Advert
Advert
ÖLDÜREN TEMİZLİK
Dr. Özlem Ecemiş

ÖLDÜREN TEMİZLİK

Bu içerik 1125 kez okundu.
Reklam

Ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaşan insanların hemen yaşam tarzlarına ilişkin iyileştirme için çalıştıklarına hepimiz biliriz. Yüksek tansiyon tanısı alanlar tuzdan, şeker hastalığı tanısı alanlar şekerden, bel fıtığı rahatsızlığı geçirenler kilodan, bu tanılarla karşılaşınca vazgeçerler. Hele ki isminin bile herkesi ürküttüğü kanser hastalığı ile karşılaşanlar hemen en sağlıklı yaşam tarzına geçiverirler.

 Gelişmiş ülkelerdeki sağlık hizmetleri sunumunun en önemli ve stratejik aşamasının koruyucu sağlık hizmetleri olduğu bilinir. Bütün bu stratejilerin içinde bireylerin en küçük yaştan itibaren sağlık okuryazarlığının bulunması ve sağlığa dair çevresel faktörlerin iyi bilinmesini de vardır.

Sağlıkta olması gereken bu süreç içinde kaçımız hayatımızı çok kolaylaştıran kimyasallara ilişkin farkındalık sahibiyiz.

Dişlerimizi bembeyaz yapan diş macunları, saçlarımızı sağlıklı yapan kolayca taranmasını sağlayan kremler,hijyenik olduğu iddiasıyla yaygınlaşan sıvı el sabunlar, mekanlarımızı güzel kokutan oda spreyleri, titiz hanımların vazgeçemediği çamaşır suları, yumuşatıcılar, parlatıcılar, fırın temizleyiciler, ahşaba, fayansa, cama ayrı temizleyiciler, her yeri ve her şeyi pırıl pırıl yapan mucizeler. Mikropları öldürelim derken kendimize verdiğimiz zararı düşündürtmeyecek kadar masum pazarlanan ev kimyasalları. Hepsinin önce bedenimizi, suyu, havayı,çevreyi ve sonuçta yine bizi hastalandırdığını biliyoruz aslında.

  1950 yılından bu yana tam 80.000 sentetik kimyasal icat edilmiştir. Bunların çoğu kimyasal savaş amacıyla petrolden ve kömür katranından elde edilmiştir. Üzücü olan şu ki bu maddelerden hemen hiçbiri güvenlik açısından test edilmemiştir. Çoğu zaman bize etikette bilgi bile vermeden, rızamız sorulmadan temizlik maddelerine, suyumuza ve yiyeceklerimize katılırlar. Büyük bir sanayi olan kimya, bütün bilgileri gizliyor ve size her yıl 1000 yeni kimyasal hediye ediyor.

Amerika’daki Ulusal Araştırma Vakfı’na göre, "her gün kullanılan ürünlerdeki kimyasalların yüzde 80’inden fazlasının zehirliliği hakkında hiçbir bilgi verilmemektedir. Bu ürünlerden ancak % 20’sinden azı ani etkileri açısından incelenmiştir. Kronik hastalık, üreme ve gen sağlığı açısından incelenenler ise yüzde 10 bile değil. Bunların bir araya gelip etkileşmesinin yetişkinler, bebekler veya ceninler üzerindeki etkisi hakkındaysa neredeyse hiçbir araştırma yoktur. Çok önemsiz görülen cilt lezyonlarından genetik yapının bozulmasına kadar giden ciddiyette bu tahriplere ilişkin ispatlanmış çalışmalar internet ortamında çok kolay bulunabilir. Tıpkı ,çamaşır sodası, karbonat, sirke, boraks, arapsabunu gibi doğal yollardan yapacağımız ev temizlik ürünlerinin çok kolay yapılabileceği gibi.

 

İnsan ne kadar temiz olursa olsun, mutlaka mikroorganizmalarla birlikte yaşamak zorundadır, zira vücudun dengesi mikroorganizmalar aracılığıyla kurulur. Temizlik ve hijyen önemlidir ancak tümüyle “steril” bir alan yaratmak mümkün değildir. Dolayısıyla etrafı temizlik adına veya daha parlak ,yumuşak, kokulu olması adına çoğu ispatlanmış kanserojen ve vücut hücrelerine zararlı bu kimyasalları düşüncesizce kullanmaya değer mi? Belki bir kez daha evimiz ve yaşadığımız mekanlardaki kimyasalları gözden geçirip, mümkün olduğu kadar sadeleştirip, doğal ürünler alma veya yapma yolunu seçebiliriz.

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
15 TEMMUZ ANISINA...
15 TEMMUZ ANISINA...