GAZZELİ ÇOCUKAR HANGİ KUŞAK?

Abone Ol

İnsanı XYZ gibi harflerle tasnife tabi tutmak, insan onuruyla bağdaşmamakla birlikte, zamanımız sosyologları bu yola başvurmakta ve genel anlamda iki bin yılından sonra doğan ve küçük yaşlardan itibaren dijital araçlar, internet ve sosyal medya ile büyüyen bugünkü genç nesli Z kuşağı diye tanımlamaktadırlar. Ancak insanlığı göz ardı edip, aynı zamanda yaşayıp teknoloji ile hiç tanışmamış, sömürgeci vahşi Batı tarafından aç susuz ölüme terk edilmiş milyarlarca insanı görmezden gelerek, dünyaya yalnızca kendi mahallesinden, kendi penceresinden bakarak yapılan değerlendirmelerin insanlığa bir faydası olmayacaktır.
Gazze yararına düzenlediğimiz kermes için desteğini rica ettiğimiz değerli iş adamı Ahmet Baş beyle eğitimden ticarete, sosyal hayattan dünya meselelerine kadar birçok konuda yaptığımız zihin açıcı sohbet sırasında Ahmet beyin, beynimde şimşekler çakan ve başlıkta yer alan sorusunu ben de uzmanlara sormak isterim: “Gazze’deki çocuklar hangi kuşağa ait? Ahmet beye göre, Z kuşağı diye bir şey yoktur. Varlık kuşağı vardır. Her şeye zahmetsiz erişen, artık doyuma ulaşmış ve hiçbir şeyin değerini bilmeyen varlıklı büyüyen bir kuşak vardır. Bir de dünyanın gözleri önünde bombalar altında, aç biilaç ölen çocuklar. Z kuşağı diye bir şey olsaydı, aynı tarihlerde doğan Gazzeli ve Afrikalı çocukların da Z kuşağı olması gerekirdi. Ahmet beyin, hayatın içinden gelen ve kitabın ortasından söylenen bu sözlerine katılmamak mümkün değil. Zira her gün, bir milyar insanın açlık çektiği, yirmi beş bin insanın açlıktan öldüğü, on binlercesinin bombalar altında can verdiği bir dünyada yaşanan insanlık dramlarını görmeden, insanları birtakım fantastik tasniflere tabi tutmak, uzmanlık taslamaktan başka bir şey değildir.
Uzmanlarımıza soruyoruz, Gazze’de cenaze oyunu oynayan minik yavrular, nesil tasnifinde acaba hangi kuşakta yer almaktadır? Açlıktan sayıklayarak, karnını Cennet’te doyurma ümidiyle ölümü gözleyen çocukları tarih, hangi jenerasyon olarak kaydedecek? Gece uykusunda, ailesiyle yemek masasında bombalanan, anne babası, hatta bütün ailesi öldürülüp dünyada bir başına enkazlar arasında yamyamların insafına terk edilen, vatanından, evinden barkından koparılan, insan tacirlerinin elinde ölüme yollanan, denizin ortasında ölüme terk eden Aylan bebekleri alfabenin hangi harfiyle tanımlayacak pek değerli uzmanlarımız? Gözlerinin önünde babaları kurşuna dizilen gözü yaşlı bağrı kanlı çocuklar... Büyüyünce ne olacaksın diye sorulduğunda, bizim burada çocuklar büyümez ki, diye cevap veren çocuklar ne kuşağıdır. Maalesef ki insanlık, Gazze’deki enkazların altında kaybolmuştur.
Sanırım hayat, hiçbir zaman günümüzdeki kadar yalan, hayal, ya da sanal olmamıştır. Bizler bunun farkında olmakla birlikte, zamanımızda durum çok farklı bir boyut kazanmış, hayat adeta yalan içinde yalan, rüya içinde rüya şekline bürünmüştür. Bizim inancımızda “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanacaklar.” Asıl hayat uyanınca başlayacak ve bu ikinci hayatta muhakkak herkes ektiğini biçecektir. Elbette kimileri tatlı rüyalarından, kimileri de kabuslarından uyanacak, uyandıkları vakit de karşılaşacakları hakikatler başka başka olacaktır.
Günümüzde dünya, kötülerin hakim olduğu, her türlü kötülüğün aleni ve alçakça işlendiği bir yer oldu. İnsanlık, yamyamların elinde adeta can çekişiyor. Bu şenaatler, bu cinayetler, daha ne kadar devam edecek. İnsanlığın, her şeyden önce mazlumların yaralarını sarması, insanlığı ölümden kurtarması, sonra da insani, psikolojik ve sosyolojik analizlere geçmesi gerekir. Aksi halde bu şartlarda yapılacak en güzel şey, utancından yerin dibine geçmek olsa gerektir.

{ "vars" : { "gtag_id": "G-815M9GDBNG", "config" : { "G-815M9GDBNG": { "groups": "default" } } } }