Advert
Advert
PARANOYA
Oğuz ÖZDEM

PARANOYA

Bu içerik 17423 kez okundu.
Reklam

PARANOYA

Köken itibarıyla Fransızca olan bu sözcük, şizofrenik ve psikolojik rahatsızlıkları da içerdiği gibi, kişilik bozukluğunu da ortaya koyabilir.

Bununla beraber, septik, şüpheci, her konudan bir yargı çıkarmaya çalışan, irdeleyici ve eleştirel kişilik özelliğini de barındırır.

Bu ikinci yanına bakınca acaba ben paranoyak mıyım demek geliyor içimden.

Uzun zamandır, olup bitenleri incelediğimizde, çok vahim sonuçlar doğuran olayların temeline baktığımızda meğerse olay hiç de bizim bildiğimiz gibi değilmiş diyoruz.

Özellikle son zamanlarda bu örnekler o kadar çoğaldı ki şimdilerde olup biten her şeye, bu septik anlayışla bakmak zorunda kalıyoruz. Bu da bizi paranoyak yapıyor işte.

Geçmişten geleyim.

Bu ülke için gerçekten bir değer olan Sayın Muhsin Yazıcıoğlu helikopter kazasında yaşamını yitirdiğinden beri, ölümü sorgulanıyor. Kaza mı, cinayet mi? Şimdilerde ortaya atılan senaryolara bakınca öldürülme olasılığı daha fazla görünüyor ve arkasından sorular…sorular…

Yine, bu ülke için bir değer olan, sayın Özal,  öldü mü, öldürüldü mü? Sorular…sorular.. yazılanları okuyunca öldürülmüş olma ihtimali yükseliyor.

Kozmik odaya girilme hikayesi o zamanlar bile hepimize çok komik gelmemiş miydi? Bırakınız bir ülkenin tüm sırlarının barındığı bir odayı, bir banka kasasına bile girmenin mümkün olmadığı bir durumda, “meclis başkanına düzenlenecek olan  suikast planlarının bu odada olduğuna eminiz” gibi abuk sabuk bir gerekçeyle girilmesinin ardında yatan sebebin, aslında görünenden çok daha başka bir şey olduğunu düşünmek paranoyaklıksa, galiba ben öyleyim.

Örnekleri çoğaltmak mümkün de ben gelecek için bir senaryo çizerek birilerinin daha bana benzemesini sağlayayım.

Sayın Bahçeli’nin özellikle son bir yıldır ne yapmaya çalıştığını anlayan var mı?

Özellikle, genel başkanlık yarışı ile ilgili ilk kıvılcım parladığından bu yana, olan bitene bir bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Bir sabah, hiç gündemde yokken, seçimlerin neden kaybedildiği düşünüleceğine birden bire sayın Bahçeli çıkıyor ve “Ortada konuşulup durulan başkanlık sisteminin fiili bir durum kazanması için AK Parti konuyu meclise getirsin” deyiverdi.

Anayasa maddelerinin değişiklikleri ile ilgili komisyon ortağı oluverdi.  

Şimdilerde genel merkez olarak iktidara daha yakın, öyle değil mi?

Hiç kimse beni Devlet Bahçeli’nin bu işten nemalandığını, paye alacağını, sistemde yerini alacağını, geleceğini kurtarmaya çalıştığını, kaset olayı olduğunu falan söylemesin kesinlikle inanmam çünkü Bahçeli’nin ne akçeli işi, ne ikbal kaygısı ne de daha fazla koltuk sevdası olmaz.

Pekiii… Ne oldu da böyle oldu?

E hadi varın biraz da siz düşünün şimdi.

Bu arada tüm Niğde halkını sevgiyle kucaklıyorum. Ben Araştırmacı-Gazeteci- Yazar Oğuz Özdem. Bundan böyle rutine bağlamadan belki her gün belki haftada bir gün gelişmelere bağlı olarak bu köşede buluşacağız.

Saygılarımla.

   

      

  

    

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
15 TEMMUZ ANISINA...
15 TEMMUZ ANISINA...