<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Niğde Haber Gazetesi</title>
    <link>https://www.nigdehaber.com.tr</link>
    <description>Niğde Haber, Niğde son dakika haberler, Niğde Haber Gazetesi, Niğde Haberleri, Niğde medya, Niğde Haber Ajansı, Haber Niğde, ve Niğde haber sitesi.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.nigdehaber.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 15 May 2026 22:19:40 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Fiziksel aktiviteden kaçtıkça obezite riski artıyor]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana International Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, fiziksel aktivite yapmayan kişilerin obezite riskiyle daha çok karşı karşıya kaldığını söyledi.<br />
Çağın en büyük halk sağlığı sorunlarının başında gelen obezite, artık sadece gelişmiş ülkelerin değil, gelişmekte olan ülkelerin de ortak sorunu olarak dikkat çekiyor. Hareketsiz yaşam tarzı ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları vücutta aşırı yağ birikimine yol açarken, uzmanlar diyet ve egzersizle sonuç alamayan hastalar için obezite cerrahisinin hayati bir önem taşıdığına dikkat çekiyor.Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, modern yaşamın beraberinde getirdiği hareketsizliğin obeziteyi nasıl tetiklediğini ve cerrahi tedavi yöntemlerinin önemini anlattı.<br />
<strong>TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI OBEZİTEYİ TETİKLİYOR</strong><br />
Obeziteyi "Vücutta ihtiyaçtan fazla alınan kalorinin yağ olarak depolanması" şeklinde tanımlayan Doç. Dr. Kerim Güzel, günümüz insanının fiziksel aktiviteden uzaklaştığını belirterek, "Telefon, bilgisayar ve televizyon başında geçirilen uzun saatler, beraberinde tüketilen yüksek kalorili atıştırmalıklarla birleştiğinde obezite kaçınılmaz hale geliyor. Ulaşım araçlarının yaygınlaşması ve teknolojik araçların hayatımızı kolaylaştırmasıyla daha az yürüyor, daha az enerji harcıyoruz. Toplum olarak spor yapma alışkanlığımızın zayıf olması da bu tablonun başlıca etkenlerinden biri" dedi.<br />
<strong>“CERRAHİ SADECE KİLO VERMEK İÇİN DEĞİL, SAĞLIK İÇİN YAPILIYOR”</strong><br />
Obezite cerrahisinin sadece estetik bir kaygı taşımadığını vurgulayan Doç. Dr. Güzel, cerrahi müdahalenin ikincil hastalıkların önlenmesinde kalıcı bir çözüm sunduğunu ifade ederek, "Amacımız sadece kilo verdirmek değil; diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve yürüme bozuklukları gibi aşırı kiloya bağlı gelişen birçok kronik hastalığı tedavi etmektir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisinden sonuç alamayan hastalar için cerrahi en etkin seçenektir. Ameliyat kararı kişiye özel değerlendirmeler ve vücut kitle indeksi (VKİ) kriterlerine göre veriliyor. VKİ 40'ın üzerinde olanlar doğrudan operasyon adayıdır. VKİ 35-40 arası olanlar hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi veya karaciğer yağlanması gibi ek hastalığı olanlar ameliyat edilebilir. VKİ 30-35 arası olanlar medikal tedaviye rağmen kan şekeri kontrol altına alınamayan tip 2 diyabet hastalarına cerrahi önerilebilir" diye konuştu.<br />
<strong>MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM VE KAPALI AMELİYAT KONFORU</strong><br />
Ameliyat öncesi sürecin oldukça titiz yürütüldüğünü ifade eden Güzel, hastaların kardiyoloji, göğüs hastalıkları, psikoloji, endokrinoloji ve anestezi uzmanları tarafından detaylıca değerlendirildiğini belirtti. Ameliyatların genel anestezi altında ve laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirildiğini söyleyen Doç. Dr. Kerim Güzel, "Kapalı yöntem sayesinde hastalarımız daha hızlı iyileşiyor. Ameliyat sonrası süreçte diyetisyen desteği ve doktor kontrolündeki egzersiz programı, başarının kalıcı olması için kritik öneme sahip" şeklinde konuştu.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w704336-01-2.jpg" type="image/jpeg" length="13160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obruk Köyü’nde Mobil Sağlık Hizmeti]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/obruk-koyunde-mobil-saglik-hizmeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/obruk-koyunde-mobil-saglik-hizmeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Niğde İl Sağlık Müdürlüğü mobil sağlıklı hayat ekibi ,Bor ilçesine bağlı Obruk Köyü’nde vatandaşlara birinci basamak sağlık hizmetlerini yerinde ve ücretsiz olarak sundu.<br />
<img alt="Obruk Köyü’nde Mobil Sağlık Hizmeti 1" class="detail-photo img-fluid" height="306" src="https://nigdehabercomtr.teimg.com/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/obruk-koyunde-mobil-saglik-hizmeti-1.jpg" width="550" /><br />
Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda;<br />
Sigara bırakma danışmanlığı, Çocuk gelişimi değerlendirmeleri, Kanser taramaları (serviks ve kolorektal), Sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele danışmanlığı, Ağız ve diş sağlığı hizmetleri, Evde sağlık hizmetleri vatandaşlara ulaştırıldı.Bu kapsamlı taramalarla, kent merkezine uzak bölgelerde yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırılırken, toplum sağlığının korunmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü, benzer çalışmalarla köy ve kasabalarda vatandaşların yanında olmaya devam edecek.<br />
<strong>(Haber Merkezi)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>BOR, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/obruk-koyunde-mobil-saglik-hizmeti</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/obruk-koyunde-mobil-saglik-hizmeti-3.jpg" type="image/jpeg" length="18392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Türkiye'deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor”]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/turkiyedeki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/turkiyedeki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini "sıfır" olarak değerlendirdi. Türkiye'deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı.<br />
Güney Amerika açıklarındaki yolcu gemisinde görülen hantavirüs vakaları, pandemi ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, hantavirüsün bulaşının zor olduğuna dikkat çekerek yine de alınması gereken tedbirlere dair uyarılarda bulunuyor. Beykent Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Bülent Şahin de Türkiye'de ilk kez 2008-2009 yıllarında tespit edilen hantavirüse dair önemli bilgiler verdi.<br />
<strong>“TÜRKİYE'DEKİ HANTAVİRÜS TÜRÜ İNSANDAN İNSANA BULAŞMIYOR”</strong><br />
Türkiye'deki hantavirüs türünün insandan insana bulaşmadığını, Amerika kıtasındakilerin ise yakın temas içerisinde yaşayan insanlar arasında bulaşabildiğini belirten Şahin, "Hantavirüsün pandemi yapma ihtimali sıfır. İnsandan insana bulaştırması sadece Amerikan tipinde mümkün. O da çok zor şekilde olabiliyor. Avrupa, Asya ve Türkiye'de bulunan tipinde insandan insana bulaşması söz konusu değil. Bundan dolayı halkımız rahat olsun" dedi.<br />
<strong>“HANTAVİRÜSTEN DAHA AĞIR SEYREDİYOR”</strong><br />
Hantavirüsün hemorojik, yani kanamalı viral hastalıklar grubunda yer aldığını söyleyen Şahin, "Ülkemizde en çok bu grupta tanınan hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıdır. KKKA virüsünün ve hantavirüsün insanlarda neden olduğu semptomlar birbirine benzer ama Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü çok daha şiddetli ve ağır seyreder, daha ölümcüldür" diye konuştu.<br />
<strong>“HANTAVİRÜS, KKKA VE İNFLUENZAYI TAKLİT EDEBİLİYOR”</strong><br />
