon 384 bin 47 ton, 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 ton, 2025 yılında ise 1 milyon 885 bin 130 ton olarak tahmin edilmiştir. Buna göre 2025 yılında üretim tahmini bir önceki yıla kıyasla yüzde 10,5 2023 yılına kıyasla ise yaklaşık yüzde 20,9 gerilemiştir. Bu rakamlar, hayvancılık politikalarının kapsamlı biçimde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Söz konusu istatistikler tek başına gerilemenin nedenlerini ortaya koymadığı gibi, düşüşün tamamının yerli üretimdeki azalmadan kaynaklandığını söylemek de doğru değildir. Ancak toplam kırmızı et üretim tahmininde iki yıl üst üste yaşanan gerileme; hayvan varlığı, üretim maliyetleri, verimlilik ve uygulanan destek politikaları hakkında kamuoyuna açıklama yapılmasını gerekli kılmaktadır. Temel soru açıktır: Türkiye, vatandaşının uygun fiyatlı ve sağlıklı gıdaya erişimini güvence altına alırken kendi hayvancılık kapasitesini de güçlendirebiliyor mu?" sorgulamasını yaptı.
Bakanlığın ithalat hamlelerine değinen Yılmaz, "Tarım ve Orman Bakanlığının 9 Ocak 2026 tarihli duyurusunda, 2026 yılı besilik hayvan ithalatının Et ve Süt Kurumu aracılığıyla gerçekleştirileceği açıklanmıştır. Bu durum, ithalatın hayvancılık politikasında kullanılan araçlardan biri olmayı sürdürdüğünü göstermektedir. Ancak ithalatın miktarı, kamuya maliyeti, piyasaya etkisi ve yerli üretime yansımaları somut veriler üzerinden değerlendirilmelidir. İthalat, kısa vadede arz ihtiyacının karşılanmasına yönelik bir araç olabilir. Asıl mesele, bu aracın yerli hayvancılığı güçlendiren uzun vadeli politikalarla desteklenip desteklenmediğidir. İthalat uygulamalarının devam ettiği bir ortamda üreticinin maliyetlerini düşürmek, hayvan varlığını geliştirmek ve yerli üretimin sürekliliğini sağlamak için hangi sonuçların elde edildiği şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Hayvancılık yalnızca hayvan sayısını artırmaktan ibaret değildir. Yem fiyatları, enerji ve nakliye giderleri, veterinerlik hizmetleri, damızlık hayvan varlığı, mera yönetimi ve finansmana erişim, üretimin sürdürülebilirliğini doğrudan ilgilendiren unsurlardır. Üreticinin maliyetlerini öngöremediği, yeterli finansmana ulaşamadığı ve emeğinin karşılığını alamadığı bir sistemin uzun vadede güçlü kalması beklenemez. Bu nedenle hayvancılık policy'si, yalnızca piyasaya sunulan et miktarı üzerinden değil, üretimin hangi koşullarda sürdürüldüğü ve gelecekte nasıl güvence altına alınacağı üzerinden değerlendirilmelidir. Üreticinin korunmasıyla tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişmesi birbirine karşıt hedefler değildir. Doğru planlanmış bir tarım ve hayvancılık politikası, bu iki hedefi birlikte gözetmelidir" ifadelerini kullandı. “VATANDAŞIN ALIM GÜCÜ DE ÜRETİM KADAR ÖNEMLİ”
Vatandaşın alım gücünün piyasa dengelerindeki rolüne dikkat çeken Yılmaz, "Bir ürünün piyasada bulunması, toplumun bütün kesimlerinin o ürünü satın alabildiği anlamına gelmez. Kırmızı etin hane bütçesindeki ağırlığı; gelir düzeyine, kira ve enerji giderlerine, diğer temel ihtiyaçların maliyetine göre değişmektedir. Bu nedenle kırmızı et meselesi yalnızca üretim miktarı ve piyasa fiyatlarıyla sınırlı tutulmamalı; vatandaşın gelir düzeyi ve sağlıklı beslenmeye erişimi de dikkate alınmalıdır. TÜİK’in kırmızı et üretim istatistikleri, tek başına kişi başına tüketimin veya hanelerin et tüketimindeki değişimin ölçüsü değildir. Bu konuda kesin değerlendirmeler yapabilmek için karşılaştırılabilir tüketim ve hane harcaması verilerine ihtiyaç vardır. Bununla birlikte üretim, fiyatlar ve alım gücü birlikte ele alınmadan vatandaşın gıdaya erişimi konusunda sağlıklı bir politika oluşturulamaz. Et ve Süt Kurumunun faaliyetleri de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Kurumun piyasa istikrarına, yerli üreticinin korunmasına ve tüketicinin uygun fiyatlı gıdaya erişimine katkısı; kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda ortaya konulmalıdır. Özellikle dar gelirli ailelerin temel gıda ürünlerine erişimini kolaylaştıran uygulamaların kapsamı ve sonuçları kamuoyuyla paylaşılmalıdır" dedi.
