Advert
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Giriş Tarihi : 08-05-2021 11:30

GÖSTERİ ÇAĞI

Benim için ayrı bir ilgi alanı olan TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)’nun yayımladığı verilere bazen saatler ayıran deli bir tarafım var. Gayem; bir anlamda içinde yaşadığım ve aynı çağın göğsünden birlikte süt emdiğim insanları tanımak olsa da toplumun bir ferdi olarak belki de gidişatımızın karekodlarını okuyabilmek gayesini güdüyorum bir anlamda.
Dün ise hayret ettiren bir veri çarptı gözüme.
Zira bu verilere göre ülkemizde 2019 yılında 61 bin 512 kitap yayımlanmış. Yani günde yaklaşık olarak 169 kitap matbaalardan çıkıp, raflara ulaşmış.
Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin 2018 verilerine göre kitap okuma, önceliklerimiz arasında 232. sırada olunca ve yine aynı veriler günde 1 dakika kitap okuyup, 6 saat televizyon izlediğimizi, 4 saat internet kullandığımızı fısıldayınca bu rakama hayret ediyorsunuz tabi ki.
Mutluluğun büyük ölçüde artık beklentilerin karşılanmasına odaklandığı; kendinize biçtiğiniz hayaller ile hayatın dayattığı gerçekler arasındaki uçurumun gün geçtikçe derinleştiği; hakikatin bedelini ödemek yerine daha çok tellallığını yaparak nemalanmaya çalıştığımız mümbit coğrafyamda beni şaşırtan şey yayımlanan “kitap sayısının çokluğu” değil aslında.
Öyle ya bir kitap yazmanın zahmetine, akıtılan yürek terine; her bir kitabın koynunda barınan uykusuz gecelere, günün ilk ışıklarına kadar ilmek ilmek örülen ve bazen doğurmak için saatlerce kıvranılan cümlelere yabancı değilim.
Zihnimden yüreğime akan ses “bu kitaplarda yazılan bilgilerin nerede olduğunu” soruyor sadece. Ya da bu kadar kitaba rağmen bizim neden “ruhlarımız üşüyor” ve doyurulamaz bir “anlam açlığı” içinde kıvranıyoruz da umudumuz ve ufkumuz bu kadar yorgun?
İnsan sormadan edemiyor, zira TÜİK’in 2019 yılına ait verileri yaklaşık 411 milyon kitap bandrolü satıldığını da gözler önüne seriyor.
Kabul edelim ki yırtıcılığın, bencilliğin ve artık kişisel çıkarların sahne aldığı; bizi biz yapan manevi dinamiklerinden örülü erdemlerin her geçen gün anlamını yitirdiği bir “gösteri” çağında yaşıyoruz ve bu çağın göğsünden süt emen zamanımızın insanı, artık bir gözetim toplumu halinde “seyretmeye ve seyredilmeye” her şeyden çok daha fazla önem veriyor.
Özellikle çağımızın barometresi olarak gösterilen sosyal medya hesaplarına bakın herkesin gösterecek ve görünecek bir şey (ler)i var ve herkes bu “görünürlük” furyasına katılmak için can atıyor. Çünkü bu furya; önce “arzuyu” üretiyor, sonra “görünürlük” sevdasıyla bu arzuyu doyuruyor.
Bellekten mahrum, köklerinden uzak, her türlü bilgi saniyeler içinde elinin altında olduğu için bilgi ve bilgeliği bu yüzden umursamayan ve bu sayede de “her konuda bilgisi olup malumat kırıntılarının üzerine devasa fikirler bina edebilen” bu furyada, kameraların modern hakimiyeti ve söz yerine imgelerin krallığı söz konusu.
Gaye sadece “kendini” göstermek olunca da ait olduğu köklerin fısıldadığı “empati” buharlaşıyor ve sadece kendisi için yaşayan, diğer insanlara sadece “kendisini yüceltsin ve övsünler” diye değer veren; istediğini aldıktan sonra da bir kâğıt mendil gibi muhatabını kaldırıp atan kişilikler ortaya çıkıyor.
Şöyle alıcı gözlerle bir bakın; kendilerine yönelmiş kameralarla kendinden geçmiş, adeta bir tornadan çıkmış gibi parlak, sürekli enerjik, acıyı ve hüznü reddeden, toplum ve insanlık adına ürettiği en ufak bir değeri olmayan, başarı; popülerlik, çekicilik gibi yalancı cennetlerin ihtirasında boğulmuş bu besleme kişilikleri gözümüzün içine sokuyor bu furya.
Ama ne acı ki bu furya sadece sahip olma hırsımızı tetikleyip bizi birer tüketim makinesi haline getirmiyor, ya da zamanlarımızı çalmıyor; aynı zamanda faydanın peşinde koşan, istediklerini burada ve şimdi isteyen bir kişilik yaratarak ruhlarımızı da istila ediyor. Bununla savaşmak için elimizde kadim insanlık değerlerinden başka bir silahımız yok, ama bu silah da “manevi değerlerimiz baş döndüren bir hızla ters düz edildiği için” günden güne caydırıcılığını kaybediyor.
