Köy Bakkallarının İnce Takası

Abone Ol

Köy bakkalları, benim çocukluğumun en güzel hatıralarını saklayan yerlerdi. Genelde kahvehanenin bitişiğinde olduğu için kadınlar ve çocuklar bakkalın arkasındaki taka denen küçük pencerenin camına vururlardı. Bu sesi duyan bakkal salını salını gelirdi.
Bir köy bakkalına adım attığımda, raflardaki o kendine has koku, bakkalın terazisi, eski ahşap dolaplar beni başka bir zamana götürürdü. Mesela cevizli bandırma... Biz köyde ona “şeker sucuğu” derdik. Hatta bazen sadece “sucuk” deyip geçerdik ama et sucuğuyla karışmazdı çünkü et sucuğuna biz “işkilik” derdik. Nişasta ve şekerin o müthiş birleşiminden yapılan bu bandırmanın içinden ince bir iple cevizler geçerdi. Onu dişlerken cevizlerin çıtırtısı ve şekerin o hafif yumuşak dokusu, anlatılamaz bir zevkti. Şu anda bile her köy bakkalında bulunur bu tatlı, öyle çok sevilir ki nereye gitseniz size ikram ederler.
Bir de bizim burada Tadım gofret meşhurdur. Konya Ereğli’den gelir ama Niğde’nin sofralarında adeta yerleşik bir kültür olmuştur. Tazesinin çıtırtısını bir kere duydunuz mu, bir daha unutmanız mümkün değildir. İçindeki o krema, incecik gofret yapraklarıyla birleşir ve insanın ağzında bayram havası estirir. Eskiden bu gofretler bakkalda gramla satılırdı. Paramız olduğu zaman bakkala koşar, terazinin şıngırtısı eşliğinde gram gram alırdık. Küçücük paralarla mutlu olmanın, her bir lokmanın kıymetini bilmenin ne demek olduğunu o günlerde öğrendik.
Bakkallarda “sorma şeker” dediğimiz şekerler vardı. Adı üstünde, o şekerin tadını bilmeyen yoktur ama her seferinde yine de sorardık: “Bu ne kadar güzelmiş böyle?” Küçük kese kâğıtlarına konur, bizim için tartılırdı. O küçücük şekerlerin bir kese kâğıdında saklı lezzeti, sanki bütün dünyayı mutlu etmeye yeterdi.
Düğünlerde, bayramlarda gelen misafirlere lokum ve bisküvi ikram edilirdi. O mis kokulu lokumların yanında bisküvilerin ağızda dağılan dokusu... Çocukken bu ikramlar bizim için adeta bir şölen olurdu. Bayramlarda sigara ikram edilmesi de tuhaftı. Bize bile verilirdi. Çocuk aklı işte, alır içerdik. Şimdi düşünüyorum da keşke bu adet hiç olmasaymış, ama o günler işte böyle garip hatıralarla doluydu.
Köy bakkallarının bir diğer efsanesi de devramber çekirdeğiydi. Çekirdek bardakla satılırdı. Şimdiki gibi ambalajlar yoktu. O çekirdeğin lezzeti bambaşkaydı. Bir bardak çekirdek alır, keyifle çitlerdik. Her çıtırtı sanki bir anı daha derinlere işlerdi.
Bir gün yolunuz Niğde’ye düşerse mutlaka yanıma uğrayın. Size cevizli bandırma ikram ederim. Yanına Tadım gofret koyarım, belki biraz lokum, belki de gramla alınmış bisküvi. Kim bilir, o eski günlerin tadını birlikte yeniden hatırlarız. Bir bardak çayın eşliğinde sohbet ederiz, belki o eski günlerini bir kez daha yaşarız.
Mehmet Baş

{ "vars" : { "gtag_id": "G-815M9GDBNG", "config" : { "G-815M9GDBNG": { "groups": "default" } } } }