Yazar Sedat Çağlar, Gazzeli Abdallah Abukalloub ile birlikte kaleme aldığı 11. kitabını Ekin Yayınevi aracılığıyla okurların beğenisine sundu.
Gazze savaşını bizzat yaşayan 87 kişiyle yapılan mülakatların yanı sıra bölge tarihi ile uluslararası hukuk yorumlarının yer aldığı eser, yaşanan insani trajediyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
"GAZZE BÜYÜK BİR SOYKIRIMA MARUZ KALDI"
Kitabın içeriği ve kaleme alınma süreci hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Sedat Çağlar, “Gazze 07 Ekim 2023 tarihinden 10 Ekim 2025 tarihine kadar büyük bir soykırıma maruz kaldı. Dünyanın gözleri önünde 2 milyona yakın insan evlerinden göç etmek zorunda kaldı, 70 bini aşkın insan hayatını kaybetti ve 200 bine yakın insan yaralandı. Birçok yaralı uzuvlarını kaybederek engelli olarak yaşamlarını sürdürüyor. Hayatlarını kaybeden insanların önemli bir kısmı çocuklardan ve kadınlardan oluşuyor. On binlerce insan İsrail tarafından hapishanelerde tutuluyor. 10 Ekim 2025 yılında ateşkes imzalanmasına rağmen zaman zaman İsrail saldırıları devam ediyor. İsrail insani yardımların Gazze’ye ulaşmasını hala engelliyor ve birçok insanın temel yaşam malzemelerine ulaşmasının önüne geçiyor” dedi.

“KİTABIMIZI FARKLI KILAN HUSUS CANLI TANIKLARIN MÜLAKATLARIDIR”
Eserin literatürdeki diğer çalışmalardan ayrılan yönlerini anlatan Sedat Çağlar açıklamasına şöyle devam etti: “Gazze’de gerçekleşen soykırımın ve insanlığa karşı işlenen suçların anlatıldığı makaleler, yüksek lisans tezleri, doktora tezleri ve kitaplar elbette mevcuttur. Bu kitaplar Gazze’de ve Filistin’in çeşitli bölgelerinde gerçekleşen savaşları; askeri, diplomatik, politik, ekonomik ve sosyolojik boyutlarını yazmışlardır. Bizim kitabımızı farklı kılan husus; Gazze savaşını bizzat yaşayan insanlarla yapılan mülakatları yayınlıyor olmamızdır. Böylece savaşı her bir birey gözünde değerlendirme fırsatı sağladık. Çünkü her insan ayrı bir dünya demektir. Savaşı her bir insanın kendi dünyasında görebildik. Bu durum okuyuculara da empati yapma imkanı sağlayacaktır. Okuyucular mülakatları okurken savaşın haber bültenlerindeki birkaç dakikada anlatılanlardan ve istatistiklerden ibaret olmadığını da açıkça göreceklerdir. Kitabımızı okumaya başlayan okuyucular ilk olarak Gazze’nin tarihinden günümüze kadar güzel bir yolculuk geçireceklerdir. Gazze’de yaşanan soykırım ve insanlık suçlarının İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini nasıl çiğnediğini okuyacaklardır. Bütün bu suçları işleyen İsrailli yetkililerin Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanması gerektiğini ve daha önce bu tür suçları işleyenlerin aldıkları cezaları göreceklerdir. Ve son olarak, Gazze savaşının canlı tanıklarının anlattığı gerçek yaşanmış olaylar ile bu tanıklıkları destekleyen ve bizzat tanıklar tarafından paylaşılan fotoğraflar, okuyucuların yaşanan insani trajediyi daha somut ve derinlemesine kavramalarına yardımcı olacak, olayları zihinlerinde canlandırmalarını sağlayacaktır.”
“BU SAVAŞ İNSANLARIN İÇ DÜNYASINI DA YIKTI”
Okurların kitap boyunca hissedeceği duygusal derinliğe değinen Çağlar, “Okuyucular bu kitabı okurken birden kendilerinin sahip oldukları; mesleklerinin, evlerinin, aile bireylerinin, yaşam konforlarının kaybolduğunu düşüneceklerdir. Böylece Gazze’de yaşayan insanları daha iyi anlayabileceklerdir. Her gece uyumaya çalışırken bir bombardımana maruz kalma korkusunu, geceleri haşereler ve böceklerle mücadelelerini, her an çadırlarına ya da evlerine hırsız girme endişesini hissedeceklerdir. Bu savaşta hemen hemen her aile bir ferdini kaybetti. Bütün bu acılara insanlar birbirlerine tutunarak karşı koymaya çalışmaktadırlar. Mülakatlarda en çok karşılaşılan sorunlardan bir tanesi de insani yardımların adil ve eşit bir şekilde dağıtılmamasından kaynaklanan mağduriyetler olmuştur. Mülakatlarda bazı aileler temel yardım malzemelerine çok kolay erişirken bazı ailelerin bu malzemelere hiç ulaşamamasından bahsedilmektedir. Yine yapılan mülakatlarda karşılaştığımız önemli bir konu da insanların sağlık ve gıda desteği kadar psikolojik desteğe de ihtiyaç duyduklarını belirtmeleri olmuştur. Mülakata katılan katılımcılardan biri, 'Bence bu savaş sadece evleri değil, insanların iç dünyasını da yıktı' şeklinde önemli bir söz söylemiştir. Bu söz savaşın insanların ruh sağlığına ve iç dünyasına ne denli zarar verdiğini açıkça ortaya koyuyor. Savaşın Gazzeli insanlar üzerinde oluşturduğu önemli bir husus da aidiyet duygusu ve Gazze’ye olan bağlılıkların güçlenmesi olmuştur. Bu durumu okuyucular da mülakatları okudukça açıkça görecektir” diyerek sözlerini tamamladı.
(Salih Alptekin)
GÜNCEL
TARIM
BOR
SAĞLIK
SPOR
YAŞAM
ASAYİŞ
KÜLTÜR
‘Savaşın Canlı Tanıkları Gazze’ yayınlandı
Muhabir: Niğde Haber
Yorumlar