ÇÖZÜM ÇAĞRISI
Konuşmasında Niğde yereline ve çözüm yollarına vurgu yapan Hasan Yılmaz, "Niğde açısından da tarımsal üretim, kırsal kalkınma ve vatandaşın geçim mücadelesi birbirinden ayrı düşünülemez. Üreticinin emeğinin karşılığını aldığı, tarımsal ve hayvansal üretimin sürdürülebilir olduğu, gençlerin kırsalda gelecek kurabildiği bir ekonomik yapı hem kentimizin hem de ülkemizin yararınadır. Bu doğrultuda yetkili kurumlara çağrımız nettir: Üretimdeki gerilemenin nedenleri açıklanmalıdır. Son yıllardaki kırmızı et üretim tahminleri; hayvan varlığı, verimlilik, kesimler ve üretim maliyetleri bakımından ayrıntılı olarak değerlendirilmelidir. İthalat politikası şeffaflaştırılmalıdır. Canlı hayvan ve et ithalatının gerçekleşen miktarları, kamuya maliyeti ve piyasa üzerindeki etkileri düzenli olarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Yem maliyetleriyle mücadele edilmelidir. Yerli yem bitkisi üretimi desteklenmeli, üreticinin girdi maliyetlerini azaltacak ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin devamlılığını sağlayacak politikalar geliştirilmelidir. Üreticiye öngörülebilir destek sağlanmalıdır. Hayvancılık destekleri uzun vadeli planlanmalı; üreticinin finansmana, veterinerlik hizmetlerine ve verimli damızlık hayvanlara erişimi kolaylaştırılmalıdır. Planlı üretim anlayışı güçlendirilmelidir. Hayvan varlığı, bölgesel üretim kapasitesi, mera kaynakları ve yem ihtiyacı birlikte değerlendirilerek sürdürülebilir bir hayvancılık planı hazırlanmalıdır. Tüketicinin gıdaya erişimi korunmalıdır. Dar gelirli ailelerin sağlıklı ve yeterli beslenmesini kolaylaştıracak sosyal destekler geliştirilmeli, kamu uygulamalarının sonuçları ölçülebilir göstergelerle açıklanmalıdır" şeklinde konuştu.
Yılmaz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Gençlerin geleceğini konuşurken sağlıklı beslenmeyi gündemin dışında bırakamayız. Öğrencilerin, yeni işe başlayan gençlerin, emeklilerin ve çalışan ailelerin temel gıdalara erişebilmesi, toplumsal refahın vazgeçilmez bir parçasıdır. Sağlıklı beslenme, yalnızca ekonomik imkânları geniş olanların ulaşabildiği bir ayrıcalık olmamalıdır. Bizim yaklaşımımız, verileri olduğundan farklı göstermek değil, verilerin ortaya koyduğu sorunları açıkça tartışmak ve çözüm üretmektir. Kırmızı et üretimindeki gerilemenin nedenleri ortaya konulmalı, ithalatın sonuçları ölçülmeli, yerli üretimin sürdürülebilirliği güçlendirilmeli ve vatandaşın alım gücü korunmalıdır. Kamu politikalarının başarısı, açıklamalarla değil, yurttaşların yaşamında ortaya çıkardığı somut sonuçlarla değerlendirilmelidir. Bir ülkede mesele yalnızca ne kadar et üretildiği değildir. Asıl mesele, üretimin sürdürülebilir olması, üreticinin emeğinin karşılığını alması ve vatandaşın sağlıklı gıdaya erişebilmesidir. Üreticiyi koruyan, kamu kaynaklarını etkin kullanan, ithalatı kalıcı çözümün yerine koymayan ve vatandaşın sağlıklı beslenmesini esas alan bir hayvancılık politikası mümkündür. Bunun yolu; bilimsel verilere dayanan, planlı, şeffaf ve hesap verebilir bir üretim anlayışından geçmektedir.”
(Salih Alptekin)

Muhabir: Niğde Haber