NİĞDE'DE 'ŞEHİTLER GECESİ' PROGRAMI DÜZENLENECEK NİĞDE'DE 'ŞEHİTLER GECESİ' PROGRAMI DÜZENLENECEK

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 2024 yılı fitre bedelini açıkladı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan alınan bilgilere göre; Fitre bedeli geçen seneye göre yüzde 85 oranında arttırılırken 2024 yılı fitre miktarını 130 TL olarak belirlenmiş oldu.
2023 yılında 70 TL olan fitre bedeli geçen seneye göre yüzde 85 oranında arttırılarak 2024 yılı için 130 TL olarak belirlendi. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı başkanlığında yapılan toplantıda 2024 yılı Ramazan ayı için fitre miktarının belirlenmesi hususunun görüşüldüğü belirtildi.
Toplantı sonrası alınan kararların yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi: "Konuyla ilgili hadis-i şerifler, mevcut sosyo-ekonomik hayat şartları ve bir kişinin günlük gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak ülkemizde fitre miktarı 2024 yılı Ramazan ayı için 130 TL olarak belirlenmiştir. Belirtilen meblağ nakdi olarak verilebileceği gibi gıda ve benzeri maddelerden ayni olarak da verilebilir. Belirlenen bu meblağ, aynı zamanda günlük oruç fidye bedelidir. Bunun yanında her bir mükellef, günlük gıda harcamalarına denk düşecek bir meblağı fitre olarak verebilir."

Fitre Bedeli (2)
FİTRE NEDİR?
Fitre; halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; dinen zengin olup Ramazan ayının sonuna yetişen müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır.
FİTRE NE ZAMAN VERİLİR?
Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Hz. Peygamber, köle-hür, büyük-küçük, kadın-erkek her Müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir.
Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan Bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak, bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir. Şafii mezhebinde ise; fitreyi, meşru bir mazeret bulunmadıkça bayramın birinci gününün gün batımından sonraya bırakmak haramdır. Fitreyi Ramazan’ın ilk günlerinde vermek de caizdir.
Fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması, böylece bayram sevincine iştirak etmesine katkıda bulunmaktır.
Günümüzde fıtır sadakası miktarının belirlenmesinde, kişinin bir günlük (iki öğün) normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması daha uygundur. Kişi dinen zengin sayılanlara, usulüne (anne, baba, dedeler ve nineler), füruuna (çocuk ve torunlar) ve eşine fıtır sadakası veremez. Fitreler bir fakire verilebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtılabilir. Ancak bir kişiye verilen miktar bir fitreden az olmamalıdır.
FİTRE KİMLERE VERİLİR VE KİMLERE VERİLMEZ?
Fitre, kişinin bakmakla yükümlü olmadığı yoksul Müslümanlara verilir. Fitre sadakası ve oruç fidyesini vermek durumunda olan kimsenin bunlardan doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmaması esastır.
Zekât için de aynı kural geçerlidir. Bu sebeple bir kimse zekâtını, fitresini ve fidyesini kendi anası, babası, dede ve nineleri, çocukları, torunları ve onların çocuklarına vermez. Ayrıca eşler de birbirlerine zekat, fitre ve fidye veremez.
Ana, baba, büyük ana ve büyük babalara, oğul, oğlun çocukları, kız, kızın çocukları ve bunlardan doğan çocuklara, eşine, zengine yani aslî ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan kişiye, babası zengin olan ergen olmamış çocuğa, bunların dışındaki kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin, damat, kayınpeder ve kayınvalide gibi akrabalar zengin değillerse kendilerine zekât, fitre ve fidye verilebilir.
Oruç fidyesinin tutarı fitre sadakası kadardır. Bu fidyeler Ramazan’ın başlangıcında verilebileceği gibi, Ramazan’ın içinde veya sonunda da verilebilir. Fidyelerin tamamı bir fakire topluca verilebileceği gibi, ayrı ayrı fakirlere de verilebilir. Bu durumda olan kimseler, fidye vermeye güçleri yetmiyorsa Allah’tan bağışlanmalarını isterler.
Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse, fidyelerini vermiş bile olsalar tutamadıkları oruçları Hanefîlere göre kaza ederler. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile bağış/sadaka sayılır.
(İbrahim UGUN)