“Cân bula cânânını
Bayrâm o bayrâm ola
Kul bula sultânını
Bayrâm o bayrâm ola”
Bayramlar, kırgınlıkların, dargınlıkların bittiği, sevenlerin kavuştuğu, en güzel vuslat günleridir. En büyük bayram, sevenlerin kavuştuğu gündür.
Asıl bayramlarını Cennet’te yapacak olan Müslümanların, aslında her günü bayram gibidir. Bizim sevinçten, mutluluktan, neşeden bir an uzak olmamız layık değildir. Düşünün dünyada putlara, ineğe, hatta sineğe tapan insanlar bile mevcuttur. Bunlardan biri de biz olabilirdik. Allah esirgesin Müslüman olmayabilirdik. Müslüman’ın hayatı da, ölümü de bayram gibi olduğu halde nimetleri sonsuz olan rabbimiz bizlere ayrıca özel gün ve geceler vermiştir ki mübarek Ramazan bayramı o özel günlerden yalnızca bir tanesidir.
Dini bayramlar Allahü Tealanın biz Müslümanlara birer armağanıdır. En büyük bayramımız, iman ile şereflenmiş olmamızdır. Mübarek olsun. Bunun için ne kadar sevinsek, şükretsek de azdır. Bu nimete vesile olan anne-babalarımıza, hocalarımıza ve mübarek ecdadımıza çok büyük vefa borcumuz vardır. Onlara dua ve hürmet etmemiz üzerimize vaciptir.
Müslüman hidayete, saadete ermiş kimse demektir. Saadete eren kişinin her günü bayram gibidir. Fakat insan çok zaman nefsine mağlup olup yanlışlara düşmekte, zaman zaman gafletle yaratılış gayesini unutmakta, günahlara dalmaktadır. İşte Allahü Teala zamanla biriken hatalarımızı affetmek için bizlere mübarek Cuma günü, kandil geceleri, mübarek aylar ve bayram günlerini ihsan ederek biz aciz kullarını dünyada ve ahirette umumi affa, dolayısıyla feraha kavuşturmakta, en güzel bayramlar nasip etmektedir. O merhamet edenlerin en merhametlisidir.
Bir ay boyunca, Allah rızası için oruç tutan müminlerin cennet beratını almaları ne büyük bayramdır. Bu nimete kavuşabilen talihlilere afiyet olsun. Bayram demek, sevinmek hatta, coşmak demektir. Fakat diğer günlerden farklı olarak bayramlar umumi sürur günleri demektir. Yani herkesin sevindiği günlerdir bayramlar. Dinimizde ve geleneklerimizde bayramların nasıl kutlanacağı bilinmeyen bir şey değildir. Özden koparak sanal mutluluklar peşinde koşmamalı, bayramları bayram gibi yaşamalıyız. Eşiyle, çocuklarıyla güzel bir tatil yapıp anne, baba ve diğer akrabaları ihmal ederek, hatta üzerek bayram yaptığını sanan zavallıların da elden ayaktan düşeceği, gözlerinin yollara bakacağı günler çok da uzakta değildir.
Öncelikle aileler kendi içinde bütün küskünlükleri bir tarafa bırakıp büyük küçük herkes kucaklaşmalı, evlerde yüzler gülmeli, akraba ve dostlar arasında düşmanlıklar bitip, dostluklar pekiştirilmelidir. Akraba ve dostlarla kibirsiz ve riyasız en içten duyularla, en temiz sevgiyle kucaklaşmalı, kardeşliğimiz en büyük mutluluk kaynağımız olmalıdır. Ölmüşlerimizi hatırlamalı, hatta onlara dünyadakilerin halinin bildirildiği bilinerek hareket etmeliyiz. Unutmayalım ki Allah’ımız bizi kardeş yapmıştır. ‘Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.’ Yeryüzünde fitne ve fesadın olmadığı, kan ve gözyaşının akmadığı, her günün bayram gibi olduğu yarınlar temenni ve duasıyla cümle kardeşlerimin bayramını tebrik ederim.
(İdris İspiroğlu)