Zahmete, çileye, oluş çabasına yaslanmayan bu arayış ruhunun uzay boşluğunda kaybolan günümüz insanının manevi açlığını gidermek için pansuman niyetine din soslu popülizmi de öne çıkarıyor ama kimse kulaklarını ve özellikle de yüreğini inandığını sandığı değerlere sonuna kadar açmadığı ve açarsa özgürlüğünü kaybedeceğinden korktuğu için; o an duyduğu birkaç söz ve birkaç dakikalık sohbetle sadece üşüyen ruhunu örtüyor. Bir süre sonra o da bu enformasyon deryasında kaybolup gidiyor.
Sahne ışıklarını ellerinin tersiyle itip görünür olmayı ısrarla reddeden; gözleri gibi sakındıkları insan kalma davası içinde kıvranan ve yıllar yılı biriktirdikleri değerlerle bu mümbit coğrafya için söylenecek sözü olanlar yok mu, var tabi olmaz mı? Ama onlar da ne yazık ki tıpkı Hz. İbrahim(as) gibi yalnız ve tek başınalar. Doğrularda kalabalıklaşmak adına atacakları en ufak bir adımla flaşların yüzlerine patlayacağını, spot lambaların yüzlerinde patlayacağını ve kim bilir belki de bilginin şehvetinde boğulacaklarını bildikleri için adım atmaktan imtina ediyorlar.
İnsanlık tarihinde insan denen varlığın kendi fıtratından bu kadar uzaklaştığı bir çağ yaşandı mı, köklerinden uzakta göklere yükselme sevdası tüm benlikleri bu kadar hoyratça sardı mı bilmiyorum ama resmi verilere göre günlük yaklaşık 170 kitabın basılıp raflara girdiği bir toplumda bu kitapların okunup okunmadığından emin değilim.
Zira bilgi benim acizane fikrimce amaç değil araçtır. İnsan bu araçla önce kendisi olma yolunda yorulur, sonra da tıpkı bir mum gibi tükene tükene çağın zifiri karanlığına ışık saçar.
Üzülerek söylemeliyim ki; arzunun, haz ve hızzın, ayartıcı tüm güçlerin “krallık tahtında” oturan medya, bizi ikna etme konusundaki maharetini sergiledikçe; sorumluluklarımızın ihmali sahipliklerimizin, derin benlik kuyularında “bizi biz yapan” kırıntılar da kaybolacak; okuma yazmayı sökmüşlerimizin kendi egolarını yücelttikleri narsist öyküleri okumaya devam edecek ve bu dünyaya kendi hikayemizle bir değer kat(a)madan ötelere göçeceğiz.
Zira görmek istemesek de, bugün gözümüzün ta içine “rol model” olarak sokulan besleme kişilikler; iyiliği besleyen, hakkın gücüne inanan, yaşatmanın asıl imtihan olduğunu kavrayan ve bunu için gözünü kırpmadan kendini feda edebilen kahramanlar değil; yazık ki sadece kendileri için yaşayan, gücün hakkına iman eden, dünyayla ilgili sahici dertleri olmayan gel geç şöhretler ve bunların ne kendilerine, ne bize ne de topluma bir şey katamayacakları gün gibi ortada.
Bundan değil midir ki hayal dünyaları video oyunlarıyla, televizyon ekranlarından üzerlerine boca edilen şiddetle ve bu şiddetin ortaya çıkardığı “Kurtlar Vadisi” nesliyle, gücünü tüketimden alan ve bu yüzden “kutsallık” gömleği giydirilen her şeyi söküp atan kapitalizmin hayasız saldırılarıyla tarumar olan çocuklarımızla geleceğe umutla bakamaz olduk!
Bundan değil midir ki artık hemen hiçbirimiz bir imdat anımızda, ruhumuzu mengene gibi sıkan bir musibetimizde, bir kalp daralmamızda, akıttığımız gözyaşlarının sıcaklığında “Hızır’ı” görmez olduk.
Bundan değil midir ki, bir ısırık elma için yedi yıl kölelik yapan içimizdeki Musa(as)’yı benlik çukurlarımızda kaybettik ve çağımızın insaf bilmez, sözün namusundan bihaber, yeminin erdeminden beri, vefadan yetim hal bilmezlerinin arasında “asasız” kaldık.
Bundan değil midir ki; günü birlik ilişkiler, bilmem kaçıncı el yürekler ve bedenler, sevginin almak değil hiçbir şey kalmayana kadar vermek olduğunu idrak edemeyen zihinler, gündüzün ortasında üşüyen ruhlarımızla “sevgisiz” kaldık.
Bundan değil midir ki; çarmıha gerdiğimiz manevi dinamiklerimiz, “oku” emrine rağmen cehaletin dibine vuran idraksizliğimiz, “paylaş” emrine rağmen banka sıralarına kölelik yapan yetimliğimizle “İsa(as)’sız” kaldık!
Bundan değil midir ki; koşulsuz sevgi, katıksız merhamet, amasız adaletin inşa ettiği medeniyete sırtımızı dönerek; ruhumuzun kıyılarını döven zemheri yalnızlığımızla “Muhammed Mustafa(sav)’sız” kaldık.

Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU

Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU

DİĞER YAZILARI HEPİMİZ “İNSANIZ” OYSA 07-06-2021 11:11 GÖSTERİ ÇAĞI 08-05-2021 11:30 ORUCU “NE” ORUÇ KILAR? 25-04-2021 19:49 BUGÜNE KADAR “NE” YAZABİLDİNİZ? 31-03-2021 10:32 KENDİNİZE UĞRAMADAN GİTMEYİN BU DÜNYADAN 21-03-2021 11:59 DERDİNDEN KAÇANIN DERMANI OLUR MU? 16-02-2021 09:19 KİŞİSEL VİTRİNLERİMİZ 02-02-2021 09:27 SAĞIRA SÖZÜNÜ KÖRE YÜZÜNÜ SÜSLEME YORULURSUN 19-01-2021 17:33 OKU 29-10-2019 12:24 EĞİTİMDE “ORTAK AKIL” ZORUNLULUĞU 20-10-2019 12:34 EĞİTİME OLAN İNANÇ 10-10-2019 17:56 NİĞDE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜMÜZDEN CEVAP BEKLİYORUM! 02-10-2019 20:23 ASIL DEPREM OKULLARDA 29-09-2019 22:33 SÜNGER 22-09-2019 03:39 MERHAMET ACIMAK DEĞİL ACITMAMAKTIR. 15-09-2019 16:15 HZ İNSAN 07-09-2019 17:37 NOSTALJİ KIRILMASI 30-08-2019 17:18 AH ŞU SEVGİSİZLİĞİMİZ 24-08-2019 21:12 LİYAKAT Mİ SADAKAT Mİ? 15-08-2019 22:19 KAVURMA ŞENLİĞİ 02-08-2019 12:24 NEFSİN DEĞİL NEFESİN 26-07-2019 20:43 DOĞRU OKUYAMADIK! 18-07-2019 23:04 YÜREK ÜLKESİ 13-07-2019 15:22 ÖTEKİ 04-07-2019 20:21 ÖMRÜMÜN BESMELESİ 29-06-2019 15:04 HİRA'SINA HAPSEDİLEN MUHAMMEDİ SEVDA 22-06-2019 10:09 TAKDİRLİK KARNELER Mİ KARAKTERLER Mİ? 14-06-2019 07:27 KÜLFETSİZ NİMET OLMAZ 08-06-2019 20:07 ELENEN ÖĞRENCİ DEĞİL SİSTEMİN KENDİSİDİR 30-05-2019 21:36 HER İMKÂN İMTİHANDIR 23-05-2019 19:31 “HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK” MI? 16-05-2019 14:50 RUHUN SECDESİ RAMAZAN 13-05-2019 17:44 ÇAĞIN ŞİFRELERİ 10-05-2019 11:04 “ADEM”LİKTEN “ADAM”LIĞA… 01-05-2019 07:16 İNSAN İNSANA EMANETTİR 20-04-2019 07:17 YERYÜZÜNÜN HAKKINI VERMEDEN GÖKYÜZÜNE EL AÇMAK! 18-04-2019 07:15 KALBİMİZİN TERAZİSİ BOZULDU ! 08-04-2019 08:34 Abdestsiz Gönüllerimizle Ancak Bu Kadar 02-04-2019 08:28 “O” BİLE “BİLMİYORUM” DEMİŞTİ 26-03-2019 06:27 GÜVEN ADASI OLABİLMEK! 19-03-2019 07:42 HAKİKAT KİMİN ZİMMETİNDE… 08-03-2019 07:34 ''ÖZ'' ÜNÜZ NE KADAR ''GÜR'' SE, O KADAR ''ÖZGÜR'' SÜNÜZ 25-02-2019 09:45 KÖKSÜZ AĞAÇ MEYVE VERMEZ 19-02-2019 07:15 "EĞİTİM" Mİ "ÖĞÜTÜM" MÜ? 11-02-2019 07:07
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Beşiktaş4084
  • 2Galatasaray4084
  • 3Fenerbahçe4082
  • 4Trabzonspor4071
  • 5Demir Grup Sivasspor4065
  • 6Atakaş Hatayspor4061
  • 7Aytemiz Alanyaspor4060
  • 8Fatih Karagümrük4060
  • 9Gaziantep Futbol Kulübü4058
  • 10Göztepe4051
  • 11İttifak Holding Konyaspor4050
  • 12Medipol Başakşehir4048
  • 13Çaykur Rizespor4048
  • 14Kasımpaşa4046
  • 15Helenex Yeni Malatyaspor4045
  • 16Fraport-TAV Antalyaspor4044
  • 17Hes Kablo Kayserispor4041
  • 18BB Erzurumspor4040
  • 19MKE Ankaragücü4038
  • 20Gençlerbirliği4038
  • 21Denizlispor4028
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
İL GENELİ COVİD TARAMASI 3
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA