Yassıada Zindanlarında Can Veren Niğdeli Vali: Cemil Keleşoğlu

Abone Ol

Niğde’nin Fertek kasabasından çıkıp devletin ağır sorumluluklarını omuzlayan bir idareciydi Cemil Keleşoğlu.
Memuriyete Acıpayam kaymakamlığıyla başladı.1939-1940 yılları arasında Acıpayam kaymakamlığı, 1954-1955 yılları arasında Denizli ve 1955-1960 yılları arasında Konya valilikleri yaptı. Konya valisi iken 1957-1958 yılları arasında Konya belediye başkanlığı da yaptı.
27 Mayıs 1960 sabahı bu düzen bir anda dağıldı. Darbe ile birlikte görevinden alındı, tutuklandı ve Yassıada’ya gönderildi. Hakkındaki suçlamalar çoğu zaman somut olmaktan uzaktı. Valilik konağındaki bir kıyma makinesi bile itham konusu yapıldı. O günlerde gerçek ile söylenti arasındaki sınır hızla silinmişti.
Yassıada’da geçen günler ağır ve yıpratıcıydı. Sorgular, baskılar ve belirsizlik içinde geçen bu süreçte yaşanan olaylar, onun için kırılma noktası oldu.
Dışarıda ise ailesi zor günler geçiriyordu. Maaşı kesilmiş, birikimlerine el konulmuştu. Oğlu Erhan Keleşoğlu, o günleri anlatırken İstanbul sokaklarında simit satarak aileyi ayakta tutmaya çalıştığını söyler. Geçim sıkıntısına, belirsizlik ve tehditler de eklenmişti. Çocukların eğitim hayatının yarıda bırakılacağı söyleniyordu.
Bu şartlar altında Keleşoğlu’nun zihninde tek bir düşünce ağır basmaya başladı: ailesini korumak. Mahkûm olması hâlinde geride kalanların tamamen sahipsiz kalacağını düşünüyordu. Bu düşünce giderek derinleşti.
14 Temmuz 1960 gecesi Yassıada’da bir banyo kapısı kapandı. Sabah, Cemil Keleşoğlu’nun hayatının sona erdiği açıklandı. Resmî kayıtlara göre bileklerini keserek intihar etmişti.
Yassıada'da oda arkadaşı olan eski Demokrat Parti milletvekili Gıyasettin Emre'ye göre kendisini intihara iten sebep, buradaki teğmenlerden birinin onu herkesin gözü önünde dövmesiydi
Samet Ağaoğlu ise anılarında Keleşoğlu'nun mahkemece ceza verilip mahkum edilmeden önce ölmesi halinde eşi ve çocuğuna aylık bağlanacağını, aksi takdirde eşi ve çocuğunun "aç kalacağını" düşündüğü için intihar ettiğini iddia etmektedir.
Ancak bu ölüm, aradan geçen yıllara rağmen kesinlik kazanmadı. Oğlu Erhan Keleşoğlu’nun sözleri bu belirsizliği hâlâ taşır: “Bir insan iki bileğini birden keserek nasıl intihar eder?” Bu soru, sadece bir evladın şüphesi değil, aynı zamanda o dönemin karanlığına düşen bir gölgedir.
Ailesi cenazeyi almak üzere çağrıldığında geriye birkaç eşya ve derin bir acı kaldı. Bir çocuk için babasız büyümek, yıllar geçse de kapanmayan bir eksiklik oldu.
Zaman ilerledi, hayat devam etti. Erhan Keleşoğlu eğitimini tamamladı, kamu hayatında yer almaya çalıştı. Ancak bu kez de 12 Eylül döneminde engellerle karşılaştı. Geçmişin izleri, farklı biçimlerde karşısına çıkmaya devam etti.
Bugün Konya’da bir okul onun adını yaşatıyor. Ama asıl hatıra, geride kalanların hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Mehmet Baş

{ "vars" : { "gtag_id": "G-815M9GDBNG", "config" : { "G-815M9GDBNG": { "groups": "default" } } } }