Advert
 Aday
Oğuz ÖZDEM

Aday

Bu içerik 423 kez okundu.

Hiç bitmeyen seçim dalgasının bir yenisiyle daha buluşmak üzereyiz. Her ne kadar daha yarım yıl daha varsa da şimdiden alt yapı çalışmaları başladı bile.
Yaşı benim gibi Altmışa merdiven dayayanlar hafızalarını bir zorlasa acaba kaç seçim gördük. Ara seçim, baskın seçim, hızlandırılmış seçim, referandum, olağan seçim, olağanüstü seçim falan derken ortalama her on sekiz ayda bir sandığa gitmişiz. Bu da demektir ki 25 civarında seçim atlatmışız. E tabi burada bir defada bazen iki bazen üç bazen de dört sandık kurulduğu düşünülürse yüz civarında sandıkla müşerrefliğimiz var.
Eskiden- eskiden derken- “Once upon a time” denilen “bir zamanları” kastetmiyorum. Yani daha şunun şurasında 30 yıl öncesinden falan bahsediyorum.  Vekilliğe ve/veya belediye başkanlığına aday bulmak ne kadar zordu.
Çok iyi hatırlıyorum devrin iktidar partisi için yalvar yakar üç kişiyi zorla aday yapmışlardı. Hatta “ya ol, ya bul” sözü taa o zamandan beri dilimizde pelesenktir.
Vekillik için öyleydi de, reislik için daha da zordu.
Adaylarda aranacak kriterlerden daha ziyade parası olan, çevresi olan, adı duyulan biri olması sanki yeterli bir ölçüttü.
Belki de bu yüzdendir pek çok şehir uzun yıllar büyük bir köyden öte geçmedi.
Dahası, ilçe, kasaba ve belde başkanlarını bulmak daha da zordu. İnsanların başkan olma gibi bir dertleri de yoktu zaten. İsimden, titrden başka bir getirisi de olmazdı. Yani adı büyük Kozanoğlu hesabı.
Şimdilerde en küçük bir beldeye bile her partiden onlarca aday çıkması bende bambaşka duygular uyandırıyor.
Ya eskiden başkanlığın ne olduğu, neler kazanacağı yada getirisi bilinmiyordu yada zaten ödenek yoktu, olanaklar yoktu, araba yoktu, para yoktu ne diye başkan olunacaktı.
Şimdi Maşallah aday kum gibi. O halde iki ihtimal var. Ya hizmet etmek için cana atan vatansever kişiler arttı. Ya da bu yolla kısa yoldan zengin olabileceğini düşünen kişiler.
Aklıma o meşhur fıkra geldi.
Mişel ve salamon savaş ihtimalinin olduğu bir ülkede yaşarlarken askere alınacakları haberi gelince, kara kara düşünmeye başlamışlar. Bir ara Mişel:”Bak Salamon bizi askere aldıklarına iki ihtimal olacak ya geri hizmet ya cepheye verecekler. Geri hizmete verirlerse sorun yok ama cepheye verirlerse iki ihtimal var, ya esir düşeriz ya ölürüz.  Ölürsek mesele yok ama esir düşersek iki ihtimal var ya sabun yaparlar ya da kağıt yaparlar. Sabun yaparlarsa sorun yok ama kağıt yaparlarsa iki ihtimal var ya 1. Kalite ya da ikinci kalite oluruz. Birinci kalite olursa sorun yok ama ikinci kalite olursak iki ihtimal var ya müsvedde kağıt oluruz ya da tuvalet kağıdı. Müsvedde kağıt olursak sorun yok ama tuvalet kağıdı olursak işte o zaman hapı yuttuk Salamon.” der.
Velhasıl aday adayı olan arkadaşlar seçildi seçildi, seçilemezse iki ihtimalleri var ya harcadıkları yüzbinler uçar gider ya da bir yerlere danışman, müdür falan olurlar. İktidar partisinden adaysa ve seçilmezse bile bir yerlerde masa bulurlarsa ne ala yoksa ikinci ihtimalle cepten giden gider ona göre.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Uzman Çavuş Son Yolculuğuna Uğurlandı
Uzman Çavuş Son Yolculuğuna Uğurlandı
Metin Usta’ya Son Veda
Metin Usta’ya Son Veda