Tarihin taşlarda saklı nefesi, Bolkar Dağları'nın eski ismiyle Bulgar Dağları'nın sarp zirvelerinde yankılanıyor. Niğde'nin Ulukışla ilçesine bağlı Madenköy civarındaki kayalıklarda yer alan Bulgarmaden Yazıtı, insanlık tarihine 2.800 yıl öteden göz kırpıyor. Geç Hitit döneminin zarif bir yadigârı olan bu yazıt, Anadolu’nun kültürel zenginliklerine ışık tutarken, geçmişin sesiyle geleceğe fısıldıyor.
Kayalıklara kazınmış bu kadim yazıt, Luvice yazılmış bir Anadolu hiyeroglifi. Yüksekliği 1,08 metre, genişliği ise 1,86 metre olan bu yazıt, sadece boyutlarıyla değil, içerdiği hikâyeyle de büyülüyor. Tuwana Kralı Warpalawa’nın vasalı Tarhunaza’ya Bolkar Dağları’nın o dönemdeki adıyla "Muti Dağı"nı hediye etmesi, yalnızca bir siyasi jest değil, aynı zamanda insanlık tarihinin en eski madencilik ruhsatlarından birinin de kaydını oluşturuyor.
Tarhunaza, bu hediyeyi tanrılara ve kralına teşekkürlerle taçlandırıyor. Yazıtın son satırlarında yer alan “Kim bu yazıtı kazır, siler ve parçalarsa, fırtına tanrısı Teşup onu kovalasın, tanrılar onu yakalasın ve yok etsin” ifadesi ise o dönemin koruma ve saygı anlayışını gözler önüne seriyor. Bu uyarı, tarih boyunca yazıtın korunmasını sağlamakla kalmamış, aynı zamanda onun manevi değerini de artırmış.
Bulgarmaden Yazıtı, sadece bir taş levhadan ibaret değil. O, Bolkar Dağları’nın kalbinde saklanan bir sır, tabiatın sert kayaçlarına kazınmış bir insanlık belgesi. Bu yazıt, Geç Hitit dönemi Tabal Krallığı'nın madencilik anlayışına ve bölgenin zengin maden yataklarına dair ilk işaretleri veriyor. Bulgarmaden civarındaki antik maden galerileri ve cüruf yığınları, bölgenin o dönemdeki ekonomik değerini gözler önüne seriyor.
Bu yazıt, tabiatın sert ve haşin şartlarına meydan okuyarak bugüne kadar ulaşmış. Zamanın izlerini üzerinde taşıyan bu anıt, yüzde sekizlik bir aşınmaya rağmen hâlâ dimdik ayakta. Belki de tanrıların laneti, yazıtı tahrip etmeye cesaret edenleri korumuş olmalı!
Bugün, Bulgarmaden Yazıtı’nın bir replikası Niğde Müzesi’nde sergileniyor. Ancak asıl hazinesi, sarp kayalıkların arasındaki orijinalinde saklı. Bu yazıt, bir zamanlar Bolkar Dağları’nın madencilik zenginliklerini anlatan bir belge olmanın ötesine geçiyor. O, geçmişle gelecek arasında bir köprü, tarihin sessiz çığlığı.
Bolkar Dağları’na tırmanırken, yazıtın bulunduğu yere vardığınızda, taşların arasından yankılanan o kadim sesleri duyabilirsiniz. Warpalawa’nın cömertliği, Tarhunaza’nın şükranı ve tanrıların tehditkâr fısıltıları… Hepsi bir arada, Bolkar Dağları’nın rüzgârında hayat buluyor.
Sarp bir kayalığın üzerine kazınmış birkaç satır yazı, bize insanlığın geçmişini, kültürünü ve hayata bakışını fısıldayabilir.
Mehmet Baş