Advert
Advert

“Ülkemizin yüzde 92’si deprem riski altında”

“Ülkemizin yüzde 92’si deprem riski altında”
“Ülkemizin yüzde 92’si deprem riski altında” Hamza TAV
Bu içerik 237 kez okundu.
Reklam

Niğde İnşaat Mühendisleri Odası (İMO)Temsilciliği, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 18. Yıldönümü nedeniyle bir açıklama yaptı.
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Niğde Temsilcisi Abudder Zorba, kentlerin depreme hazırlıklı olmadığını vurgulayarak, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin  “Ülke tarihinin en acı depremlerinden biri olduğunu ve üzerinden 18 yıl geçtiğini söyledi. 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük merkezli depremde, resmi verilere göre 20 bin insanımız hayatını kaybetti, binlerce insanımız yaralandı, 300 binden fazla yapımız yıkıldı veya hasar gördü” diye konuştu.
Ülkemizde; deprem, sel, su baskını ve taşkın gibi doğal afet olaylarının sıkça yaşandığını, yakın zamanlarda Çanakkale, Manisa, Adıyaman ve İzmir, son olarak da Muğla ve ilçelerinin depremden nasibini aldığını hatırlatan Abudder Zorba, “Yine haziran ve temmuz aylarında Ankara ve İstanbul başta olmak üzere yurdumuzun birçok kentinde su taşkını ve sel baskınları oldu. İstanbul’da altyapı eksikliği ve kentin betonlaşması nedeniyle birkaç kez yağan yağmur taşkınlara sebep oldu, kent yaşamını felç etti. Öngörülebilen bir yağmur afete dönüştü, hayat durdu” dedi.
Ülke Toprağının Yüzde 92’si Deprem Tehlikesi Altında
Türkiye’de afetlerin sonuçlarından ders çıkartılmadığını ifade eden Abudder Zorba, şunları söyledi: “Kentlerimiz depreme hazırlıklı değil. Sel ve su baskınları doğal bir hal aldı, afete dönüştü. Isı adaları oluştu, iklim değişti. Hava düne göre çok daha fazla kirlendi. Tüm bu gerçeklere rağmen, yeni inşaat ve kentsel dönüşüm uygulamaları ile sosyal ve toplumsal sorunlar artırılmaktadır.
Nüfusun Yüzde 70’i Deprem Tehlikesi Yaşıyor
Ülke gerçekleri de hazırlıklı olmamıza işaret ediyor. Ülke topraklarımızın yüzde 92’si deprem tehlikesi altında; yüzde 66’sı ise birinci ve ikinci derecede tehlikeli deprem bölgesinde yer almaktadır. Nüfusu bir milyonun üzerinde bulunan 11 büyük kent ve ülke nüfusumuzun yüzde 70’i, deprem tehlikesi altında bulunuyor. Yine büyük sanayi tesislerinin yüzde 75’i deprem tehlikesi altındadır. Üstelik bu tesisler Doğu Marmara’da toplanmıştır.
Ülkemizde yaklaşık olarak yirmi milyon mertebesinde yapı stoku bulunmaktadır. Orta büyüklükte bir depremde bile yapılarımızın hasar görmesi ve can kayıplarının ortaya çıkması yapı stokumuzun büyük bir risk taşıdığını önümüze seriyor. Ancak yapı envanteri ile ilgili bütünlüklü bir çalışma mevcut değildir.
Van depremi sonrası hızla, deprem tehlikesi gerekçesiyle "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” çıkarıldı ve kentsel dönüşüm projeleri hız kazandı. Ancak uygulamalara baktığımızda; deprem tehlikesinin arka planda bırakıldığını ve kentsel dönüşümün, inşaat sektörünün gelişimine ve sermaye artırmaya hizmet eder hale getirildiğini görmekteyiz.
Yapı Stoku Güçlendirilmeli
Bugün ne yazıktır ki ticari kaygı teknik kaygının önüne geçiyor. Üniversite, meslek odası ve endüstri arasında olması gereken işbirlikleri önemsenmiyor. Kamu yararı doğrultusunda çalışmalar yapan Meslek Odalarının yetkileri giderek budanıyor. Tüm bunlar yapı üretim sürecinde olumsuzluklara neden oluyor.
Ülkemizi, kentlerimizi, yapılarımızı depreme karşı hazırlamak için insan odaklı uygulamalarla mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarılması ve güçlendirilmesi gereklidir. Yeni yapılacak yapıların üretiminde de bilimin, tekniğin ve mühendisliğin ortaya koyduğu ilkeler esas alınmalı, proje üretim sürecinden başlayarak yapı üretim sürecinin tüm evreleri sertifikalı mühendisler tarafından denetlenmelidir. Ayrıca yapıların sigorta kapsamına alınması da deprem zararlarını azaltmanın bir diğer yolu olarak söylenebilir.
Kentimizde de afet ve deprem açısından riskli yapı stokunun önemli bir kısmının yenilenmesi kalanların da güçlendirilmesi gerekmektedir. Ancak bu yenileme projelerinde, depreme dayanıklı ve vatandaşın hakkını hukukunu koruyan sağlıklı yaşam alanlarının yaratılması hedef alınmalıdır. Olası bir depreme kentin yeterli ve kamuoyu tarafından bilinen toplanma alanları, sağlık ve diğer hizmetlerin hazır olması büyük önem taşımaktadır.
Geleceğe Güvenle Bakmak İstiyoruz
Marmara Depreminin 18. yılında bir kez daha hatırlatmak gereğini duyuyoruz; kent politikaları, yapılaşma; bilime, tekniğe ve akla uygun bir perspektifle, rant için değil, toplum yararı için yapılmalıdır. Afet, bir doğa olayının kendisi değil doğurmuş olduğu sonuçlardır. Doğanın kendi kuralları her zaman işleyecektir. Önemli olan yaşanacak olayları afete dönüştürmeyecek yapıların üretilmesi ve sağlıklı bir çevrenin yaratılmasıdır.
Biz İnşaat Mühendisleri Odası olarak şube ve temsilciliklerimizle geleceğe endişeyle değil, güvenle bakmak istiyor ve bu isteğimizin her zaman arkasında olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz. Çünkü toplumsal duyarlılığımız, yaşamın kutsallığına olan inancımız, bilimsel ve mesleki gerçeklikler bunu gerektiriyor.”

Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
Aydın Akbaş Niğde’ye veda etti
15 TEMMUZ ANISINA...
15 TEMMUZ ANISINA...