Türkiye'deki hantavirüsün diğer hastalıkları taklit edebildiğini ve bu nedenle teşhisinin zorlaştığını belirten Dr. Bülent Şahin, "Başta grip, influenza virüsü, belki koronayı, en önemlisi de KKKA hastalığını taklit edebiliyor. Hantavirüsünün bizim ülkemizde en belirgin belirtileri diğer enfeksiyon belirtileriyle aşağı yukarı aynıdır. Yüksek ateş, yaygın kırgınlık, vücut ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı, bazen kusma ve ishal görülebilir. İdrar yapamama veya az yapma da önemli bulgular. Bu bulgular neden önemli: Çünkü ülkemizdeki tipinde hastalığın ağır seyretmesinin nedeni böbrekte meydana getirdiği hasar ve böbrek yetmezliğiyle alakalıdır. Vücutta kanamalara da neden olabilmektedir. Hastalarımız doktorlara yaşadıkları yer ve bulaşla ilgili bilgi verdikleri gibi doktorların da bu konuda çok iyi sorgulama yapması ile erken teşhis konduğu takdirde tedavi kolaydı. Bu hastalıktan dolayı ülkemizde ölüm olma ihtimali yoktur" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>“AMERİKAN TİPİ HANTAVİRÜS SOLUNUM SİSTEMİNE TUTUNUYOR”</strong><br />
Amerikan tipi hantavirüsün ise daha çok solunum sistemine tutunduğunu, çok ağır akciğer enfeksiyonu ve ona bağlı kalp yetmezliğinden dolayı ölüme götürebildiğini belirten Şahin, şöyle konuştu: "Hantavirüs kemirgenlerden, en fazla da farelerden geçmektedir. İlk başta orman farelerinden daha sonra şehre inen farelerden bulaşır. Farelerin dışkı ve idrarları en önemli bulaş nedenidir. Kişileri ısırmakla da bulaştırabilirler. Ambar gibi tozlu bölgelerde fare dışkı ve idrarları kuruyup havaya karışarak akciğerlerimize solunum vasıtasıyla ulaşabilir.”<br />
<strong>KURBAN BAYRAMI ÖNCESİ KENE UYARISI</strong><br />
Kışın toprak altında yaşayan kenelerin, havaların ısınmasıyla birlikte yüzeye çıkması ve Kurban Bayramının yaklaşması nedeniyle özellikle KKKA konusunda uyarılarda bulunan Dr. Bülent Şahin, "Keneler yüzeye çıktılar, Kurban Bayramı nedeniyle hayvan nakilleri var. Hayvanların üzerinde bulunan kenelerle KKKA virüsü bütün şehirlerimize yayılmakta. Bu yönde gerek Tarım Bakanlığımızın gerek Sağlık Bakanlığımızın gerekli önlemleri alacaklarını düşünüyorum. Özellikle hayvan nakilleri ve hayvanların kene yönünden ilaçlanmaları çok çok önemli" dedi.<br />
<strong>(İHA) </strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/turkiyedeki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w702985-01.jpg" type="image/jpeg" length="23855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide kanserinde erken teşhis uyarısı]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş, mide kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi.<br />
Özellikle uzun süren mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Aktaş, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti.<br />
Mide kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Doç. Dr. Gökmen Aktaş, hastalığın ilerleyen dönemlerde mide ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve yutma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini söyledi. Özellikle aile öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Aktaş, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.<br />
Mide kanserinin oluşumunda çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken Aktaş, "Sigara kullanımı, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenme, düzensiz yaşam alışkanlıkları ve Helicobacter pylori enfeksiyonu mide kanseri riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontroller ise hastalığa karşı koruyucu rol oynuyor" dedi.<br />
Toplumda kanser farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Gökmen Aktaş, özellikle mide şikayetlerini uzun süre yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini belirtti. Erken teşhis sayesinde tedavi sürecinin daha başarılı ilerlediğini vurgulayan Aktaş, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Düzenli kontroller sayesinde hastalık erken evrede tespit edilerek tedavi şansı önemli ölçüde artırılabiliyor" diye konuştu.<br />
Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek vatandaşlara düzenli sağlık kontrollerini aksatmama çağrısında bulundu.<br />
<strong>(İHA)</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w703064-01.jpg" type="image/jpeg" length="68176"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Vücuttaki yaygın ağrıların nedeni fibromiyalji olabilir”]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/vucuttaki-yaygin-agrilarin-nedeni-fibromiyalji-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/vucuttaki-yaygin-agrilarin-nedeni-fibromiyalji-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gyulnaz Emin Fibromiyaljinin vücudun birçok bölgesinde hassasiyet ve yaygın kas ağrısıyla seyreden kronik bir ağrı sendromu olduğunu dile getirerek konuyla ilgili tuıbbi bilgiler verdi.<br />
Uzman Dr.Emin "Bu tabloya sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, anksiyete ve depresyon da eşlik edebilir. Hastalık, oluşturduğu ağrı ve halsizlik nedeniyle kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. Ağrı bazen omuzda, bazen belde, bazen de bacaklarda hissedilebilir. Bu gezici karakter, hastaların şikayetlerini tanımlamasını zorlaştırabilir. Stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk hava ve nem gibi faktörler ağrıyı artırabilir" dedi.<br />
İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gyulnaz Emin, yaygın kas ağrısı, yorgunluk ve dinlendirmeyen uyku şikayetlerinin fibromiyaljiye işaret edebileceğini söyledi.<br />
Fibromiyaljinin vücudun birçok bölgesinde hassasiyet ve yaygın kas ağrısıyla seyreden kronik bir ağrı sendromu olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Emin, "Bu tabloya sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, anksiyete ve depresyon da eşlik edebilir. Hastalık, oluşturduğu ağrı ve halsizlik nedeniyle kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir" diye konuştu.<br />
<strong>“AĞRI VÜCUTTA GEZİCİ OLABİLİR”</strong><br />
Fibromiyaljide ağrının tek bir noktaya bağlı kalmadığını ifade eden Uzm. Dr. Emin, "Ağrı bazen omuzda, bazen belde, bazen de bacaklarda hissedilebilir. Bu gezici karakter, hastaların şikâyetlerini tanımlamasını zorlaştırabilir. Stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk hava ve nem gibi faktörler ağrıyı artırabilir" diye konuştu.<br />
Hastaların zaman zaman eklemlerinde şişlik hissedebildiğini ancak çoğunlukla muayenede şişlik ya da kızarıklık saptanmadığını belirten Uzm. Dr. Emin, "Bunun yanı sıra kollarda ve bacaklarda karıncalanma, uyuşma hissi de görülebilir. Migren veya gerilim tipi baş ağrıları tabloya eşlik edebilir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>“DAYAK YEMİŞ GİBİ UYANMAK EN SIK ŞİKAYETLERDEN BİRİ”</strong><br />
Fibromiyaljide uyku kalitesinin de etkilendiğini vurgulayan Uzm. Dr. Emin, "Hastaların büyük bir kısmı sabah uyandığında dinlenmemiş hisseder. ‘Dayak yemiş gibi’ ya da ‘savaşmış gibi’ uyanma hissi sık dile getirilen bir durumdur. Uykuya dalmada güçlük ve gece sık uyanma da görülebilir" dedi.<br />
<strong>“ZİHİNSEL BULANIKLIK YAŞANABİLİR”</strong><br />
Hastalığın yalnızca fiziksel değil, bilişsel etkiler de oluşturabildiğini aktaran Uzm. Dr. Emin, "Konsantrasyon güçlüğü ve dikkat dağınıklığı görülebilir. ‘Fibrofog’ olarak adlandırılan bu durum, zihinsel bir sis hali şeklinde tarif edilir" şeklinde konuştu.<br />
Uzm. Dr. Emin, bazı hastalarda huzursuz bacak sendromu, huzursuz bağırsak sendromu ve ağız kuruluğu gibi şikayetlerin de tabloya eşlik edebildiğini ifade etti.<br />
