Advert
Advert
İŞTE MEDENİYET FARKI.!
İdris İSPİROĞLU

İŞTE MEDENİYET FARKI.!

Bu içerik 350 kez okundu.

Millet, kültür ve medeniyet demektir. Bugün sekiz milyarlık insanlık alemi bir anne-babadan çoğalmıştır. Yüz sene önce dünya nüfusu bir milyardı. Beş yüz sene önce üç yüz milyon, Anadolu’ya geldiğimiz bin sene önce ise yüz milyon kadar idi. İki bin sene önce ise insanlık yalnızca otuz milyon kadar nüfusa sahip idi. Buna göre milletleri etnik olarak büyük bir ailenin bireyleri olarak düşünebiliriz. Milletleri birbirinden ayıran inançları-değerleri, kültür ve medeniyetleridir. Değerlerini koruyamayan bireyler ya da milletler, başka milletlere yem olarak yok olmaya mahkumdur. Burada Peygamber efendimizin: ‘ Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o, onlardandır.’ Mübarek sözlerini hatırlatmak yerinde olacaktır. Bu yazımızda insan sağlığını birinci derecede etkileyen yemek kültürüyle ile ilgili iki medeniyetin mukayesesini somut iki örnekle anlatmaya çalışacağız.
Romalılar oburlukta o kadar ileri idi ki, tıka basa yer, sonra da parmak salıp çıkarırlar ve tekrar yerlerdi. Karadeniz’de ‘obur’ kelimesi ‘yamyam’la eş anlamlı kullanılır, çocuklar ‘Obur’la korkutulurdu. Rivayete göre Roma imparatoru bir yemekte o kadar yer ki; yerinden kalkıp yürüyemez hale gelir. Köleler kendisini tahterevalliye koyup götürürken, az ötede bir feryat duyulur. İmparator muhafızlara, ne oldu, diye bakmalarını emreder. Adamlar ne görsün, adamın biri o kadar yemiş ki, yemekten çatlamış, kanlar içinde feryat etmektedir. Hemen olup biteni imparatora bildirirler. Durumu öğrenen imparator: ‘Yedin mi böyle yiyeceksin… Bizimkisi de yemek mi?’’ diye hayıflanır. 1800’lü yıllara kadar İngiltere’de kasaplarda insan eti satılır, ‘Ver şu herifin budunu.’ diyerek kasaptan et alınırdı.
Herkesin bildiği gibi sıhhati korumanın en önemli yolu sağlıklı beslenmedir. Maalesef bugün çocuklarımızın, hatta yetişkinlerin sağlıklı beslendiklerini söyleyebilmek mümkün değildir. Bugün her ne kadar benimsemesek de, Batılı yaşam ve beslenme tarzımız yalnızca değerlerimize değil, sağlığımıza da büyük zarar vermekte; adeta ağzımızın tadını kaçırmaktadır. Geleneksel mutfağımızdan ve yemek kültürümüzden uzaklaştıkça en büyük hastalığımız ‘obezite’ oluverdi. Beslenme tarzımız yabancılaşınca, adını bile duymadığımız yabancı hastalıklarımız peydahlandı. Yaşamak için yemek yiyen bir toplum, sırf yemek için yaşamaya başladı. Seksen milyon nüfuslu ülkemizde yılda altı yüz milyon hastanın bir sağlık kuruluşuna başvurduğunu söylersem, ne demek istediğim daha iyi anlaşılır sanırım.
Peygamber efendimizin İslam’a davet ettiği Roma imparatoru Heraklius iman etmez, ancak peygamber efendimize çeşitli hediyelerle birlikte hastaları tedavi etmesi için bir de doktor gönderir. Doktora bir ev verilir ve her türlü ihtiyacı karşılanır. Altı ay geçer, fakat tek bir hasta tedavi için doktorun kapısını çalmaz. Adam dayanamaz peygamber efendimize gelip durumu arz eder. Kainatın efendisi doktora, kendilerinin misafiri olduğunu ve Medine’de kaldığı müddetçe her ihtiyacının karşılanacağını; zira dinimizde misafire çok önem verildiğini, ancak ne kadar kalsa da kendisine hasta gelmeyeceğini bildirir. Bunun sebebini merak eden doktora Allahü Teala’nın sevgilisi: ‘’Çünkü benim eshabım hasta olmaz.’’ buyurur. Doktor bu sefer daha çok şaşırır: ‘’Ama bu nasıl olur?’’ diye sorar. Peygamber efendimiz aleyhisselam, benim eshabım çok temizdir, ayrıca acıkmadan sofraya oturmazlar ve doyduktan sonra tıka basa yemezler buyurur.
İşte bizim medeniyetimiz.! İşte ‘Tıp-ı Nebevi’nin en kısa özeti. Temizlik ve az yemek. Ne kadar sade, sağlıklı ve insani hayat, ne güzel bir diyet.! Sağlıklı bireyler ve sağlıklı bir toplum olabilmemiz için kaybolmaya yüz tutan kültür ve medeniyetimizi yeniden keşfetmeli, Bilge Kağan’ın tabiriyle, ‘Titreyip kendimize gelmeliyiz.’

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Kendi işinin patronu ol
Kendi işinin patronu ol
Çiftlik İlçesi Şehit Nurettin Tekin Z Kütüphanesi açıldı
Çiftlik İlçesi Şehit Nurettin Tekin Z Kütüphanesi açıldı