Advert
Sözde Değil 'Özde' Milli Eğitim
İdris İSPİROĞLU

Sözde Değil 'Özde' Milli Eğitim

Bu içerik 1379 kez okundu.

Üzülerek söylemeliyim ki, eğitim sistemimiz halen 1930’lu yıllardaki tarım toplumu ve kaba ideolojik dayatmaların etkisi altında bulunmaktadır. ‘Yeni bir millet yaratma’ iddiasındaki köksüz bir ideolojik eğitimle geldiğimiz nokta, maalesef, tam bir çıkmaz sokaktır. Gerçi yeni bir millet yaratma hedefinin ciddi oranda amacına ulaştığını söylemek yanlış olmasa gerek.
Senenin yüz seksen gününde eğitim yapmak, üç ay eğitim-öğretime ara vermek, olacak şey değildir. Bu 1930’lu yıllardaki tarım toplumu olan Türkiye’nin eğitim-öğretim planlamasıdır. IV. Murat devrinde yaşamış kemankeş Mustafa Paşa, okçuluğu anlattığı ‘Kavs-name’ adlı eserinde: ‘Bir okçu, okçuluğu bir gün terk ederse, okçuluk onu yirmi gün terk eder.’’ diye yazmaktadır ki, başarı için sürekliliğin olmazsa olmaz kural olduğunu mükemmel bir şekilde anlatmaktadır. Üç ay idman yapmayan bir sporcu düşünebiliyor musunuz? Ne demek altı ay tatil.!
Çocukların severek, koşarak gittiği, mutlu oldukları, geleceğe dair ümit ve güven veren tam teşekküllü bir okul hayal ediyorum. Şehveti değil, aşkı büyüten bir okul. Türk’ün gök kubbeyi çadır, yeryüzünü döşek eyleme ülküsüne yol gösteren ve cesaret veren bir eğitim düşlüyorum. On beşinde Kızılelma rüyası gören, seccadesini suya seren alperenlerin heyecanını yüzyıllar ötesinden duyacak yiğitleri yetiştirecek bir eğitim. Mevlana hazretlerinin buyurduğu gibi, bir ayağı merkezde sabit, diğer ayağıyla evreni dolaşan nesilleri yetiştirecek bir eğitim. Geçmişi yüreğinde, geleceği gözlerinde mücessem duran, yarınlara dair korkuları değil, hedefleri, idealleri olan nesilleri yetiştirecek ve bunun için her türlü donanımı vadeden bir eğitim. Fethin sırlarını keşfeden, fetihlerin en güzeliyle gönüller açan Fatih’leri yetiştirecek ve yeni çağlar açacak bir eğitim. Secdeden yıldızlara tırmanan merdivenler kuran, gemileri fezalarda yüzdüren leventleri yetiştirecek bir okul. Acaba 17 milyon yavrumuz, mevcut müfredatla bütün eğitim aşamalarından yüzde yüz başarıyla mezun olsa dertlerimiz son bulur mu? Acaba 2,5 milyon öğrencimizin tamamı, üniversite sınavındaki bütün soruları doğru olarak cevaplasa, amacımıza ulaşmış olur muyuz?
Eğitimin temeli iman olmalı, aşk olmalı. Yalnızca dolgun bir maaşa endeksli aşksız, dertsiz, idealsiz eğitimle ne başarılı ne de mutlu olunabilir. İyi yetişmiş ve idealist bir eğitim kadrosu olmadıkça fiziki anlamda yapılacak çalışmalar hep eksik ve yetersiz kalmaya mahkumdur. En iyi öğrencilerin seçildiği ve mükemmel bir şekilde yetiştirildiği bir eğitim ordusu düşünün. Altı yıl lisans eğitimi alan, en az iki yabancı dili iyi derecede bilen ve toplumun en gözde mesleklerinden birine sahip bir eğitim ordusu. Öğretmenlik mesleği, milletin geleceği için, tıptan bin kat daha önemlidir. En az bin yıllık bilimsel ve kültürel mirasını okuyup tarihsel birikimimizi değerlendirebilecek, dünyayı iki avucunun içine sığdıracak hocaların görev yaptığı bir eğitim. Her gün yeni fikirler ve buluşlar yapan bir okul…
Tarihin gördüğü en büyük kültürel saldırılara ve tahribatlara karşı çocuklarımızı, ailemizi, bizi biz yapan değerlerimizi ve topyekun milletimizi koruyup geliştirecek olan yegane varlığımız okullarımızdır. Ruhunu kaybetmiş, üstadın tabiriyle, hayat süren leşler görmek istemiyorsak, bir an öce harekete geçmemiz gerekir. Yarın çok geç olabilir.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Uzman Çavuş Son Yolculuğuna Uğurlandı
Uzman Çavuş Son Yolculuğuna Uğurlandı
Metin Usta’ya Son Veda
Metin Usta’ya Son Veda