AH KALBİM!

Abone Ol

Kalp, vücudumuza kan pompalayan organımızdır. Arapçadan dilimize giren kalp kelimesinin Türkçedeki karşılığı, yürektir. Kelimenin bunun yanında, sürekli dönen, değişen, halden hale geçen, sahte, bozuk gibi anlamları da vardır. Bizim asıl konumuz ise mecaz olarak manevi bir kuvvet olan kalbimiz, yani gönül dünyamızdır. Zira insanı hayvandan ayıran mana, burada gizlidir. İnsan demek, kalp demektir. Rahmetli Oktay Sinanoğlu’nun ifadesine göre, gönül kelimesinin Batı dillerinde karşılığı yoktur. Batılıların, bilim ve teknolojide çok ilerledikleri halde, tarih boyunca neden insan olamadıklarını buradan anlayabiliriz. Gönül kelimesinden mahrum olan, ya da kalbi kararmış katılaşmış, nihayet ölmüş mahluklardan insanlık beklemek elbette boşunadır.
Kalp-Gönül, yalnız insanlara mahsus bir kavramdır. Sevda ve dava, böyle bir yürek ister. Seven, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan ayıran kuvvet gönül denilen kalptir. Elini göğsüne koy, helal şeyde kalp sakin olur. Günah işte çarpıntı olur. Şüpheye düşersen, din adamları fetva verse de o şeyi yapma.” sözü güzeller güzeli peygamber efendimize aittir. Zira iman-inkâr, sevgi-nefret gibi duyguların merkezi hep bu gönüldür. Kalp kelimesi, bazen ruh ile eş anlamlı olarak da kullanılır. Buna göre insan demek, kalp demek olmaktadır. Kalpsiz, ya da ruhsuz insan, insanlıktan nasibini alamamış demektir. O halde insana yapılacak her muamele kalbine, ruhuna tesir edecek, orada bir iz bırakacaktır. Kötülükler onu bozduğu gibi, güzellikler de onaracaktır. Mesela bir günah işleyince kalpte meydana gelen manevi siyah leke, karartı, kalbi ve insanlığı kirletirken, akabinde gelen gerçek pişmanlık, özür ve tövbe de bu kirlerin temizlenmesini sağlamaktadır.
Beş duyu organımız kalbin emrinde olmakla birlikte, bu duyularımız kalbin değişmesine de neden olabilmektedir. İnsanın görme, işitme, tatma, dokunma ve koku alma duyuları neyle muhatap ve meşgulse, insan ve onun kalbi de ona göre değişmekte, şekil almaktadır. Kalbin ana giriş kapısı gözlerdir. Her neye baksan, osun demişlerdir. Bakışın, akışındır. Gözler kalbin hem aynası, hem de pencereleridir. Gözler kalbi yansıttığı gibi, kalbin kirlenmesinde ya da arınmasında en etkili organlarımızdır. O yüzden, gözler yalan söylemez, sözü tartışmasız doğru kabul edilmektedir.
Kalp öyle geniş bir varlıktır ki iki cihan kendisine sığdığı halde, kendisi bu evrene sığamamaktadır. İnsanı en güzel şekilde yaratan Rabbimiz, yere göğe sığmamış, yalnızca mümin kulunun kalbine taht kurmuştur. Bilindiği gibi Allahü tealanın yeryüzünde iki evi bulunmaktadır. Bunlardan biri Beytullah da denilen Kabe-i Şerif iken, bir diğeri ise şol müminlerin kalpleridir. Bunun için Yunus Emre hazretleri: “Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.” buyurur. Kabe’yi yıkmak nasıl bir canavarlıksa, müminin kalbini kırmak da öyle, hatta daha büyük bir canavarlık olmaktadır. Alimlerin ve velilerin serdarı olan İmâm-ı Rabbânî hazretleri: "Kalp, Allahü tealanın komşusudur. Allahü tealaya kalbin yakın olduğu kadar, hiçbir şey yakın değildir. Mümin olsun, asi olsun, hiçbir insanın kalbini incitmemelidir. Sakınınız, sakınınız, kalp kırmaktan pek sakınınız! Allahü tealayı en ziyade inciten kafirlikten sonra, kalp kırmak gibi büyük günah yoktur.’’ buyurmaktadır.
İnsanlığın değerlerini mecmu olan kalbimizi her türlü kötülükten, kirden, pastan arındırmalı, her an tertemiz, sağlıklı ve sağlam bulundurmalıyız. Bunun yegane yolu da her ana gönül sultanını hatırında tutmaktır. Zira kalpler, yalnızca Allahü tealayı anmakla temizlenir ve rahat bulur. Kalbi temiz tutmalı, sevgilinin sevmediği şeylerden arındırmalı ve kimsenin kalbini de sahipsiz sanmamalıdır. Erenlerin yolunun esası, kalbi mamur etmek ve kimsenin kalbini incitmemektir.
Büyüklerden biri, mezar taşıma şöyle yazdırayım, diye düşündüm. Rabbim, hiç kimsenin kalbini kırmadım, sen affeyle, buyurmuştur.
“Gönül Çalab’ın tahtı Çalab gönüle baktı
İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise”
(İdris İspiroğlu)

{ "vars" : { "gtag_id": "G-815M9GDBNG", "config" : { "G-815M9GDBNG": { "groups": "default" } } } }