Advert
Advert
GELECEĞİ İNŞA ETMEK
Gazi Karabulut

GELECEĞİ İNŞA ETMEK

Bu içerik 5670 kez okundu.
Reklam

GELECEĞİ İNŞA ETMEK

Mesuliyet, mefkûrenin kaynağıdır, anlayışından hareket ile ahlaki değerler çerçevesinde bir öğrenci yetiştirebilmek için toplumsal analizlerin doğru yapılması gerekmektedir. Toplum olarak yaşanan ahlaki erozyon, doğal olarak yeni nesli de etkilemekte ve beklenen erdemli davranışlar kazanıma dönüşmemektedir. Çünkü uygulamada karşılığı olmayan manevi söylemler çocuğu etkilememekte, duyduğunu değil gördüğünü uygulamaktadır. Sosyolojik olarak da bu çok normal bir durumdur. Yeterli olmasa da “iyi insan” ölçütlerinde okulda verilen genel ahlak kurallarının evde, mahallede, arkadaş çevresinde, pazarda, sokaklarda yaşanmıyor olması daha baskın olan o çevre ile davranışları benzeştirmektedir.

Belli bir yaşa kadar rol model gördüğü öğretmenine karşı mahcup olmamak, onu kırmamak, onun gözünde değerli kalabilmek için etik davranışları uygulamaya çalışan öğrenci, belli bir süre sonra bu tenakuzu kaldıramamakta ve baskın olan çevrenin etkileşimine kendini kaptırmaktadır.

Meselenin kaynağı sadece eğitim uygulamaları veya anlatılanların yetersizliği ile sınırlı değildir. Ahlaki tutarlılık ancak sosyal bütünlüğün sağlanması ile gerçekleşecektir. Çocukta istendik değerler eğitiminin hayat bulması için ilk önce aile olmak üzere, sokak, mahalle, köy, ilçe, şehir, ülke minvalinde yapılandırıcı, uygulanılabilir, karşılığı olan çalışmalar hayata geçirilmelidir.

 Toplumdaki yanlış kabuller gözden geçirilmeli, sadece maddi endeksli yaklaşımların daha sonra ortaya koyduğu hasarlar belirlenerek öncelikler yeniden gözden geçirilebilmelidir.

Sosyal baskıların yoğunlaştığı konulara bakıldığında, ülke gerçeklerinin de etkisi ile sadece bir meslek sahibi olmaya yönelik hedeflerin yanlış olduğu, bu tip yaklaşımların menfaatçiliği körüklediği, kişisel hırsları ülke ve toplum çıkarlarının önüne koyduğu izah edilebilmelidir.

Meselenin bir çocuğa bakan bir de topluma, aileye bakan yönü vardır. A. Maraşlı, iyi bir çocukta şöyle özellikler arandığını belirtir.

“1. Zekâsı ve yetenekleri işlenerek, her alanda âdeta rekabet edilemez şekilde fark oluşturan üstün beceriler kazanmış;

2. Severek düşünce üreten ve çok yönlü düşünen;

3. Ürkeklik, çekingenlik ve içine kapanıklıktan uzak, kendini rahatlıkla ifade edebilen, sorumluluk bilinci yüksek, medenî cesareti üst düzeyde, kendisine verilen potansiyelin farkında bir özgüven sahibi, gayet cesur ve hayata mütebessim gözlerle bakan;

4. İhtiyaç olan her türlü özel bilgiyi özümsemiş;

5. Günlük hayatta ihtiyaç olan basit pratik bilgi ve becerilere sahip;

6. Sporla yeterince iç içe;

7. İnsanî, ahlaki ve manevî değerlerle dinamik anlamda mücehhez; insanlığa faydalı olma arzusuyla yanan, insanlığa insanlığı hâkim kılma sevdasını yaşayan;

8. İçe dönük muazzam bir düşünce derinliğiyle beraber dışa karşı muhteşem bir açıklık içinde;

9. Dünya ile yarışıp rahatça öne geçecek âdeta rekabet edilemez harika çocuklar ve gençler yetiştirmek!”

Ama bu belirtilen donanıma ulaşabilmesi için eğitim sisteminin ve ailelerin, çocuklarını doğru yönlendirebilmeleri, bu alana ciddi yatırımların yapılması, her alan ile ilgili uzman tetkiklerin ortaya konması gerekmektedir.

Aile eğitimi baştanbaşa titizlik isteyen bir alandır. Burada ailelerin geldiği kültür, ekonomik girdi ve çıktılar, eğitim durumu, geleceğe ait beklentileri başta olmak üzere ciddi analizler sosyolojik olarak incelenmeli,  irdelenmeli, çözüm yolları ortaya konmalı ve kararlı bir şekilde uygulanmalıdır.

Ardından mahallelerin yapıları da aynı hassasiyetle ele alınmalı ve toplumsal dönüşüm için girişimde bulunulmalıdır.

Yapılacak çalışmalarda okul, merkeze alınmalı ama okulların bu işi gerçekleştirebilmeleri için de eğitim programlarının da katkı sağlayacak niteliğe ulaşması temin edilmeli, eğitimciler o donanıma sahip olmalı, merkezi irade her türlü desteği sağlamalıdır.

Erdemli bir öğrenci yetiştirmek için, kavramın kabul görmesi sağlanmalıdır.

Okullar göstermelik yaklaşımlardan uzak ciddiyetle meseleyi ele almalı,  okulun bahçesinden giriş başta olmak üzere, koridorlarına, sınıflarına değerler eğitimi kavramını yaşantıya dönüştürecek çalışmalar gerçekleştirilmelidir.

İyilik köşeleri, iyilik kutuları, sevgi sınıfları, örnek şahsiyetlerin öne çıkarılması, her etik davranışın büyük karşılık görmesi, yaşantıya dönüşen erdemli tutumların temsil görmesi ve akademik olarak da değerlendirilmesi gibi adımlar geliştirilerek uygulama zeminleri bulmalıdır.

Aslında iyi bir nesil için sorumluluk sahibi bir nesil demek hiç de yanlış olmaz. Günümüzde hala ceza metodu ile nesil eğitmeyi model alan eğitim sistemleri çocuklara mesuliyet yükleyemeyecektir.

O zaman yapılması gereken ülke ve millet değerleri ile örtüşen, geçmişinin farkında olan, geleceğini erdem ve ilim ile inşa etmeyi ilke edinen, kısacası kendi kimlik değerlerine sahip insanlığın refahına katkı sağlayacak bir nesil yetiştirmek gerekiyor.

Bu da köprünün asli vazifesidir. O köprü öğretmendir. Ancak köprünün işlevi ayakları ile mümkün olacaktır. Ayaklar ise okul, öğrenci, velide oluşturulacak insani, İslami, milli şuur planı ile bağlantılıdır. Öyleyse köprüye sahip çıkmak ve ayaklarını kuvvetlendirmek gerekmektedir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
15 TEMMUZ ANISINA...
15 TEMMUZ ANISINA...