Hayat Zor

Abone Ol

-Hikaye-
Kış mevsiminin acımasız ayazı Niğde'nin sokaklarını bir yorgan gibi sarmıştı. Emine, ince hırkasını bedenine sıkıca sararak çocuklarının üzerine eski battaniyeyi dikkatle çekti. Odanın köşesindeki soba sönmek üzereydi; odun alacak parası olmadığından, komşuların verdiği birkaç dal çalıyla idare ediyordu. Nurdan, annesinin bu hâline alışmış, küçük bir yetişkin gibi davranıyordu. Güneş gecenin siyah saçlarını ağartmaya başladığında küçük kardeşlerini giydirip okula hazırladıktan sonra Emine’nin yanına oturdu.
"Anne, bugün patates deposuna mı gideceksin yine?" diye sordu, sesi hem üzgün hem de alışkın bir tonda.
Emine, gözlerini kızına dikti. Onun yaşından büyük sorumluluklarla yoğrulmuş yüzüne bakmak her defasında yüreğini dağlıyordu. "Evet, Nurdan. Ama merak etme, akşam geldiğimde eve yağ şeker getireceğim. Üşütme sakın kardeşlerini."
Nurdan başını salladı. Çocuk olmaya fırsat bulamadığı yıllar, onu annesine benzetmişti.
Emine, sabahın kör karanlığında yola koyuldu. Minibüste her zamanki gibi tanıdık işçiler vardı; yüzlerinde aynı yorgun ifade, aynı tükenmiş umutlar. Kadınlardan biri fısıldayarak, "Emine, duydum ki seni istemeye gelmişler yine," dedi.
Emine yüzünü buruşturdu. "Benim bu çocuklardan başka kimim var? Evlenirsem onları kim büyütecek? Hem ne yüzle gideyim, kocam Erdoğan’ın hatırası dururken?"
Kadın, başını öne eğdi. Cevap vermedi. Herkes Emine’nin bu dik duruşuna hem hayran kalıyor hem de üzülüyordu.
Patates deposu her zamanki gibi buz gibiydi. Ellerinin çatlaklarına rağmen, çocuklarının karnını doyurmak için gece gündüz demeden çalışıyordu. Soğukta parmakları uyuşsa da dayanıyordu.
Bir kış günüydü. Emine’nin minibüsü, Kayseri-Niğde yolunda buzlanma nedeniyle kontrolden çıkıp şarampole yuvarlandı. Çığlıklar arasında minibüs devrildi. Emine o an çocuklarını düşündü; gözleri kapanmadan önce Nurdan’ın gülümsemesini anımsadı.
Kazadan sonra olay yerine gelen görevliler, Emine’nin üzerine gazete parçası örttüler. Gazetenin manşetinde gösterişli bir şampanya partisinin haberi vardı.
Nurdan, annesinin ölüm haberini aldığında sessizce oturdu. Küçük kardeşlerini uyutup o gece bir köşeye çekildi. Gözyaşları sessizce yanaklarından süzülüyordu. Artık çocukluktan tamamen uzaklaşmıştı. Hayat ona, annesi gibi fedakârlığın, acının ve yokluğun ne demek olduğunu daha çocuk yaşta öğretmişti.
Mehmet Baş

{ "vars" : { "gtag_id": "G-815M9GDBNG", "config" : { "G-815M9GDBNG": { "groups": "default" } } } }