<strong>“ALTTA YATAN MEKANİZMA AĞRININ ALGILANMASIYLA İLGİLİ”</strong><br />
Fibromiyaljinin ortaya çıkış mekanizmasına değinen Uzm. Dr. Emin, "Santral sensitizasyon olarak adlandırılan durumda, beyinde ağrıyı algılayan sistem normalde ağrı oluşturmayacak uyaranlara karşı daha hassas hale gelir. Bu yüzden ağrının oluşumu ve işlenmesiyle ilgili bir farklılık söz konusudur. Hastalık genetik yatkınlıkla ilişkili olabilir. Kadın olmak, ileri yaş, geçirilmiş travmalar, stres, bazı kişilik özellikleri ve yaşam olayları risk faktörleri arasında sayılabilir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>“TANI KLİNİK DEĞELERLENDİRME İLE KONULUYOR”</strong><br />
Fibromiyalji için özel bir test bulunmadığını anlatan Uzm. Dr. Emin, "Tanı hastanın şikayetleri ve klinik muayene ile konur. Ancak benzer yakınmalara yol açabilecek romatizmal hastalıklar, D vitamini eksikliği, anemi ve tiroit hastalıklarını dışlamak için bazı tetkikler yapılabilir" dedi.<br />
<strong>“TEDAVİDE ÇOK YÖNLÜ YAKLAŞIM ŞART”</strong><br />
Fibromiyaljinin yalnızca ilaçla tedavi edilen bir hastalık olmadığını belirten Uzm. Dr. Emin, "Tedavi sürecinde ilaçların yanı sıra egzersiz, uyku düzeninin sağlanması, hasta eğitimi ve psikolojik destek gibi birçok yaklaşım birlikte değerlendirilmelidir. Hastaya bunun gerçek bir hastalık olduğu ve yaşamı tehdit eden bir durum olmadığı mutlaka anlatılmalıdır" açıklamasında bulundu.<br />
“DÜZENLİ EGZERSİZ ÖNEMLİ”<br />
Düzenli egzersizin tedavinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Emin, "Hastalar egzersize yavaş başlamalıdır. Yürüyüş ve yüzme gibi aerobik egzersizlerle başlanabilir, zamanla esneklik ve hafif direnç egzersizleri eklenebilir. Haftada 2-3 gün yapılan, günde 20-30 dakikalık tempolu yürüyüşün olumlu etkileri gösterilmiştir. Ayrıca yoga ve tai-chi gibi egzersizler de fayda sağlayabilir" diye konuştu.<br />
Fibromiyaljinin farklı şikâyetlerle ortaya çıkabildiğini ve bu yüzden tanıda gecikmeler yaşanabildiğini belirten Uzm. Dr. Emin, "Farkındalığın artması ve hastaların doğru branşa başvurması tedavi sürecini olumlu etkiler" diyerek sözlerini tamamladı.<br />
<strong>(İHA) </strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/vucuttaki-yaygin-agrilarin-nedeni-fibromiyalji-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w702762-01.jpg" type="image/jpeg" length="33764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara dikkat]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Haşim Karakuş, polen yoğunluğunun arttığı bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara bağlı şikâyetlerin de artış gösterdiğini söyledi.<br />
Özellikle polenlerin havada yoğun olarak bulunduğu bu günlerde dikkatli olmanın, hastalık kontrolü açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Karakuş, bahar mevsiminde şikayetlerin artma nedenlerini şöyle sıraladı: “Ağaç, çimen ve yabani ot polenleri bahar aylarında hızla artmaktadır. Bu polenler solunum yollarına girerek bağışıklık sistemini uyarır ve hassas bireylerde öksürük, nefes darlığı, hırıltı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikâyetlere yol açar.”<br />
Uzm. Dr. Karakuş, risk gruplarıyla ilgili açıklamalarda bulunarak," Astım hastaları, alerjik rinit (Saman nezlesi) olan bireyler, ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklar, daha önce polen alerjisi tanısı almış kişiler" şeklinde konuştu.<br />
<strong>NELERE DİKKAT EDİLMELİ</strong><br />
Uzm. Dr. Karakuş, dikkat edilmesi gerekenler konusunda açıklamalarda bulunarak, “Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin ve mümkünse duş alın. Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun. Maske kullanımı polen temasını azaltabilir. Ev temizliğinde HEPA filtreli süpürgeler tercih edilebilir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>TEDAVİ VE TAKİP ÖNEMLİ</strong><br />
“Astım ve alerjik hastalığı olan bireyler ilaçlarını düzenli kullanmalı, doktor kontrolü olmadan tedavilerini kesmemelidir" diyen Uzm. Dr. Karakuş, gerekli durumlarda koruyucu tedavilerin bahar başlamadan önce planlanması gerektiğine dikkat çekti.<br />
<strong>“ÇOCUKLARDA DAHA DİKKATLİ OLUNMALI”</strong><br />
Çocukların alerjenlere karşı daha hassas olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Karakuş, "Özellikle gece öksürüğü, eforla nefes darlığı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar açısından değerlendirme önemlidir" dedi.<br />
<strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI</strong><br />
Uzm. Dr. Karakuş, "Nefes darlığında artış, gece uykudan uyandıran öksürük, inhaler ilaçlara rağmen rahatlamama, sık acil başvuru ihtiyacı" şeklinde konuştu.<br />
Astım ve alerjik hastalıkların doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabildiği söyleyen Uzm. Dr. Karakuş, "Baharın keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarabilmek için belirtilerinizi ciddiye alın ve gerekli önlemleri ihmal etmeyin" diye konuştu.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w702208-01.jpg" type="image/jpeg" length="57486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["GLP 1 tedavisi hekim kontrolünde güvenli ve etkilidir”]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/glp-1-tedavisi-hekim-kontrolunde-guvenli-ve-etkilidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/glp-1-tedavisi-hekim-kontrolunde-guvenli-ve-etkilidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, Günümüzde her üç kişiden birinin fazla kilolu veya obez olduğunu belirterek obeziteye karşı geliştirilen ve gittikçe yaygınlaşan GLP-1 hormon tedavisinin ancak uzman hekim kontrolünde uygulandığında güvenli ve etkili olabileceğini kaydetti.<br />
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, çağımızın en yaygın hastalıklarından biri haline gelen obezite ile mücadele edenlerin sayısının 2030 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor.<br />
Uzm. Dr. Mahmut Öztürk obezitenin kalp hastalıklarından diyabete, eklem rahatsızlıklarından pek çok kanser türüne kadar birçok kronik hastalığın temel nedeni haline gelen bir sağlık sorunu olduğunu, dolayısıyla vücudun tüm sistemini etkileyen bu durumla başa çıkmanın kolay olmadığını söyledi.<br />
"Obezite, vücutta aşırı yağ birikimi ile seyreden kronik bir hastalıktır. Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyen Uzm. D. Öztürk, halk arasında genellikle "zayıflama iğnesi" olarak bilinen tedavinin yaygın olarak kullanıldığını belirtti.<br />
Bu tedavide GLP-1 hormonunu taklit eden ilaçların obez kişiye enjekte edildiğini söyleyen Uzm. Dr. Öztürk, şöyle konuştu : "GLP-1 bağırsaklardan salgılanan ve iştahı kontrol eden doğal bir hormon. Bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar, tokluk hissini artırır, iştahı azaltır ve kalori alımını düşürerek sağlıklı kilo kaybına yardımcı olur. Bu tedavi, özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan veya obeziteye eşlik eden ek hastalıkları bulunan bireylere hekim kontrolünde uygulanabilir. Genellikle enjeksiyon şeklinde uygulanır ve kişiye özel planlanır. En sık görülen yan etkiler bulantı ve hafif mide şikayetleridir; genellikle geçicidir. Tedavi sürecinde doktor takibi önemlidir.”<br />
Açıklamasında, son dönemde sosyal medyada GLP-1 tedavisi ile ilgili bilimsel dayanağı olmayan olumsuz paylaşımlar yapıldığını dile getiren Burtom Konur Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mahmut Öztürk, bu tür paylaşımların çoğu zaman bireysel deneyimlere dayandığını, oysa uygun hasta grubunda ve hekim kontrolünde uygulandığında GLP-1 analoglarının güvenli ve etkili olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Öztürk, "Obezite tedavi edilebilir bir hastalıktır ve modern tıbbi yaklaşımlar ile başarılı sonuçlar elde edilebilir" dedi.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/glp-1-tedavisi-hekim-kontrolunde-guvenli-ve-etkilidir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w702001-01.jpg" type="image/jpeg" length="19478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AVM’de İlk Yardım bilgilendirme etkinliği]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/avmde-ilk-yardim-bilgilendirme-etkinligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/avmde-ilk-yardim-bilgilendirme-etkinligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Niğde Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, son zamanlarda sıkça karşılaşılan tam tıkanma vakaları ve yanlış uygulamalara dikkat çekmek amacıyla Niğde Tema Park AVM’de vatandaşlar için çalışma gerçekleştirdi.<br />
<img alt="Whatsapp Image 2026 05 10 At 11.18.43 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="347" src="https://nigdehabercomtr.teimg.com/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-111843-1.jpeg" width="550" /><br />
<strong>DOĞRU İLK YARDIM YÖNTEMLERİ ANLATILDI</strong><br />
Etkinlikte yetişkin, çocuk ve bebeklerde görülen kısmi ve tam tıkanma durumlarında uygulanması gereken doğru ilk yardım yöntemleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Heimlich Manevrası uygulamalı olarak gösterilerek vatandaşların doğru müdahaleyi öğrenmeleri sağlandı.<br />
<strong>AMAÇ: TOPLUMDA İLK YARDIM BİLİNCİNİ ARTIRMAK</strong><br />
Programın temel hedefinin, toplumda ilk yardım bilincini artırmak ve hayat kurtaran doğru müdahalelerin yaygınlaştırılması olduğu belirtildi. Yetkililer, bu tür çalışmaların devam edeceğini ifade ederek vatandaşların bilinçlenmesinin önemine vurgu yaptı.<br />
<strong>(Sevinç Kapkın)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/avmde-ilk-yardim-bilgilendirme-etkinligi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-111843.jpeg" type="image/jpeg" length="69738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan hantavirüs uyarısı]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çekerek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi.<br />
<img alt="A W700973 01" class="detail-photo img-fluid" height="612" src="https://nigdehabercomtr.teimg.com/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w700973-01.jpg" width="450" /><br />
Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi.<br />
Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu.<br />
<strong>"İKİ FARKLI KLİNİK TABLOYA YOL AÇABİLİYOR"</strong><br />
Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi'nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu.<br />
<strong>"İNSANDAN İNSANA BULAŞ GENELLİKLE GÖRÜLMÜYOR"</strong><br />
Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye'de ilk vakalar 2000'li yıllarda Zonguldak ve Giresun'da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun'da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>"KORUNMA ÖNLEMLERİ ÖNEM TAŞIYOR"</strong><br />
Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu.<br />
<strong>"COVID-19 BENZERİ PANDEMİ BEKLENMİYOR"</strong><br />
Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."<br />
<strong>(İHA) </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/uzmandan-hantavirus-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/hanta-virus.jpg" type="image/jpeg" length="34325"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evlilik öncesi Talasemi taraması önemli]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/evlilik-oncesi-talasemi-taramasi-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/evlilik-oncesi-talasemi-taramasi-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, Talasemi (Akdeniz Anemisi) hakkında bilgi vererek hastalığın kalıtsal ve genetik geçişli bir kan hastalığı olduğunu belirtti ve erken tanı ile taramanın önemine dikkat çekti.<br />
Talaseminin, kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan hemoglobin üretimindeki bozukluk sonucu geliştiğini ifade eden Uzm. Dr. Alkış, hastalığın minör (taşıyıcılık), intermedia ve major olmak üzere üç farklı formda görüldüğünü söyledi. Klinik tespitlerin hastalığın tipine göre değiştiğini belirten Alkış, talasemi minör yani taşıyıcılık formunun belirti vermeden seyrettiğini ve genellikle evlilik öncesi tarama testlerinde tespit edildiğini vurguladı.<br />
<strong>“TALASEMİ MAJOR ERKEN DÖNEMDE BELİRTİ VERİR”</strong><br />
Talasemi majorun genellikle bebeklik döneminde belirti verdiğini ifade eden Uzm. Dr. Nihan Alkış; solukluk, dalak ve karaciğer büyümesine bağlı karın şişliği ile büyüme geriliğinin sık görülen şikayetler arasında yer aldığını söyledi. Bu hastaların yaşamın erken dönemlerinden itibaren düzenli kan nakline ihtiyaç duyabildiğini ve bu sürecin ömür boyu devam edebileceğini belirtti.<br />
<strong>“TALASEMİ MİNOR ÇOĞU ZAMAN FARK EDİLMEYEBİLİR"</strong><br />
Talasemi minörlü bireylerde genellikle belirgin şikâyet görülmediğini belirten Uzm. Dr. Alkış, bu nedenle taşıyıcılığın çoğu zaman fark edilmeden nesilden nesile aktarılabildiğini söyledi. Talasemi intermedia hastalarında ise belirtilerin daha ileri yaşlarda ortaya çıkabildiğini ve zaman zaman kan nakli gerekliliği doğabildiğini ifade etti.<br />
<strong>"TEDAVİ VE TAKİP BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR"</strong><br />
Tedavinin hastalığın tipine göre planlandığını vurgulayan Uzm. Dr. Nihan Alkış, talasemi majörlü hastalarda kan nakli, demir yükünü azaltıcı tedaviler ve uygun verici bulunması durumunda kemik iliği naklinin uygulanabildiğini belirtti. Son yıllarda geliştirilen Luspatercept etken maddeli ilacın, bazı hastalarda kan nakli ihtiyacını azaltabildiğini de sözlerine ekledi.<br />
<strong>"EN ETKİLİ YÖNTEM: TARAMA"</strong><br />
Talaseminin genetik geçişli bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Alkış, "Anne ve babanın her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda, her gebelikte yüzde 25 oranında hasta çocuk doğma riski bulunmaktadır. Bu nedenle evlilik öncesi taramalar ve doğum öncesi tanı yöntemleri sayesinde talasemi büyük ölçüde önlenebilir" dedi.<br />
Eşlerin her ikisinin de taşıyıcı olduğu durumlarda doğacak çocuğun yüzde 25 hasta, yüzde 50 taşıyıcı ve yüzde 25 sağlıklı olma ihtimali bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Nihan Alkış, eşlerden yalnızca birinin taşıyıcı olması durumunda ise çocukların hasta olmayacağını ancak yüzde 50 oranında taşıyıcı olabileceğini ifade etti. Bu nedenle taşıyıcı çiftlerin, gebeliğin erken döneminde doğum öncesi tanı merkezlerine başvurmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.<br />
Her yıl Dünya Talasemi Günü’nün toplumda farkındalık oluşturmak için önemli bir fırsat olduğunu belirten Uzm. Dr. Alkış, 1993 yılından bu yana bu özel gün kapsamında bilinçlendirme çalışmalarının sürdürüldüğünü ifade etti.<br />
Türkiye’de 1 Kasım 2018’den itibaren uygulanan "Evlilik Öncesi Hemoglobinopati Tarama Programı" ile taşıyıcı bireylerin tespit edilerek hasta bebek doğumlarının önlenmesinin hedeflendiğini belirten Uzm. Dr. Nihan Alkış, bilinçli yaklaşım, düzenli kontrol ve erken tanının hastalıkla mücadelede en güçlü adımlar olduğunu vurguladı.<br />
<strong>(İHA)</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/evlilik-oncesi-talasemi-taramasi-onemli</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/aw700007-01-1.jpg" type="image/jpeg" length="62152"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çamardı Devlet Hastanesi inşaatında inceleme]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/camardi-devlet-hastanesi-insaatinda-inceleme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/camardi-devlet-hastanesi-insaatinda-inceleme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Niğde’nin Çamardı ilçesinde yapımı devam eden 20 yataklı Devlet Hastanesi inşaat alanında protokol heyeti tarafından yerinde inceleme gerçekleştirildi.<br />
Heyet, yüklenici firma yetkililerinden hastanenin mevcut durumu, inşaat süreci ve planlanan tamamlanma takvimi hakkında bilgi aldı. Çalışmaların program doğrultusunda sürdüğü belirtilirken, hastanenin tamamlanmasıyla birlikte ilçe halkının sağlık hizmetlerine erişiminin önemli ölçüde kolaylaşacağı ifade edildi.<br />
20 yatak kapasitesine sahip olacak hastane, tamamlandığında Çamardı’da sağlık hizmetlerinin daha düzenli ve yeterli imkanlarla sunulmasına katkı sağlayacak.<br />
İncelemeye Çamardı Kaymakamı Muhammet Furkan Bektaş, Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, Çamardı Belediye Başkanı Ali Pınar, Destek Hizmetleri Başkanı Serkan Gümüşsoy ve Çamardı Devlet Hastanesi Müdürü Ramiz Kahraman ile beraberindeki heyet katıldı.<br />
<strong>(Haber Merkezi)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÇAMARDI, GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/camardi-devlet-hastanesi-insaatinda-inceleme</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/camardi-devlet-hastanesi-insaatinda-inceleme-gorsel.jpg" type="image/jpeg" length="95865"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başhekim Zor’dan hastanede denetim]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/bashekim-zordan-hastanede-denetim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/bashekim-zordan-hastanede-denetim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor, hastanenin yetişkin acil servisleri ile yataklı servislerde denetim ve personel ziyaretinde bulundu.<br />
Başhekim Zor, acil servisler ve hastane içi birimlerde görev yapan sağlık personeliyle görüşerek çalışanların taleplerini dinledi. Ayrıca tedavi gören hastalara geçmiş olsun dileklerini iletip, hasta ve hasta yakınlarının temenni ve taleplerini yerinde değerlendirdi.<br />
Ziyaretin, hem sağlık çalışanlarının motivasyonunu artırmaya hem de hasta ve yakınlarının beklentilerini doğrudan öğrenmeye katkı sağladığı belirtildi.<br />
<strong>(Haber Merkezi)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/bashekim-zordan-hastanede-denetim</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/bashekim-zordan-hastanede-denetim-2.jpg" type="image/jpeg" length="89535"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş eti hastalıkları Alzheimer'a neden olabiliyor]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/dis-eti-hastaliklari-alzheimera-neden-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/dis-eti-hastaliklari-alzheimera-neden-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçeşehir Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nden Dr. Dt. Candan Pelin Güneş ağız ve diş sağlığının tüm vücut için büyük önem taşıdığını belirterek, yapılan son çalışmalara göre diş eti hastalıklarına neden olan bakterilerin Alzheimer riskini de artırabildiğini ifade etti.<br />
<img alt="A W698329 02" class="detail-photo img-fluid" height="366" src="https://nigdehabercomtr.teimg.com/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w698329-02.jpg" width="550" /><br />
Diş fırçalamak ve doğru ağız bakımı sadece ağız sağlığını değil tüm vücudu etkiliyor. Ağız sağlığı konusunda uyarılarda bulunan uzmanlar, diş ve diş eti hastalıklarının bazı hastalıkları da beraberinde getirebileceğini söylüyor. Son yapılan klinik çalışmalara göre, diş eti hastalıkları ve Alzheimer arasında bir ilişki olabileceğini belirten Dr. Dt. Candan Pelin Güneş, Louisville Üniversitesi'nde yapılan araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi.<br />
<strong>KALP VE SOLUNUM RAHATSIZLIKLARINI DA OLUMSUZ ETKİLİYOR</strong><br />
Periodontoloji uzmanı Güneş, "Ağızda oluşan bakteriler zamanla kan dolaşımına girebiliyor. Bu durum, vücuttaki kronik rahatsızlıkları, şeker hastalığını, kalp ve solunum rahatsızlıkları gibi hastalıkları tetikleyebiliyor. Aynı zamanda son yapılan çalışmalarda diş eti hastalıklarını etkileyen bakterilerin Alzheimer'ın ilerleme sürecinde de etkili olduğu bulunmuştur. Son yıllarda yapılan çalışmalarda diş eti hastalığına sebep olan bakterilerin kan beyin bariyerini geçerek nöroinflamasyona sebep olduğu ve diş eti hastalığının Alzheimer riskini artırabildiği gözlemlenmiştir" dedi.<br />
<strong>DİŞ İPİ VE ARAYÜZ FIRÇASI DA KULLANILMALI</strong><br />
Diş fırçalarken en çok yapılan hataları da anlatan Güneş, "Diş fırçalarken ağzın tüm bölgelerinin fırçalanmaması ya da çok yüksek basınçla diş minelerini aşındıracak şekilde sert fırçalamalar genelde karşılaştığımız en büyük hatalar. Bizim tercihimiz genelde orta yumuşak fırçalar. Çünkü bazen insanların günlük stres seviyesinden kaynaklı olarak ya da dişlerin daha temiz olacağı düşüncesiyle yapılan sert fırçalamalar diş minelerine zarar veriyor" ifadelerini kullandı. Diş fırçasıyla fırçalamanın yeterli olmadığını söyleyen Güneş, ara yüzeylerin temizliği için arayüz fırçası ve diş ipi kullanımının önemine dikkat çekti.<br />
<strong>"ELEKTRİKLİ FIRÇA KULLANIRKEN DİKKAT"</strong><br />
Elektrikli diş fırçalarının plak temizlemede daha etkili olduğunu belirten Dr. Dt. Candan Pelin Güneş, diş eti çekilmesi sorunu yaşayanların elektrikli diş fırçası kullanırken daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. "Elektrikli diş fırçaları normal fırçalamaya göre yüzde 60-70 daha fazla plak kaldırma potansiyeline sahiptir. Elektrikli diş fırçasını çok fazla bastırmadan, süpürme hareketleriyle fırçalamak daha etkin bir temizlik sağlayacaktır. Genelde biz 2 çarpı 2, yani günde 2 kere ve 2 dakika olacak şekilde toplam 4 dakikalık fırçalamanın günlük rutinde uygulanmasını tavsiye ediyoruz" diyen Güneş, şu uyarılarda bulundu:“Elektrikli fırçalar diş eti çekilmesi olan hastalarda sert basınçla uygulandığı zaman diş eti çekilmesini artırabiliyor. O bölgeye zarar verme potansiyeline sahip ama biz genelde basınç ayarlanabilir ve daha yumuşak fırçalama metotlarıyla fırçalamayı hastalarımıza öneriyoruz.”<br />
Güneş, son zamanlarda popüler olan ve dişleri basınçlı suyla temizleyen ağız duşu kullanımının ise özellikle implant tedavisi geçirmiş kişilere önerildiğini belirtti.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/dis-eti-hastaliklari-alzheimera-neden-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w698329-01.jpg" type="image/jpeg" length="15744"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tabip Odası seçimini yaptı]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/tabip-odasi-secimini-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/tabip-odasi-secimini-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Niğde Tabip Odası’nın olağan genel kurulu tamamlandı.<br />
153 üyesi bulunan odada gerçekleştirilen seçimde, tek liste ile gidilen süreç sonunda Dr. İsmail Coşkun başkanlığa seçildi.<br />
Genel kurulun ardından belirlenen yönetim kurulunun mazbatasını almasıyla birlikte yeni yönetim resmi olarak görevine başlayacak. Dr. Coşkun ve ekibinin, oda faaliyetlerini yürütmenin yanı sıra hekimlerin mesleki çalışmalarına yönelik süreçlerde aktif rol üstleneceği ifade edildi.<br />
