Advert
Advert
BU KEZ KOYUP - ALMAK YOK
Oğuz ÖZDEM

BU KEZ KOYUP - ALMAK YOK

Bu içerik 74 kez okundu.
Reklam

Tarih 90 lı yıllar. Birinci Körfez savaşı zamanı.
Devrin Başbakanı Turgut Özal. Tarihe geçecek şu lafı etti “Bir koyup üç alacağız.”

O zaman da tepki çekmişti ama şimdi yanlış olduğu daha iyi anlaşılıyor. Özal’ı ve Özal dönemi irdeleyecek, karalayacak, övecek ya da yerecek değilim. Bu gün Ortadoğu’da geldiğimiz noktanın o yıllarda önüne geçilebilecekken tam tersine kırılma noktası olması benim üzerine mim koyacağım yerdir.
Bu fikir tam anlamıyla bir aç gözlülük ifadesiydi. Bir savaştan ganimet elde etmek arzusuydu. Amerika’nın yanında, ona destek vererek komşumuzun toprağından, parasından, petrolünden ya da her hangi bir şeyinden nemalanmak isteğiydi.
Başka bir ifadeyle bir koyup üç almak esasında kumar oynamak anlamına geliyor. Lafın aldatıcılığı siyasetin aldığı risklere değil, muhayyel kazancına vurgu yapmasından kaynaklanıyor.
Türkiye Irak’taki bir savaşa dahil olurken Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay istifayı ediyordu. Özal’ın “Benim de anneannem de Kürt’tü” açılımı, Barzani ve Talabani’yle temaslar hep bu Irak’ta nüfuz bölgesi elde ederek başkanlık tacını giyme planının parçasıydı. O dönemde Özal çevresinde kümelenen liberal-muhafazakar çevreler bir yandan Türkiye’nin izlediği içişlerine karışmama siyasetini Kemalizm’in tutuculuğunun ve pasifliğinin bir özelliği olarak görüyor, Kürt sorununun çözümü için federalizmin tartışılmasını teşvik ediyor, icabında Musul ve Kerkük’ün de böyle bir federasyona katılabileceğini ima ediyor ve elbette bu federasyonun bir başkanlık sistemiyle yönetilmesi gerektiğini öneriyorlardı.
Amma evdeki hesap çarşıda tutmadı. Türkiye ülkeyi savaşa soktuktan, ticarete ve ekonomiye ağır bir darbe vurduktan, Saddam’dan kaçan binlerce mülteciyi kabul ettikten ve ülkeyi ABD’nin oluşturduğu koalisyonun askeri üssü haline getirdikten sonra Irak’ta Çekiç Güç rejimini sineye çekmek ve bırakın Musul ve Kerkük’ü almayı, Irak sınırları dahilinde özerk bir Kürt bölgesini kabullenmek zorunda kaldı. O dönemde devlet kadroları Irak’ta kurulacak özerk bir bölgenin Türkiye’de de özerkliği teşvik edeceğini öne sürüyor ve hatta Çekiç Güç’ün PKK’ye destek olduğunu iddia ediyordu. ABD’nin bu konulardaki tutumu ise uluslararası hukuk ve ittifak anlaşmalarına uygundu: Türkiye’nin kendi vatandaşı olan Kürtlerle kurduğu ilişkiyi Türkiye’nin egemenlik alanı olarak tanıyor ancak Irak’taki Kürtlerin statüsünü belirleyemeyeceğini
vurguluyordu. Başka bir deyişle ABD’nin tanıdığı kırmızı çizgiler haritada siyasi sınırları işaretleyen çizgilerdi. Türkiye hevesle katıldığı Bağdat seferinden hayal kırıklığıyla dönerken toplumsal hafızamıza “90lar” diye kazınan dönem başlıyordu.
Aradan 27 yıl geçti. Dile kolay 27 yıl.
Yine aynı yere benzer adımalar atıyoruz.
Bu kez koymak-almak falan yok.
Ama asıl koyma ve alma dönemi aslında şimdi. Çünkü bu kez kimse için değil kendimiz için gideriz gidersek. Artı bir de ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarımızla.
Ne haltınız varsa görün deme zamanı değil. Mecliste zaten Cumartesi günkü oylamada bunu dedi.
Fakat her zamanki şiarımız daim olsun
YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ.
Allah sonunu hayırlı getirsin.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
15 TEMMUZ ANISINA...
15 TEMMUZ ANISINA...