Üçkapılı Yaylası

Abone Ol

Üçkapılı Yaylası, Aladağların kuzeyinde, Torosların İç Anadolu’ya açılan yüzünde yer alır. Rakımı bin sekiz yüz metrenin üzerinde bulunan, etrafı dağlarla çevrili bu geniş plato, yüzyıllar boyunca Türkmenlerin gelip yerleştiği , yörüklerin en sevdiği yaylalardan birisi olmuştur.
Aladağların en büyük ve en meşhur yaylalarından biri olarak anılan Üçkapılı, yalnızca geniş otlaklardan ibaret değildir. Bu yayla, Osmanlı döneminden Cumhuriyet yıllarına, konargöçer Yörük hayatından yerleşik düzene geçişe kadar uzanan uzun bir hikâyeyi içinde barındırır. Rivayet edildiğine göre Osmanlı döneminde askeri birliklerin atları burada yetiştirilmiştir. Ayrıca Çukurova’da kışlayan Yörük obalarının yaz aylarında yurt tuttukları geniş bir yaylak sahası olarak kullanılmıştır.
Yörük göçü demişken, baharın gelişiyle birlikte Çukurova'nın sıcak ovalarında hareket başlardı. Obalar çadırlarını toplar, sürülerini önlerine katar ve Toroslara doğru yola çıkarlardı. Nisan ve Mayıs aylarında başlayan bu göç, yalnızca bir mevsim değişikliği değildi. Bu, nesiller boyunca devam eden bir hayat düzeniydi. Yaz boyunca Üçkapılı Yaylası'nın serinliğinde yaşayan Yörükler, güz mevsimi gelip havalar soğumaya başladığında yeniden Çukurova’ya dönerlerdi. Böylece yayla ile ova arasında asırlardır süren bir gidiş geliş yaşanırdı.
Üçkapılı Yaylası'nın coğrafyası, adeta kendi içine kapanmış büyük bir tabiat havzasını andırır. Güneyde Çamardı(maden) Boğazı, doğuda Eynelli Köyü yaylakları, kuzeyde Uluağaç mezraları ve batıda Eskigümüş yayları bu büyük yaylanın sınırlarını oluşturur. Dumludağ, Pınarkale, Kızıloluk, Halilören, Fırnıç Beli, Kızılören ve Sırataşlar ise bu sınırları tabiatın diliyle belirleyen kadim işaretlerdir.
Bu yaylanın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise üç doğal geçide sahip olmasıdır. Çamardı’ya ulaşan Çamardı Boğazı, kuzeyde yer alan Niğde Geçidi ve kuzeydoğuda bulunan Kayseri Geçidi, yaylanın dış dünyaya açılan kapılarıdır. İşte Üçkapılı adı da buradan gelmektedir. Dağlarla çevrili bu geniş yayla, üç ayrı kapıdan çevresine açılır. Adı da burdan doğmuştur.
Yaylanın kalbi ise şüphesiz Pazar Yeri'dir. Halk arasında Pazar Döleği olarak da bilinen bu saha, Niğde Geçidi üzerinde, Kürt Pınarı ve çevresindeki sulak alanları kapsamaktadır. Kürt Pınarı, Adil Pınarı, Eşmepınar, Körpınar, Karabıyık Pınarı, Aydüşen Pınarı ve Paşaport Pınarı gibi kaynakların çevresinde geniş çayırlıklar oluşmuştur. Her pınarın başına ayrı bir Yörük obasının konduğu anlatılır. Yayla hayatı suyun etrafında şekillenmiş, pınarlar yalnızca su kaynağı değil aynı zamanda hayatın merkezi olmuştur.
Bugün sessiz görünen Pazar Yeri'nin geçmişinde büyük bir hareketlilik vardır. Yaşlıların anlattığına göre burada yılda üç gün süren büyük panayırlar kurulurdu. Bu panayırlarda önemli hayvan alım satımları yapılır, çevre bölgelerden gelen insanlar burada buluşurdu. Halep'ten, Şam'dan, Bursa'dan, Aydın'dan, Kayseri'den ve Adana'dan getirilen malların alınıp satıldığı söylenmektedir. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar sürdüğü anlatılan bu gelenek, Cumhuriyet döneminde sona ermiştir. Panayırlar kurulmaz olmuş, hayvan pazarları da tarihe karışmıştır. Fakat "Pazar Yeri" adı hafızalarda yaşamaya devam etmiştir.

1928 yılında Üçkapılı Yaylası'nı gezen Ali Rıza Yalman'ın gözlemleri de bu coğrafyanın tarihine ışık tutmaktadır. Bu ziyaret sırasında bölgedeki Karahacılı Yörükleri'nin sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamına dair çok önemli tarihi gözlemler yapmıştır. Yalman, o yıl yaşanan kuraklık nedeniyle yaylayı büyük ölçüde boş bulduğunu, yalnızca birkaç obanın konakladığını ve bu büyük yaylayı oldukça ıssız gördüğünü yazmaktadır.
Üçkapılı Yaylası'nın Çamardı Boğazı'na bakan tarafında yer alan Üçkapılı Köyü ise bu hikâyenin başka bir parçasıdır. Pazar Yeri'ne altı-yedi kilometre, Çamardı'ya yaklaşık on kilometre uzaklıkta bulunan bu eski yerleşim yeri, Yörüklerin iskân edilmesiyle yeni bir kimlik kazanmıştır. Köyün doğu yamacına yerleştirilen seksen-doksan hanelik Yörük ailesiyle birlikte burada bir Yörük Mahallesi oluşmuştur.
Fakat Anadolu'nun birçok köyünde olduğu gibi burada da zaman kendi hükmünü vermiştir. Nüfusun artması, tarım arazilerinin yetersiz kalması, hayvancılığın aile geçimini sağlamada zorlanması ve çocukların eğitim ihtiyaçları insanları şehirlere yöneltmiştir. Özellikle 1970'li yıllardan itibaren başlayan göç hareketi, Üçkapılı Köyü'nün nüfusunu giderek azaltmıştır. Bir zamanlar çocuk sesleriyle dolan sokaklar sessizleşmiş, evlerin kapıları kapanmış, bazı yapılar harabeye dönüşmüş, bazıları ise tamamen yıkılmıştır.
Bugün Üçkapılı Yaylasına çıktığımızda, birlikte göç eden obaların izlerini, pınar başlarında kurulan hayatları, panayır günlerinin kalabalığını ve zamanla sessizliğe çekilen bir dünyanın hikâyesini de görürüz. Aladağların yükseklerinde yer alan bu büyük yayla, geçmiş ile bugün arasında kurulan görünmez bir köprü gibi varlığını sürdürmektedir. Dağlar, pınarlar ve yollar hâlâ yerindedir; değişen ise o yolları dolduran insanlardır.
Mehmet BAŞ

{ "vars" : { "gtag_id": "G-815M9GDBNG", "config" : { "G-815M9GDBNG": { "groups": "default" } } } }