Gürer: Meralar daha etkin kullanılmalıdır Gürer: Meralar daha etkin kullanılmalıdır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “10 ayda 864 milyon dolar ithal hayvana, 181 milyon dolar ithal ete döviz ödendi. İthal de çözüm olmadı”
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Kırşehir ili Külhüyük köyünde besicilerle görüştü. Hızla artan et fiyatlarının nedenini üreticilerle konuştu. Gürer'e hayvancılıkta yaşanan sorunları ve nedenlerini anlatan besici Başaran Altıntaş, “Çünkü doğru düzgün bir hayvancılık politikamız yok. Şu anda ne yaptığımızı bilmiyoruz; bir yandan canlı hayvan, bir yandan et ithal ediyoruz. Bir yandan da yerli üretici büyüsün istiyoruz. Bu böyle olmaz” diye konuştu. Altıntaş, Rekabet Kurumu ve Bakanlığın et fiyatlarının neden arttığını kesimhanelerde ve üreticiler arasında araştırma yaptığına değinerek, “Oysa et fiyatındaki artıştan önce, mazot fiyatı, yem fiyatı neden arttı, veterinerlik ücretleri neden arttı, ilaç fiyatları niye bu kadar zamlandı; bunlar araştırılmalı” dedi.
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise son zamanlarda yeniden tırmanışa geçen et fiyatlarındaki artışın hayvan yetiştiricilerine değil aracı ve ithalcilere yaradığına değinerek, “Yem fiyatlar ve ahır giderleri fırladı. Böyle giderse yılbaşından sonra etin kilosu büyükşehirlerde 1000 liraya kadar yükselirse şaşmamak lazım. Plansız ve öngörüsüz tarım politikası sonucu bu” dedi.
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Kırşehir’in Küllühöyük köyünde hayvan çiftliğinde besici Başaran Altıntaş’ı ziyaret ederek, sektörde yaşanan sorunları ve taleplerini yerinde dinledi. Gürer Hayvancılık yapan çok kişi ile iletişim içinde olduğunu ve uygulanan yanlış politikalarla hayvancılığın sürdürülebilirliğinin sorunlu kılındığına dikkat çekerek hayvancılık yapanlarla konuşulduğunda sorun çok yönlü görülüyor” dedi. Besici Bayram Altıntaş, 2017 yılında 100 büyükbaş hayvanla başladığı hayvancılık macerasında hayvan sayısının 200’e kadar çıktığını ancak yaşanan sorunlar nedeniyle bugün yeniden başladıkları yere döndüklerini ve işletmelerindeki hayvan sayısının yeniden 100’e kadar düştüğünü anlattı. Başladığımız yete döndük diyen Başaran Altınbaş, sorunlarla boğuştukları için büyüme şanslarının olmadığını da anlattı.
MALİYETLER YÜZDE 200 ARTTI
Maliyet arttığı için kesilen hayvanların yerine yenisini koyamadıklarını belirten besici Altınbaş, “Hayvan pazarına gittiğimizde 60-70 bin liradan yeni hayvan tedarik ediyoruz. Hal böyle olunca yerine yenisi koyamıyoruz ve küçülerek faaliyetlere devam etmek daha mantıklı geliyor. Bu şekilde büyüme şansımız yok. Ahır işçiliği, veteriner giderleri fazla, katkı maddelerindeki fiyat artışları fazla, yüzde 100, yüzde 200’e varan zamlar geldi. Geçen sene 1000 liraya aldığımız saman bu sene 2 bin lira oldu, 3-4 liraya aldığımız yem 7 buçuk 8 liraya çıktı. Ayçiçek küspesi 3 bin 500 -4 bin lira arasındayken 7 bin -7 bin 500 lira aralığına yükseldi” dedi.
Yerli ve karışık ırkların yanı sıra kültür melezi danalarının olduğuna işaret eden hayvan yetiştiricisi “Kestirmeye korkuyoruz. Kestirirsek işletme boşalacak. İşletme boşalırsa buranın sabit giderleri karşılanamayacak. Hal böyle olunca buranın sıkıntısı giderek artacak” diye konuştu.
FİYAT İSTİKRARI YOK
Fiyat istikrarının olmamasının en önemli sorunların başında geldiğine işaret eden yetiştirici Altınbaş, “Fiyatlar yüzde 20-25 arttı, son 5 aydan beri belirli bir aralığa sıkışmış olan fiyatlar şu anda hızlı bir artış içinde. Bu da beraberinde büyük sorunları getiriyor. Hemen hammadde ve yem fiyatlarına zam geliyor. Ocak ayı yaklaştı, işçilik ücretleri de artacak. Yerli çalışan işçi bulma şansımız çok az. Yabancı uyruklular da kendi aralarında oluşturdukları birliktelik nedeniyle yüksek fiyat istiyorlar, kim daha çok para verirse ona gidiyorlar” diye konuştu.