<strong>(Sevinç Kapkın)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/tabip-odasi-secimini-yapti</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-07-at-092216-1.jpeg" type="image/jpeg" length="78941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir"]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/opr-dr-zaim-bahar-aylarinda-goz-sikayetleri-artabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/opr-dr-zaim-bahar-aylarinda-goz-sikayetleri-artabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Park Ordu Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, "Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür" dedi.<br />
Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, bahar aylarında artış gösteren göz alerjileri hakkında detaylı açıklamalarda bulundu. Göz alerjisinin, bağışıklık sistemimizin aslında zararsız olan polen, ev tozu, hayvan tüyü gibi maddeleri tehdit olarak algılaması sonucu gelişen bir reaksiyon olduğunu söyleyen Opr. Dr. Zaim, "Bu maddeler göz yüzeyiyle temas ettiğinde histamin gibi kimyasallar salınır ve gözde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler ortaya çıkar. Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde bu reaksiyon daha hızlı ve şiddetli gelişebilir" ifadelerine yer verdi.<br />
<strong>“AÇIK HAVADA UZUN SÜRE VAKİT GEÇİRENLER RİSK ALTINDA”</strong><br />
Opr. Dr. Zaim, "Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür. Bunun yanı sıra, iklim değişiklikleri ve hava kirliliği de alerjik reaksiyonların şiddetini artırabilmektedir" şeklinde konuştu.<br />
<strong>"GÖZLERDE KAŞINTI OLABİLİR"</strong><br />
Hastaların en çok gözlerde yoğun kaşıntı şikâyeti ile başvurduklarının altını çizen Opr. Dr. Zaim, "Bununla birlikte kızarıklık, sulanma, yanma hissi ve batma da sık görülür. Bazı durumlarda ışığa karşı hassasiyet gelişebilir ve göz kapaklarında hafif şişlik oluşabilir. Özellikle sabah saatlerinde belirtiler daha belirgin olabilir ve gün içinde alerjen maruziyetine bağlı olarak artış gösterebilir" diye konuştu. <strong>"ALERJİK KONJONKTİVİT VE ENFEKSİYON AYRIMI"</strong><br />
Alerjik konjonktivit ile enfeksiyonların ayrımının oldukça önemli olduğunu kaydeden Opr. Dr. Zaim, "Alerjik durumlarda en belirgin şikâyet kaşıntıdır ve genellikle her iki göz birlikte etkilenir. Akıntı daha çok berrak ve suludur. Enfeksiyon kaynaklı durumlarda ise sarı-yeşil renkli yoğun akıntı, çapaklanma ve bazen göz kapaklarının birbirine yapışması görülür. Ayrıca enfeksiyonlar sıklıkla tek gözde başlayıp diğer göze geçebilir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>“UZUN SÜRE EKRAN KARŞISINDA KALMAK ŞİKAYETLERİ ARTIRIR"</strong><br />
Tetikleyici unsurlara değinen Opr. Dr. Zaim, "Polen, toz ve hava kirliliği gibi faktörler göz yüzeyinde tahrişe neden olur ve bağışıklık sistemini tetikleyerek inflamasyon oluşturur. Bunun sonucunda gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma ortaya çıkar. Ayrıca klima kullanımı, kuru hava ve uzun süre ekran karşısında kalmak da göz yüzeyini kurutarak alerjik şikâyetleri artırabilir" dedi.<br />
<strong>"ÇOCUKLAR VE GENÇ ERİŞKİNLERDE YAYGIN GÖRÜLÜR"</strong>Opr. Dr. Nükhet Zaim, alerjik bünyeye sahip kişilerde, özellikle astım, saman nezlesi ve egzama gibi hastalıkları olan bireylerde göz alerjisinin daha sık görüldüğünü belirterek, "Bunun yanı sıra, ailede alerji öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Çocuklar ve genç erişkinlerde de alerjik konjonktivit oldukça yaygın karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu.<br />
<strong>TEDAVİDE HANGİ YÖNTEMLER UYGULANIR?</strong><br />
Tedavi seçeneklerinden bahseden Opr. Dr. Zaim, "Tedavi hastanın şikâyetlerine ve alerjinin şiddetine göre planlanır. Antialerjik göz damlaları ve antihistaminik ilaçlar belirtileri kontrol altına almada etkilidir. Suni gözyaşı damlaları ise göz yüzeyini temizleyerek alerjenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Daha ağır vakalarda kısa süreli ve mutlaka doktor kontrolünde kortizon içeren damlalar kullanılabilir" açıklamasında bulundu.<br />
<strong>KONTAKT LENS KULLANIMINA DİKKAT</strong><br />
Kontakt lenslerin alerjenlerin göz yüzeyinde daha uzun süre kalmasına neden olabileceğini anlatan Opr. Dr. Zaim, bu yüzden alerji dönemlerinde lens kullanımına ara verilmesini önerdi. Lens kullanımı devam edecekse hijyene çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Zaim, lenslerin düzenli değiştirilmesi gerektiğini, günlük kullan-at lenslerin bu dönemde daha güvenli bir seçenek<br />
olabileceğine dikkat çekti.<br />
<strong>"GÖZ ALERJİSİNDEN KORUNMAK İÇİN ALINABİLECEK ÖNLEMLER"</strong><br />
Göz alerjisinden korunmak için alınabilecek önlemlerden bahseden Opr. Dr. Zaim, şu bilgileri paylaştı: “Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamak, dışarıda güneş gözlüğü kullanmak ve eve gelindiğinde yüz ile göz çevresini yıkamak oldukça önemlidir. Ayrıca ellerle gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalı ve yaşam alanlarında temizlik ile havalandırmaya dikkat edilmelidir."<br />
<strong>"UZMAN HEKİME DANIŞILABİLİR"</strong><br />
Opr. Dr. Nükhet Zaim, "Şikâyetlerin uzun sürmesi, görmede azalma olması, şiddetli ağrı veya yoğun kızarıklık gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Ayrıca kullanılan damlalara rağmen şikâyetler gerilemiyorsa mutlaka profesyonel destek alınmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/opr-dr-zaim-bahar-aylarinda-goz-sikayetleri-artabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w698466-01.jpg" type="image/jpeg" length="18753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hastane tatbikatı gerçeği aratmadı]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/hastane-tatbikati-gercegi-aratmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/hastane-tatbikati-gercegi-aratmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde muhtemel afet ve acil durumlara karşı hazırlık seviyesini artırmak amacıyla yangın ve kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tatbikatı gerçekleştirildi. Gerçeği aratmayan tatbikatta, ekiplerin koordinasyonu, hasta tahliyesi ve olaylara müdahale süreçleri başarıyla uygulandı.<br />
<img alt="A W698416 05" class="detail-photo img-fluid" height="338" src="https://nigdehabercomtr.teimg.com/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w698416-05.jpg" width="600" /><br />
Hastane Afet ve Acil Durum Planı (HAP) kapsamında düzenlenen tatbikatta, senaryo gereği hastanede çıkan yangın sonrası kimyasal sızıntı meydana geldi. Olayın 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirilmesi üzerine ilgili kurum ekipleri kısa sürede bölgeye sevk edildi. Tatbikata Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), itfaiye, 112 Acil Çağrı Merkezi, İl Emniyet Müdürlüğü, MEDAŞ ve doğal gaz ekipleri katıldı. Senaryo gereği olay yerine ulaşan ekipler, yangına hızlı şekilde müdahale ederken hastane binasındaki personel ve hastaların tahliyesini de kontrollü şekilde gerçekleştirdi. Yangından etkilendiği belirtilen yaralılar, sağlık ekiplerince güvenli alanlara taşınarak gerekli ilk müdahaleleri yapıldı. KBRN riski taşıyan alanda özel ekipmanlarla çalışan ekipler, kimyasal sızıntıya karşı gerekli izolasyon ve güvenlik önlemlerini aldı.<br />
<img alt="A W698416 06" class="detail-photo img-fluid" height="338" src="https://nigdehabercomtr.teimg.com/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w698416-06.jpg" width="600" /><br />