ZAMLAR ÜRETİCİYE YANSIYOR
Piyasa içindeki aracılar ve nihai satıcılar yüzde 20-30-40 civarında zam yaparken, üreticiye yansıyan zam oranının yüzde 5-10’u geçmediğini anlatan Başaran Altıntaş, “Hayvan ithalatı ve et ithalatı için 900 milyon dolara yakın paranın yurtdışına aktarıldığı bir dönemde bu para iç piyasanın desteklenmesi için kullanılmış olsaydı farklı bir duruma gelirdik. Damızlığımız gelişmiş olsa, inekler kesime gitmiyor olsa, hayvan yetiştirilmesinde kullandığımız tüm materyalleri daha uygun fiyata alsak, daha uygun üretim yapardık” şeklinde konuştu.
DESTEKLER YERİNE ULAŞMIYOR
Verilen desteklemelerin yetersizliğine de değinen Altıntaş, “Desteklemelerin yerine ulaştığını da düşünmüyorum. Gerçek anlamda bu işi yapanlara, gerçek anlamda bu işi büyütmek isteyenlere desteklemelerin ulaştığını düşünmüyorum. O yüzde yerinde destekler olmalı. Buzağı ve yerli hayvan desteği de yeterli değil. Bu destekleri alabilmek için bürokratik engelleri aşmakta zorlanıyoruz. Kesimhanelerden kesim cetvellerinin alınmasından, il ve ilçe tarım müdürlüklerindeki evraklara kadar, bir de fatura kesmeyi kaçırırsanız zaten destekleme konusu bile olmuyor. Ciddi anlamda bürokrasi var. Ödenen rakamlar da çok cüzi, 300-500-600 liralık destekler, bir dananın bir günlük beslenmesini bile karşılamıyor. Hal böyle olunca hayvancılık nasıl sürdürülebilir? O nedenle ithal etmek zorunda kalınıyor” değerlendirmesinde bulundu.
HAYVANCILIK ARTIK SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL
Hayvancılığının sürdürülebilirliğinin kalmadığını anlatan Başaran Altıntaş, “Çünkü doğru düzgün bir hayvancılık politikamız yok, politikanın olmamasını gibi bir politika yürütülüyor. Şu anda ne yaptığımızı bilmiyoruz; bir yandan canlı hayvan bir yandan et ithal ediyoruz. Bir yandan da yerli üretici büyüsün istiyoruz. Bu böyle olmaz” dedi.
ÇOBAN BULMAKTA ZORLANIYORUZ
Hayvancılığın yanı sıra baka bir işle de uğraştığını anlatan üretici “Şu saatlerde çobanın olması gereken yerde ben bu işlerle uğraşıyorum. Çünkü çoban da bulamıyoruz. Çok fazla fiyat istiyorlar. Onlarda da bir istikrar yok. Kontrol mekanizması olmadığı için sizin yanınızda çalışan bir çoban, başka bir işletme biraz daha yüksek fiyat verirse hemen oraya giriyor” diye konuştu.
REKABET KURUMU SORUNU YANLIŞ YERDE ARIYOR
Son 2 hafta içinde yem fiyatlarına yüzde 30-40 oranında zam geldiğine dikkat çeken yetiştirici “Bu durumda ister istemez canlı hayvan ve et fiyatlarında artış oldu, kesimhane fiyatları arttı. Bu sefer Rekabet Kurumu ve Bakanlık et fiyatları kesimhanede niye arttı diye araştırma başlattı. Halbuki araştırılacak kısım diğer kısımdır; mazot fiyatlarının artması, yem neden arttı, veterinerlik maliyetleri, ilaç, vitamin niye arttı bunlara bakmak lazım. Çuvalını 250 liradan aldığımız kattı maddesini 700 liraya alıyoruz şu anda. Fiyatlar bu şekilde yüzde 100, yüzde 200’ün üzerinde artış gösterirken et fiyatlarının sabit kalması olası değil. Fiyatlara da son bir hafta içinde yüzde 15 zam geldi. Ne oluyor diyerek üretici ve yetiştirici kısmına dönersek, ‘siz niye fiyatları artırıyorsunuz’ diye bize soruyorlar. Böyle olmaz siz diğer dinamikleri kontrol altına alın. Şu kırmızı ete birilerinin sahip çıkması lazım. Süt para etmediği için inekleri kesime gönderiyoruz. Hastalık var ama hastalıkla mücadele maliyeti fazla. Veteriner çağırmaktan korkuyoruz; veteriner hekimin gelmesi ciddi bir maliyet. Bu nedenle çitçi kendi hayvanının tedavisi kendi yapmaya kalkışıyor. Yapamayınca da hastalık oluyor. Böyle olunca da o inek kesime gidiyor” değerlendirmesinde bulundu.
HAYVAN REFAHI SAĞLANMAYINCA YETERLİ VERİM ALAMIYORUZ
Hayvan refahını sağlamanın güçlüğüne değinen üretici Altıntaş, “Biz samanı arpayı kendimiz üretiyoruz ama yine işin içerisinde çıkmamız zor oluyor. İnanılmaz giderlerimiz var. Hayvan gübrelerinin hayvanların toplu yaşadığı bu alandan uzaklaştırılması gerekiyor, inanın bu iş bile bağayı gider. Hayvan refahı sağlamaya kalkıştığımızda giderlerimiz çok oluyor. Hayvanın refahını sağlayamazsanız da yeterli verim alamıyorsunuz” diye konuştu.
YURTDIŞINA GİDEN MİLYON DOLARLAR
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise hayvancılıkta sorunların arttığını belirterek, “Hayvan varlığımızda 2 milyona yakın hayvanın azaldığını görüyoruz. 2023 yılında hayvan ithalatının sona ereceğini geçmiş dönem Tarım ve Orman Bakamları açıklamışken, bu yılın ilk 10 ayında, Ticaret Bakanın soruma verdiği yanıta göre 682 bin 331 baş hayvan ithal edildi. Bu hayvanlar için 864 milyon dolar yurtdışına para ödendi. 26 bin 854 ton et ithal edildi ve bunun karşılığı da 181 milyon dolar yurtdışına para ödedik. İthal hayvancılık bitecek derken milyon dolarlar yurt dışından ithal hayvan ve ete gitti. Ülkemizde hayvancılık desteklense bu açıklar olmayacaktı. Buzağı ölümleriyle, hayvan hastalıklarıyla yeterli mücadele sağlanmadığı gibi artan yem fiyatlarından dolayı hayvancılık yaparlar iş isten beklediği kazancı sağlayamıyor. Hayvancılık giderek geriliyor” dedi.
ET FİYATLARI 1000 LİRAYA KADAR YÜKSELEBİLİR
Et fiyatlarındaki artışın doğrudan üreticiye bir etkisinin olmadığına değinen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Böyle giderse yılbaşından sonra etin kilosu büyükşehirlerde 1000 liraya kadar yükselir. Çünkü girdi maliyetleri düşmüyor. Fiyatlar artıyor. Bu artıştan besiciye, üreticiye para kalmıyor. Üretici de bu durumda hayvanını kesime gönderiyor ve bu kez ithal hayvan getiriliyor. O da çözüm olmuyor. Besici kazanmıyor. Vatandaş et ve süt fiyatı arttıkça yanına varamıyor. Birileri bu işten de aracılık, ithalat yoluyla vurgun vuruyor” diye konuştu.
SİYASİ İKTİDARI UYARDIK AMA DİNLEMEDİLER
Düvelerin, gebe ineklerin, süt ineklerinin kesime gönderilmesinin seyredilmesi ile sorunların katladığını ifade eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz defalarca kez uyardık, süt inekleri kesime gönderilmesin dedik. Ama siyasi iktidar sesimizi duymadı. Görünen o ki hayvancılık giderek sorunlu hale geliyor. Önümüzdeki süreçte et fiyatlarındaki artış da devam edecek gibi. Bununla ilgili planlama yapılması gerekiyor. Yem fiyatları mutlaka düşürülmeli ve aracılık sistemin yeniden gözden geçirilmelidir. İthal çözüm değil. Yerli üretici, besici, süt inekçiliği korunmalı, Cumhurbaşkanlığı 2024 yılı program gerekçesinde et üretimi artan nüfusa göre düşeceği görülüyor. Bu da sorunun giderek derinleşeceğinin işareti. Bir hayvan iki yıldan önce verimli olamaz. Süreç doğru yönetilmezse et ve sütte işler daha da ağırlaşacak. Et ve sütte tehlike çanları çalıyor” şeklinde konuştu.
(Dahi GEDİK)