Tatbikat sonrası açıklamalarda bulunan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Niğde Sorumlusu Alpay Ayan, gerçekleştirilen çalışmanın hem kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek hem de muhtemel afetlere karşı hazırlık seviyesini artırmak amacı taşıdığını söyledi. Ayan, Türkiye'de doğal ve insan kaynaklı çeşitli afet risklerinin bulunduğunu belirterek, bu tür tatbikatların büyük önem taşıdığını ifade etti. Hastanelerde afet ve acil durum planlarının bulunduğunu hatırlatan Ayan, bu planların AFAD koordinasyonunda hazırlanan Türkiye Afet Müdahale Planı doğrultusunda oluşturulduğunu kaydetti. Ayan, hastanelerde hem masa başı hem de saha tatbikatlarının düzenli olarak gerçekleştirildiğini belirterek, eğitim ve uygulamaların aralıksız devam edeceğini vurguladı.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/hastane-tatbikati-gercegi-aratmadi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w698416-01.jpg" type="image/jpeg" length="26083"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/sinav-doneminde-kontrolsuz-ilac-kullanimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/sinav-doneminde-kontrolsuz-ilac-kullanimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p><img alt="A W695534 01" class="detail-photo img-fluid" height="350" src="https://nigdehabercomtr.teimg.com/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w695534-01.jpg" width="350" /><br />
Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi.<br />
Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/sinav-doneminde-kontrolsuz-ilac-kullanimi</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2023/11/ilac-freepik.jpg" type="image/jpeg" length="22457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Koca: “Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir”]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/prof-dr-koca-tetkik-degil-hasta-tedavi-edilmelidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/prof-dr-koca-tetkik-degil-hasta-tedavi-edilmelidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi.<br />
Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu.<br />
<strong>“Tetkikler tek başına belirleyici değildir”</strong><br />
Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>“GEREKSİZ İŞLEMLER VE YÜKLER OLUŞABİLİR”</strong><br />
Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi.<br />
<strong>“KAS-İSKELET SİSTEMİ HASTALIKLARINDA ÇOĞU ZAMAN AMELİYAT GEREKMEZ"</strong><br />
Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu.<br />
<strong>”DOĞRU SIRA: ÖYKÜ, MUAYENE, GEREKİRSE TETKİK”</strong><br />
Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/prof-dr-koca-tetkik-degil-hasta-tedavi-edilmelidir</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/a-w695435-01.jpg" type="image/jpeg" length="81904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşı tereddüdü yeni bir salgına dönüşüyor]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/asi-tereddudu-yeni-bir-salgina-donusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/asi-tereddudu-yeni-bir-salgina-donusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, Covid-19 pandemisi sonrası artan aşı karşıtlığına dikkat çekerek, "Aşılar sayesinde kontrol altına alınan hastalıklar yeniden kapımızı çalabilir. Aşı yaptırmamak sadece bireysel değil, toplumsal bir risk oluşturur ve toplumsal bir sorumluluktur" dedi.<br />
Dünya Aşı Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülay Kılıç, pandemi döneminde aşıların hayati rol oynadığını, ancak bu sürecin ardından toplumda ciddi bir ‘aşı yorgunluğu' ve güvensizlik oluştuğunu belirterek, özellikle çocukluk çağı aşıları ve grip aşısı yaptırmada düşüş gözlemlendiğini ifade etti. Aşılamanın yalnızca bireyi değil, tüm toplumu koruyan bir kalkan olduğunu vurgulayan Dr. Kılıç, "Toplumda özellikle çocukluk çağı aşılanma oranı düştükçe kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, boğmaca ve grip gibi hastalıkların yeniden yayılması kaçınılmaz hale gelir. Covid-19 sürecinde bilgi kirliliği çok arttı. Sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, insanların aşıya olan güvenini sarstı. Oysa aşılar, modern tıbbın en büyük başarılarından biridir. Bugün milyonlarca insanın hayatını kurtaran en etkili yöntemdir. Aşı yaptırmak yalnızca kendimizi değil, yaşlıları, çocukları ve bağışıklığı zayıf bireyleri de korumak anlamına gelir" ifadelerini kullandı.<br />
<strong>AŞISIZLAR İÇİN BASİT YARALANMALAR BİLE TEHLİKELİ OLABİLİR</strong><br />
Çocuk felcinin aşı ile önlenebileceğini aktaran Kılıç, aşı olmanın yalnızca pandemiler veya mevsimsel viral hastalıklar açısından değil, bireylerin hastalıkları daha hafif geçirmelerinde de önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Kılıç, "Örneğin tetanoz aşısı yaptırmamış bireylerde basit bir çivi ya da diken batması bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Keza çocuk felci de aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Ancak aşı olunmadığında ömür boyu sürebilecek fiziksel engelliliklere neden olabilir. Hiçbir ailenin bilim dışı kararlarla çocuklarını ömür boyu sağlıksızlığa mahkûm etmemesi en büyük dileğimizdir. Ayrıca çocukluk çağında yapılan ve ‘rapel' olarak adlandırılan hatırlatma dozları sayesinde bu hastalıklarla karşılaşıldığında aşısız bireyler hastalığı çok daha ağır geçirirken, aşılı bireyler hastalığı daha hafif ve komplikasyonsuz atlatmaktadır" açıklamasında bulundu.<br />
<strong>UZAYAN ÖMÜR İLE ERİŞKİN AŞILARI ÖNEMLİ</strong><br />
Kılıç, gittikçe artan yaş ortalaması ile erişkin aşılamalarının da çok önemli olduğunun altını çizerek, "Kronik hastalıkların, diyabet, kalp, karaciğer, akciğer, böbrek hastalıkları, kanser ve kanser tedavisi, romatolojik hastalıklar gibi risk grubu hastalıkların artması, erişkin aşılamada hastanın özelinde çok önem kazanmıştı. Mevsimsel salgınlar ve hastanın riskine göre İnfluenza A, pnömokok aşıları, RSV, zona aşısı gibi aşıların hekim kontrolünde yaptırılması bireyleri pek çok ciddi hastalık ve komplikasyondan koruyacaktır" diye konuştu.<br />
<strong>TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK KAYBEDİLİRSE SONUÇLARI AĞIR OLUR</strong><br />
Aşıların her zaman hastalığı yüzde 100 engellemeyeceğini ancak ağır seyri büyük ölçüde önlediğini vurgulayan Kılıç, sözlerine şöyle devam etti: ”Grip, Covid-19 ve benzeri solunum yolu hastalıklarında aşılı bireyler hastalığı çok daha hafif geçirir. Hastaneye yatış ve ölüm oranları belirgin şekilde azalır. Bu, göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir farktır. Aşılar, sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltır ve salgın dönemlerinde hastanelerin kapasitesini korumada kritik rol oynar. Pandemide öğrendiklerimizi unutmamalıyız. Toplumsal bağışıklık dediğimiz kavram ancak yeterli aşılanma ile mümkündür. Eğer bu koruyucu kalkanı zayıflatırsak, geçmişte kontrol altına aldığımız hastalıklarla yeniden mücadele etmek zorunda kalabiliriz. Aşı tereddüdünün devam etmesi halinde sadece yeni salgınların değil, unutulmuş hastalıkların geri dönüşü de kaçınılmaz olur. Bu nedenle aşı yaptırmak, ertelenmemesi gereken hayati bir adımdır.”<br />
<strong>AŞI İHMALİ BULAŞICI HASTALIKLARI GERİ GETİRİR</strong><br />
Haftanın önemine dikkat çeken Kılıç, ailelere uyarılarda bulunarak şunları söyledi: "Ülkemizde 1980-2000 yılları arasında uygulanan aşı programları sayesinde pek çok bulaşıcı hastalık neredeyse sıfır seviyesine indirilmiştir. Ancak son yıllarda artan göç hareketleri ve küresel dolaşımın hızlanmasıyla birlikte uzun süredir görülmeyen birçok bulaşıcı hastalık ne yazık ki yeniden gündeme gelmiştir. Bu nedenle özellikle çocukluk çağı aşıları, bireysel sağlığın korunmasında her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Küresel bir dünyada yaşıyoruz ve uluslararası aşılama kuralları giderek daha fazla önem kazanıyor. Birçok ülke turist, öğrenci veya farklı amaçlarla ülkeye giriş yapacak bireylerden aşı kartı ve bulaşıcı hastalıklara ilişkin belgeler talep etmektedir. Özellikle aşısız öğrenciler, önümüzdeki dönemde eğitim ve seyahat süreçlerinde daha fazla zorluk yaşayabilir. Bu nedenle aşı ihmalinden kesinlikle kaçınılmalıdır."<br />
<strong>(İHA)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/asi-tereddudu-yeni-bir-salgina-donusuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/05/asi-karsitligi-yeni-salgin-dr-web.jpg" type="image/jpeg" length="52148"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadınlarda erkeklerden 2-3 kat daha fazla görülüyor]]></title>
      <link>https://www.nigdehaber.com.tr/kadinlarda-erkeklerden-2-3-kat-daha-fazla-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.nigdehaber.com.tr/kadinlarda-erkeklerden-2-3-kat-daha-fazla-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, Multipl Skleroz (MS) hastalığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.<br />
MS’in genellikle yaşamın en üretken ve aktif olduğu 20 ile 40 yaşları arasında ortaya çıktığını kaydeden Mehmet Hamamcı, "Ancak çocukluktan yaşlılığa kadar her dönemde görülme ihtimali vardır. Genç erişkinlerde travma dışı nörolojik engelliliğin en yaygın nedenlerinden biridir. Cinsiyet bazında baktığımızda, kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görüldüğünü biliyoruz" şeklinde konuştu.<br />
Hastalığın ortaya çıkışında genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminin söz konusu olduğunu ifade eden Hamamcı, "MS doğrudan bir ebeveynden çocuğa geçen kalıtsal bir hastalık değildir; ancak genetik bir yatkınlık zemini vardır. Yatkınlığa sahip kişilerde D vitamini eksikliği, bazı viral enfeksiyonlar ve özellikle sigara kullanımı gibi çevresel tetikleyiciler eklendiğinde hastalık süreci başlayabilir" diye konuştu.<br />
<strong>HER BİREYDE FARKLI GÖRÜLÜYOR</strong><br />
Hastalığın her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini, bu yüzden zaman zaman "bin bir suratlı hastalık" olarak da anıldığını dile getiren Doç. Dr. Hamamcı, "Ancak en sık karşılaştığımız ilk belirtiler arasında; bir gözde ani görme kaybı veya bulanık görme, kol veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma, güç kaybı, dengesizlik, çift görme ve açıklanamayan aşırı yorgunluk hali yer alır" dedi.<br />
<strong>"BAŞARIYLA UYGULUYORUZ"</strong><br />
"Tıbbi anlamda MS’i vücuttan tamamen ortadan kaldıran ‘kesin bir tedavi’ henüz bulunmuş değildir" diyen Hamamcı, "Ancak günümüzde MS, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalık haline gelmiştir. Tedavi sürecinde; atak dönemlerinde uyguladığımız yüksek doz kortizon ve/veya plazmaferez (kan temizlenmesi/filtrelenmesi) tedavilerinin yanı sıra, hastalığın seyrini değiştiren, yeni atakları ve kalıcı hasarları önleyen çok sayıda yeni nesil koruyucu ilacımız (haplar, iğneler, akıllı moleküller) mevcuttur. Düzce halkına büyük bir mutlulukla söyleyebilirim ki MS tedavisi, tıpta ve nörolojide en hızlı gelişen alanlardan biridir ve üniversitemizde bu tedaviler uygulanabilmektedir. Örnek vermek gerekirse; Düzce Üniversitesi olarak dirençli ataklarda veya ağır seyreden durumlarda hayati önem taşıyan ‘plazmaferez’ tedavisini de başarıyla uyguluyoruz. Bu imkânlar sayesinde hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadığı gibi, çevre illerden gelen hastalara da hizmet veriyoruz" şeklinde konuştu.<br />
<strong>"ERKEN BAŞVURU VE SIKI TAKİP ÖNEMLİ"</strong><br />
Nörolojide "zaman beyindir" yaklaşımıyla hareket ettiklerini kaydeden Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "Erken başvuru ve sıkı takip, hastanın gelecekteki bağımsızlığının ve yaşam kalitesinin en büyük garantisidir. Bu yüzden hastamız bize akut bir atak (ani görme kaybı, güç kaybı vb.) ile başvurduğunda, atağa yönelik tedaviye hemen başlarız. Amacımız, o andaki hasarı en kısa sürede durdurmak ve mümkünse tamamen geriye döndürmektir. Diğer taraftan, MS’in belirtileri başka birçok hastalıkla benzerlik gösterebilir. Bu nedenle ‘kesin MS’ diyebilmek için, o şikâyetlere yol açabilecek diğer tüm hastalık ihtimallerini tek tek incelememiz gerekir. Hastanın uzun süre kullanacağı koruyucu ilaçlara karar vermek için MS tanısının netleşmesi şarttır. Bu aşamada bazen zaman alan, çok titiz bir ‘ayırıcı tanı’ süreci yürütürüz. Bu nedenle hastalarımızın belirtileri fark ettikleri anda bize başvurması hayati önem taşır. Çünkü biz, bir yandan hastamıza acil tedavisini verirken, diğer yandan ayırıcı tanı sürecini başlatmak isteriz. Eğer bir hastamız başvurduğunda uluslararası tanı kriterlerini henüz karşılamıyorsa, onu yakın takip sürecine alıyoruz. Böylece süreci en başından kontrol altında tutarak kalıcı hasar oluşmadan müdahale etme şansı yakalıyoruz. Özetle; bir yandan hastamızın şikâyetlerini acil olarak dindirmeye çalışırken, diğer yandan akademik bir titizlikle en doğru tanı ve koruyucu ilaçlara karar vermeye çalışıyoruz" diye belirtti.<br />
Yaşam tarzı değişikliklerinin hastalığın tedavisine katkısına da değinen Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "İlaçlar tedavinin bel kemiğiyse, yaşam tarzı da onu destekleyen kaslardır. Hastalarımıza Akdeniz tipi, taze sebze ve omega-3 ağırlıklı bir beslenme öneriyoruz. Ayrıca işlenmiş gıdalardan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz. D vitamini seviyelerini optimal düzeyde tutmak çok kritik. Sigara, MS’in en büyük düşmanlarından biridir ve kesinlikle bırakılmalıdır. Ayrıca yüzme ve yoga gibi vücut ısısını aşırı artırmayan egzersizler, kas gücünü korumak için çok değerlidir." ifadelerine yer verdi.<br />
<strong>"MS SİZİN HAYATINIZI DEĞİL, SİZ MS’İ YÖNETİRSİNİZ"</strong><br />
MS hastalarına ve yakınlarına tavsiyelerde bulunarak açıklamasını tamamlayan Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "Öncelikle şunu tüm kalbimle söylemek isterim: MS tanısı almak, adımlarını bilimsel bir titizlikle planlayacağımız yeni bir yaşam yolculuğunun başlangıcıdır. 20-30 yıl öncesinin karamsar tabloları, gelişen modern tedaviler sayesinde büyük ölçüde geride kaldı. Bugün elimizde çok güçlü tıbbi seçenekler ve derin bir bilgi birikimi var. Bu yolculuğun her durağında, her virajında; en ufak bir endişenizde bile biz sizinle yan yana olacağız. Unutmayın ki bu süreçte asla yalnız değilsiniz. Tüm ekibimizle birlikte, her başarınızda gururlanmak, zorlandığınızda ise yanınızda olmak için buradayız. Moralinizi ve yaşam enerjinizi yüksek tutun; çünkü sizin inancınız, modern tıp ve kararlılıkla birleştiğinde, MS sizin hayatınızı değil, siz MS’i yönetirsiniz" şeklinde konuşmasını tamamladı.<br />
<strong>(İHA)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Niğde Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>GÜNCEL, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.nigdehaber.com.tr/kadinlarda-erkeklerden-2-3-kat-daha-fazla-goruluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://nigdehabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/nigdehaber-com-tr/uploads/2026/04/a-w688730-01.jpg" type="image/jpeg" length="61493"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
